ALİYYÜ’L NAKŞİBENDÎ’NİN YAŞADIĞI DÖNEMİN SANAT ORTAMI
Çiçeklerin renk tonlarının artması, derinlik duygusu ile boyut kazanmaları, vazo ve diğer detayların Batı dünyasının rokoko üslûbuna bürünmeleri ise XVIII. yüzyılın ikinci yarısına tesadüf eder. Böylelikle, XVIII. yüzyıldan itibaren Osmanlı sanatında Avrupa’da meydana gelen barok, ampir ve rokoko üslûplarının kaynaştığı yeni bir resim tarzı doğmuştur.2 Bu üslûba “Türk rokokosu” adını veren ve yazılarında ilk kullanan sanatkâr hekim ve kültür tarihçimiz de, rahmetli hocamız Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver olmuştur. Kendisi bu tabirin isim babasıdır, denilebilir. Bu isimlendirme, zamanla bugünkü sanat âlemimizde benimsenmiş ve kabul edilmiştir.
KUR’ÂN-I KERİM’İN TANITIMI
ALİYYÜ’L-NAKŞİBENDÎ’NİN ESERDEKİ İMZASI IŞIĞINDA BİYOGRAFİSİNE DAİR DÜŞÜNCELER
BU SANATKÂRIN ÇAĞDAŞLARI VE HALEFLERİ
ALİ NAKŞİBENDÎ’YE AİT İKİYÜZELLİDÖRT BEZEMENİN TANITIMI
Ressamımızın yapıtlarını kısaca tarif etmeye çalışalım: Resim ve tezhiplerin ana temaları genelde çiçek bahçelerini hatırlatıyor.
Çiçekler ve yapraklar botanik özellikler göstermekle beraber yine de devrine göre stilize edilmiş tasarımlardır. Çiçeklerin çeşitlerini de şöyle sıralayabiliriz: Pembe ve sarı güller, lâle, karanfil, menekşe, nar çiçeği, anemon, borazan çiçeği, papatya, katmerli leylâk, fulya, manolya, lilium ve gelin çiçeği tanımlayabildiğimiz nev’ilerden.
SERLEVHA NAKIŞLARI
VAZOLU ÇİÇEK BUKETLERİ
VAZOSUZ SERBEST BUKETLER
SÛRE BAŞLARI – KARTUŞ NAKIŞLARI
HALKÂR VE TEZHİP ÖRNEKLERİNE DAİR
Klasik tezhibin en çok kullanılan örnekleri olarak “halkâr”ı biraz değişikliğe uğramış olarak Ali Nakşibendî’de de bulmaktayız. Renkli zemin üzerine sulu altınla sayfaları ve yazı kenarlarını süsleyen bu eski üslûbu, sanatkârımız bezemeleri arasında az da olsa kendine göre kullanmıştır. Şöyle ki, kontürsüz yapılan bu süsleme, burada kontürlenmiş ve stilize nebatî motiflerden oluşmuştur.
ALTIN DURAKLARA DAİR (NOKTALAR)
Kur’ân-ı Kerim’lerde bulunan altıbini aşkın âyeti ayırmak, durulacak yerleri belirtmek için konulan noktalar, yazma Kur’ân’ların en orijinal tezhip örnekleri arasında yer alır. Bazı kitaplarda sade, bazılarında ise çok süslü ve karmaşıktırlar. Bunlara tezhip sanatına çeşni katan motif hazineleri de denebilir. Daire şeklinde yapılmış olup, çeşitlerine göre isimlendirilirler.10
Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, (Y 1191), 1807 tarihli Delâilü’l Hayrat
Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, (EH 436), Elifba Cüzü
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, İ.K. 191 No.lu, 12 Sefer 1229/4 Şubat 1814 tarihli Hüdayi Camii vakfiyesi.
İstanbul Üniversite Kütüphanesi, TY. 8842 No.da kayıtlı Hadîkatü’l –Cevâmi, H. 1231 (1816)
Ali Nakşibendî’yi ve yapıtlarını sunarken, aynı zamanda desen ve süslemelerin zenginliğini, estetiğini ayrıntılı olarak göstermek istedik. 4-6 cm. boyutlarındaki minik resimlerin ne kadar büyütülürse büyütülsün, incelik ve güzelliklerinden hiçbir şey kaybetmediklerini gördük. Neticede, geleneksel Türk süsleme sanatlarını seven, araştıran ve çalışan sanatçılarımıza da ilham kaynağı olur diye düşündük. Ali Nakşibendî’yi tanıtmak gayesi ile hazırlanan bu mütevazı yazıyı burada sona erdirirken dileğimiz, onun hakkında yeni bilgilere sahip olabilmek ve onu daha geniş yönleri ile tanıyabilmektir. Sözü, vaktiyle nakkaş Ahmed Nakşî için söylenmiş ama Ali Nakşibendî’ye de pek yaraşan bir beyit ile bitirmek yerinde olur:
“kim nazar eylerse nakşi gül’ün gevher pâşına nakşına tahsin eder, der aferin nakkaşına…..”
- Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi’nin yazmış olduğu Fransa Sefaretnamesi (Sefaretname-i Mehmed Çelebi) hatırat şeklinde olup, o döneme ışık tutmaktadır.
- Aliyyü’l Nakşibendî’nin serlevha sayfalarında yer alan vazo motifleriyle büyük benzerlik gösteren yazmalar: (a) Delâilü’l Hayrat – 1835 tarihli – İstanbul Üniversite Küt. A. 5559, (b) Kur’ân – 1810 tarihli – Mehmet Akgül özel koleksiyonu (c) 1846 tarihli bir Kur’ân’dan (özel koleksiyon) (d) XIX. yüzyılın ikinci yarısına ait Kur’an, İstanbul Üniversite Küt. A. 1655.
- Şükûfedan: Form itibarıyla sürahiye benzeyen ağzı dar, tek veya az çiçek yerleştirmeye mahsus vazo.
- Vazo kelimesi Türkçede odalara, bahçelere veya bina duvarları üzerine konulan tezyinî saksı, küp veya kavanoz gibi kaplar için kullanılır. Aslı İtalyancadan gelmekle beraber, anlam bakımından biraz değişiktir. Zira bizde sadece çiçeklik olarak kullanıldığı halde, Fransızcada (vase) geniş anlamlı olarak bütün ağzı dar ve geniş kaplara denmektedir.
- Azade Akar, “Tezyinî Sanatlarımızda Vazo Motifleri”, Vakıflar Dergisi, c. XIII. 1969.
- Ahmet Rasim, Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi, c. II., 1326.
- Beauties of the Bosphorus – Miss Pardoe – London, 1839, s. 34-35.
- İstanbul Üniversite Kütüphanesi’nde bulunan H. 1231 (1816) tarihli Hadikatü’l Cevâmi. T. 8842.
- Gülbün Mesara, “Tezyini Noktalar”, Antika Dergisi, c. XXXIII, 1988. Bu makalede Kur’ân’ları süsleyen tezyinî noktalar etraflıca anlatılmıştır.
- Yıldız Demiriz’in Osmanlı Kitap Sanatında Doğal Çiçekler kitabında bu “Ali” imzasının, kitabın nakkaşına ait olduğunu belirtmektedir (s. 180).