Sular Bahsi
İstanbul Suları
Kırkçeşme Sularının Hikâyesi Süleyman Han’ın İstanbul içinde bir büyük hayrâtı daha yürürlüktedir “Kırkçeşme Kemerleri Suyu”dur. Bir kat kemeri Yanko asrında yapılmış İstanbul içre 40 adet çeşme idi; ama günlerin geçmesiyle yer yer yıkılıp Süleyman Han zamânına gelince İstanbul halkı, bir içim suya muhtaç olup bütün tuzlu-acı (şorlu) su kuyularından içerek susuzluklarını giderip çok sıkıntı ve darlık çekermiş. Süleyman Han, İstanbul’un batısında bir menzil uzak yerde tatlı sular bulup hendese ilmiyle İstanbul’a getirmeyi isteyince Mîmar Sinan, “Pâdişâhım eğer bu büyük hayrat sana nasip olursa ta bu yerden İstanbul’a onbir saat menzildir. Keseleri uç uca dizip bu kadar bol mal sarf ederseniz bu hayrat size nasip olur ve yoksa bu hayrâta bu mülk kâdir değildir, doğru haber budur Pâdişâhım!” deyince hemen Süleyman Han, “Ey Mîmar Sinan, hele şu tatlı su İstanbul’a hendese üzere gitmek mümkün müdür?”
Bursa Suları
Edirne Suları
Edirne şehrindeki üç nehir evvelâ Edirne beldesinin doğu tarafında, Tunca Nehri akar. İlk kaynağı, Kızanlık ve Niğebolu sancağı hudûdunda Torbakotran Dağları’dır. Oradan toplanıp Kızanlık kasabası yakınından kıble yönüne doğru akarak Edirne içinde Hünkâr Bahçesi çevresini dolaşarak Saraçhâne Köprüsü altından geçip Mihal Köprüsü’ne varır. Arda Nehri Edirne şehrinin güney tarafında (—) (—) (—) dağlarından gelip Mihal Köprüsü’nde Tunca Nehri’ne katılır.
Su Esnafı Bahsi
Dergâh-ı âlî yeniçerileri sakaları esnafı 162 adet yeniçeri odalarının 700 sakası vardır. Her biri benekli, gül endamlı ve alacalı küheylân atlarının üzerlerine telâtin kırba ve telâtin kovaları yüklerler. Hasanî, Hüseynî, Kerbelâ kâtili, Tuna geçti kınalı atlarının yeleleri, kuyrukları, karınları, sineleri, kuskun ve paldımlarında çeşitli ziller ve çıngıraklar takarlar. Her atın başını beyaz ablak sorguçlar ile donatırlar, sakalar siyah çizme, siyah meşin dolamalarla başlarında turna telleri ile atlarını türlü türlü çiçekler ile süslerler. Yayaları tarafında olan Allah’ın kullarına mataralar ve sumaklar ile temiz su dağıtıp “Sakkâ sebîlullah, Kerbelâ şehitlerinin ruhları için sebil!” diye bağırırlar. Çünkü bu topluluk da ekmekçiye yamaktır, zîra ekmek susuz, ev tuzsuz olmaz. Bu sakaların pîri, Selmân-ı Kûfî’dir. Selmân-ı Fârisî kuşağını bağladı, kabri Rey şehrindedir, 130 yaşında âhirete göçtü. Bütün sakaların silsilesi ona çıkar. Bu esnafın zâbitleri Yeniçeri Ocağı’nda bölükbaşılardan bir çorbacı sakabaşıdır ki gedik sâhibidir, yoluyla gelip kethüdâ yeri ve muhzır ağa olur.
Şehir sakaları esnaf bunlar şehir sakasıdır, askerî değildir. Istanbul içinde 9999 çeşmeden âyan ve eşrâfa su taşıyıp kâr ederler. Pirleri yine Selmân ı Kûfî’dir. Bunların hâkimi hünkâr sakabaşısıdır, iş yerleri Ayasofya’dadır. Bu at sakaları, 1400 sakadır. Bunlar da atlarını türlü yeşil yaprak ve çiçeklerle süsleyip saf su dağıtarak geçerler.
Arka sakası esnafı nefer 8 bin, bunların pirleri Ebülkevser Şâd ı Kürdî’dir, Selmân ı Fârisî kuşağını bağladı. Kerbelâ şehitleri için su dağıtırken Imam Hüseyin huzûrunda Yezidîler, Şâdü’l-Kürdî’yi şehit etti. Kabri Kerbelâ Meydanı’ndadır. Bu topluluğun da ağaları hünkâr sakabaşısıdır. Bu esnaf, hep yaya olup arkalarında telâtin kırbaları, giyecekleri baştan ayağa siyah meşin dolamalar, başlarında ciğa teller, türlü türlü çiçekler takarlar, ellerindeki cam, billûr, necef taslar ve kâseler içine saf suyu doldururlar. Içinde billûr, akik, yeşim, balgamî taşlar parıldar. Bu tür altın yaldızlı parlak taslar ile bütün Müslüman gâzilere, “Saka, sebil, sebil içene rahmet, sebil!” diyerek hayat suyu dağıtırlar. Içen canlara “Cân u gönülden sahhan ve âfi yen (afi yet olsun)!” derler. Bâzıları, “Su, Hasan ile Hüseyin aşkına su!” derler. Bâzıları bu beyitleri okur: “Içen dil teşneye târih olupdur / Hüseyn i Kerbelâ aşkına sahan.” Bâzıları, “Rableri de onlara gâyet temiz bir şarap içirmiştir.” [Insan sûresi, âyet 21] der. Bâzıları, “(Habîbim) hakîkat, biz sana Kevser’i verdik.” [Kevser sûresi, âyet 1] der. Bâzısı, “Her diri şeyi de sudan yarattığımızı o küfredenler görmedi(ler) mi?” [Enbiyâ sûresi, âyet 30] deyip saf sular dağıtıp gazâlarda gâziler susuzluklarını giderirler.
Karcıbaşı esnafı iş yeri birdir, sebzehâneye bitişiktir. Hünkârın karcıbaşısı yaz ve kış orada mevcuttur, nefer 300, karcı kayıkçıları nefer 300. Bu kayıkçılar, dâima Katırlı Dağları’na ve Mudanya’ya varıp Keşiş Dağı’ndan (Uludağ) gelen karları, buzları ve tatlı suları gemilere koyup Istanbul’a getirip pâdişah mutfağına, helvahâneye, hareme, sadrâzama, hâsılı 150 âyan ve eşrâfa tayın kar verilir büyük masâriftir. Bu hizmete görevli, kar-buz kesici Bursa yürükleri ve taşıyıcı Mudanya katırcıları vardır.
Bu karcıbaşı hükmünde Istanbul etrâfında 9 karlık vardır; ama neferleri yoktur. Kış günlerinde kar rahmeti yağdığında bizzat sadrâzam, yeniçeri ağası, bostancıbaşı ve kaptan paşa, hepsi 250 bin eli kürekli, kızaklı asker olup Okmeydanı’nda Atıcılar Tekkesi dibinde Hünkâr Karlığı, Hasan Karlığı, Şücâ Karlığı ve Lendüha Karlığı’na derinti askeri gibi üşüşüp karları hamam kubbesi gibi top top edip yuvarlayarak karlıklar içine itiverirler. Ağzına kadar karla dolduktan sonra yine Okmeydanı’nda Divdar Deresi’ni, Kepez, Ganizâde, Eyne Ayazma, Tozkoparan, Çoban ve Kanlı Deresi’ni, bütün bu dereleri rahmet karıyla deryâ gibi asker doldurup depme ile ökçe vurup yerleştirirler ki sanki tek parça kardan kale olur.
Hamamlar – Kaplıcalar Bahsi
İstanbul Hamamları
İstanbul’daki hamamların sayısı vezir saraylarındaki özel hamamlar, 14536, kale içindeki has ve avam hamamları 91, kale dışındaki hamamlar 65 adettir.
Bursa Hamamları ve Kaplıcaları
Bursa şehrinin hamamlarının anlatılması tamâmı (—) adet eski hamamlardır. Ama hepsinden havası, suyu, yapısı, hizmet edenleri ve esvapları pâk Çelebi Sultan Mehmed Hamamı, anlatmaya ve târif etmeye ihtiyâcı olmayan aydınlık bir hamamdır.
Eski Kaplıca Gâzi Hüdâvendigâr’ın yapısıdır. Büyük bir kubbenin ortasında İmam Züfer görüşü üzere büyük bir havuzu var ki ona ondur. Dört tarafında Hanefî kurnaları ve iki adet halvetleri vardır. İnsan girdiğinde yeniden hayat bulur. İnsanoğlunun vücûdu kulak memesi gibi yumuşak olup teninden insan eli sabunda kayar gibi kayar. Ancak suyu gâyet sıcak ve harâretli yaratılmıştır. Kullanmadan önce soğuk su karıştırırlar, gâyet faydalı kaplıcadır. İçenin sıkıntısını, zâhir hastalığını ve yürek oynamasını giderir.
Çekirge Sultan Kaplıcası bu da büyük bir evliyâullâhın nazargâhıdır. Yapısı derli topludur, ancak suyu uyuz hastalığına ve cüzam illetine yararlıdır. Suyundan 40 gün içen cüzamlı, 40 yıllık cüzamdan Allâh’ın izniyle kurtulur. Saç sakal ve kılları eskisi gibi yerine gelip, nefesi Dâvûdî bülend nefes olup, nefis sâhibi de olup çoluk çocuğa karışa. Zîra cüzam ve miskinin kaşı ve kirpiği dökülüp nefesi ve nefsi bozulur. Allah saklasın, bulaşıcı hastalıktır ki aslandan kaçar gibi kaçmak gerek demişler. Onun için bütün Anadolu topraklarında miskinler mahallesi, şehirlerin dışında kurulmuş başka semttir.
Kükürtlü Kaplıca bu da bir ufak tefek binâlı ılıcadır; ama gâyet sıcaktır ve çok kükürtlüdür. Fakat faydası o derecedir ki bir insan Banaz ve Honaz kasabası halkı gibi giciyik yahut kızıl uyuz olsa, bu kükürtlü ılıcasında başka tellâklar vardır, uyuz hâllerini çok çok iyi bilip uyuzluktan haberdar olmuşlardır, onlar uyuz olan adamlara pâk keseler sürüp, kükürtlü halvetine girip yarım saat tahammül edene aşk olsun. Dışarı çıkıp bir eski gömlek giyip, bir gün bir gecede tâ ki acâyiplikler görüp Hüdâ’nın işini müşâhede ede. Bütün vücûdunun derisi kara kara soğan zarı gibi soyulup, vücûdu inci tânesine dönüp, gümüş tenli ve düzgün bedenli olur. Kükürtlü kaplıcası bu derece faydalıdır. Suyunu her zaman içse de yararlıdır.
Sözün kısası, bu Eski Kaplıca kasabasında 300 kadar bağ ve bahçeli evler vardır. Her birinde birer çeşit kaynar ılıcalar vardır. Kimi erkekler için ve kimi kadınlar için, kimi çocuklar için kimi gençler için, kimi yaşlı erkek ve kadınlar içindir. Her birinde birer çeşit büyük faydalar olduğunu Bursa halkı bildiklerinden çoluk çocukları ve âileleriyle bu Eski Kaplıca kasabasına gelip beşer onar gün tanıdıklarının hânelerinde kalırlar, çoluk çocuklarıyla türlü türlü ılıcalara girip can sohbeti ederler. Erbâbına bellidir ki bu kadar kaplıcalar vardır, Cenâb ı Bârî her birinde birer özellik yaratmıştır.
Yeni Kaplıca bir kayalı yerde meydana gelmiştir. Bu da Eski Kaplıca gibi bütün binâları kurşun örtülü büyük bir yapıdır. Daha önce küçük bir yapı imiş. Süleyman Han gelip nice kere girip nikriz hastalığından şifâ bulunca sadrâzamı olan Sarı Rüstem Paşa’ya, “Şurada büyük bir binâ ile bir hamam inşâ eyle!” diye ferman edince ( ) târihinde bu Yeni Kaplıca’yı Rüstem Paşa yaptırmıştır. Semerkand, Belh, Buhara, Lûristan ve Moltan seyyahları, böyle sanatlı, sağlam ve büyük hamam görmedik derler. Camekânı geniş bir alan üzerinde büyük kubbelerdir ki sanki gök kubbedir. Camekânı bin adam alır büyük bir mekândır. “Gurûr etme libâs ı fahr ile ömr-i cihândır bu / Kabâ-yı cismini kor bunda herkes câme-kândır bu.” diye duvar yüzünde iri tâlik yazısıyla yazılmıştır. Gerçekten mahallinde kaydolunmuştur.
Kaynarca Kaplıcası bu da yararlı ılıcadır. Daha nice ılıcalar vardır, ancak “Garip, kör gibidir.” sözüne uygun olarak ilk seyahatimiz olup bu ellerin yabancısı olduğumuzdan isimlerini bilmiyoruz ve pek çoğuna da girip görmedik.
Edirne Hamamları
İbret verici hamamları bildirir tamâmı (—) adet gönül açan, hoş ve aydınlık hamamlardır ki elimizden geldiği kadar bildiğimiz derece yazılır. Evvelâ bunlardan bâzıları:
Hamamcı Esnafı Bahsi
Hamamcılar esnafı İstanbul’un dört mollalık (kadılık) yerinde 151 hamamın esnafı, esnaf alayında bütün silâhlı geçerler, zengin ve iyi kimselerdir. Pirleri Muhsin bin Osman’dır. Hz. Ali huzûrunda Selmân ı Pâk’in kemerini bağladığı sekizinci pirdir. Bu hamamcıların hepsi küheylân atlara binip hizmetçileri arabalar üzere keçeden hamamlar edip aydınlık camlar ile süsleyip, “Gele Vefâ Hamamı’na canım, gire Hacı Kadın Hamamı’na hanım, göre Çinili Hamamı canım.” diye mısra söyleyip; çıplak dilber tellâklar, “Nîlgûn futaya sarmış beden-i uryânın” diye çağırarak hamamlarıyla birlikte geçerler.
Tellâklar esnafı dükkân, nefer toplam 2 bin’dir. Pirleri Ubeyd i Mısrî’dir. Selmân ı Pâk belini bağladığı yedinci pirdir. Kabri yine Mısır’da, büyük mezarlıktadır. Bu tellâklar bütün çıplak olup ibrişim peştamallar ile dilberleri kâküllerini dağıtıp ellerinde kese, bellerinde bıçak taşı ve kokulu sabun ile birbirlerine kese ve sabun sürerek geçerler.
Natırlar esnafı nefer bindir. Pirleri Mansur bin Kasım’dır. Selmân ı Pâk’in belini bağladığı dokuzuncu pirdir, kabri Baalbek yakınında Cebel i Lübnan’dadır. Bu natırlar da bellerinde peştamallar üzere kılıçlarını kuşanıp ayakları ve baldırı çıplak olup çimşir, abanoz ve sedef işlemeli nalınlar ile silâhlı geçerek salındıklarında bütün halk gülüp hayran olurlar. Bu hâlleriyle geçerler.
Çamaşırcılar esnafı dükkân 300, nefer 500’dür. Pirleri (—), kabri (—)’dedir. Bunlar arabalar üzere dükkânlarında esvap yıkayıp pâk esvapları serip geçerler.
Lekeciler esnafı dükkân 10, nefer 20’dir. Pirleri (—)’dir. Bu kavmin dükkânları Bayezit Meydanı’ndadır. Bir esvapta leke olsa ona bir ilâç edip ol lekeyi kaybederler. Seçkin sanattır ki asla değerli esvâbın rengi değişmez.
Nûre, yâni hırızmacılar esnafı nefer 50, bunlar bâzı hamam kapılarında hırızma satarlar, dükkânsız bir alay fukaralardır. Bunlar da arkalarında torbalar ile nûre satıp, “Nûre ile pâk edüben nûr ederiz.” diye bağırarak geçerler.
Bu hamamcılar, yamakları, hepsi silâhları ile geçip şeyhleri, yardımcıları, çavuşları ve hamamcıbaşısı hep küheylân atlar üzerinde, artları sıra sekizer kat mehterhâneler ile silâhlı geçerler. Yollarda herhangi dağ, bağ ve çayırlarda keçeden hamamlar yapıp içine kömürler yakıp Müslüman gâziler yıkanırlar. Bu hamamcılar yamağı hep 6 esnaftır, dükkânları (—)dır ve tamâmı (—) askerdir.
Târih Düşürme
>Eyliyâ Çelebi bu târîhi dedi cemîl
Âb-ı Kevser Hak için oldu sebîl,
Verince Evliyâ Çelebi teşnelere su
Dediler târîhini yâ Gânî hû,