Kayıp çeşmeler, ismiyle müsemmâ olduğu üzere mevcûdiyetinden haberi olunmayanları imlemekte. Fakat bâzılarının hikâyesi ise umûmun mâlûmudur. Kırkçeşmeler gibi… Bu yapı grubu, Unkapanı’nda Bozdoğan Kemeri ayağında yer alan sıralı dört adet çeşmeden mürekkepti. Atatürk bulvarının inşâsı sırasında parçalarının numaralandırılarak nakillerine karar verilmesine rağmen tasarı gerçekleştirilememiş ve bir semte adını veren bu nâdir eser, bulvarın ortasında kaldığı gerekçesiyle yıkılmıştır. Çeşmeler tezyînâtsız, yalın bir üslûba sâhipti. Yalnızca birinin ayna taşında karşılıklı birbirine bakan iki tavus kuşu figürünün -ki bu figür, Bizans sanatında sıklıkla kullanılmıştır- muhtemelen bir başka yerden nakledilerek muhâfaza maksadıyla çeşmeye monte edildiği düşünülebilir.6 Kırkçeşmeler’in tek bakiyesi de işte bu ayna taşı üzerindeki tavus kuşu kabartmalı levhasıdır. VI. yüzyıla âit olduğu düşünülen levha, kırık bir vaziyette Aya İrini Müzesi depolarında muhâfaza altındadır. Burada tavus kuşu motifli taş parçasını görme imkânı elde edebildik. Buna göre levha, motiflerin bütünlüğünü bozacak biçimde tahrip olmamış idi, yalnızca çeşmenin lülesinin takılı olduğu kısımda kırıklar vardı. İbrahim H. Konyalı, mîmârî ve tezyînî açıdan kıymetli görmediği Kırkçeşmeler’in yıkım gerekçesini de şu şekilde açıklar: “ (…) ilk dört çeşmenin târîhî birer yâdları vardır. Bu yâdı da buradaki sokaklara ve kemer bıraktıkları için Atatürk bulvarı açılırken yıkılmasında hiçbir mahzur yoktur. Zâten çeşmeler haraptır, susuzdur. Musluk taşlarına kadar da yere gömülmüşlerdir. Arkaları mezbele hâline gelmiştir. Yıkılmalarında ve kaldırılmalarında hiçbir mahzur yoktur.”7
- Semavi Eyice, Eski İstanbul’dan Notlar, Küre Yayınları, İstanbul, 2006, s. 153-156.
- Ağa-yı Dârüssaâde 1161
- İbrahim H. Tanışık, İstanbul Çeşmeleri, c. I, İstanbul, 1943, s. 76.
- Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi, c. I, İstanbul, 1958-1974, s. 434-435.
- “Aynalıçeşme Mescidi”, İstanbul Ansiklopedisi, c. III, s. 1610.
- Tavus kuşu figüründen dolayı çeşmenin Bizans eseri olduğu yönünde bir görüş ileri sürülmüşse de Eyice, bu ihtimâle îtiraz ederek yapının Osmanlı mîmârî ürünü olduğunda ısrar eder. Eyice, Eski İstanbul’dan Notlar, s. 157.
- İbrahim H. Konyalı, “Yeni Açılan Unkapanı-Yenikapı Güzergâhı”, İstanbul Belediye Mecmuası, Ağustos 1941, sayı: 194, s. 5.