Zeytin, nar incir veya hurma gibi dalından koparılır koparılmaz yenen bir yiyecek değildir. Onun yendiğinde lezzet vermesi için zorlu aşamalardan geçmesi gerekir.
Varlığı böylesine güçlü olan zeytin, bulunduğu bazı bölgelerin de alâmetifarikası olarak görülür ve çoğunlukla o yerlerin isminde kendine bir de yer bulur; Kudüs’teki Zeytindağı ya da Balıkesir’deki Zeytinli beldesi gibi. Bunun Istanbul’daki biricik örneği ise Zeytinburnu’dur. Bu isimle isimlenmesinin sebebi ise fetihten sonra bu bölgeye yerleşen Kudüslü papazların burada zeytin yetiştirmeleri ve şekil olarak hakikaten denize uzanmış bir buruna benzemesi. Ilk zamanlarda halk arasında zeytinli burun olarak söylenen bu ad zaman içinde zeytinburnu hâlini almış. Kudüslü Papazlar buraya neden başka bir şey değil de zeytin ektiler ve bu seçimin Kudüs’teki Zeytindağı’yla, oradaki kıymetli zeytin ağaçlarıyla bir ilişkisi var mı, kim bilir? Bugünün Zeytinburnu, tıpkı zeytinin gövdesi gibi birbirinden bağımsız parçalardan oluşur; apayrı kültürlerden izleri ve dünyanın farklı bölgelerinden pek çok insanı bir arada görebileceğiniz ender mekânlardandır; dallar ayrı ama kök bir, meyve bir.
Bu meyvesi acı zeytinden, tatlı ve sağlıklı bir hayat çıkarmayı başaran insanoğlu bu süreçteki mucizelere de tanıklık ederek zeytin ağacıyla olan yoldaşlığını çağlar boyu berkiterek devam ettirmiştir.
Feyza Rumeysa Altındal