Ahkâm/Devlet – Su
Tîb-i ahlâkı havâsı ile cinân oldı cihân / Câri ahkâmı suyı niteki cennetde zülâl. (O padişahın) ahlakının güzel kokusu ile cihan cennet bahçelerine benzedi; ahkâmının suyu da cennetteki Kevser ırmağı gibi ülkenin içinde akmakta.
Tal’atün nûrı ile bedr hilâl-i ümmid / Devletün suyı ile sebz nihâl-i âmâl. (Ey pâdişah!) Ümit hilali senin aydınlık yüzünün nuru ile dolunay oldu; devletinin suyu da arzu fidanlarını yeşertiyor.
Vahdetin vatanından kopup kesretin gurbetine yuvarlanan insan rûhu, aşkın çeşmesinden su içmeden, kirini pasını aşkın suyu ile yıkamadan tekrar vahdet yurduna dönüp insan-ı kâmil makâmına vâsıl olamaz.
Vuslat – Su
Şâhâ sinün cemâlüni göreyim andan öleyim / Susamışam visâlüne ireyüm andan öleyim. Ey padişah! Senin güzel yüzünü göreyim de ondan sonra öleyim. Vuslatına susamışım; kavuşayım da ondan sonra öleyim.
Ne revâdur bu ki ben hecr odına yanmış iken / Degme hayvânı iledüp vasl suyına yıkalar. Yazık değil mi; ben aşk ateşine böylesine yanmışken, önüne gelen hayvanı götürüp vuslat suyuna yıksınlar!
Vasl suyıyla yudı ‘ışk odını / Buldı rûşen gün gibi kara düni. Aşkın ateşini vuslatın suyu ile söndürdü; karanlık gecesi gündüze döndü.
Can teşne-i selsebîl-i vuslat. Gönül yakınlık arzusunun ateşi ile parıldamakta; ruh ise vuslat gözesinin suyuna can atıyor.
Selsebîl-i vasl içün olmaz şebîh ey teşne-dil / Cân sebîl it ger bisât-ı kurba istersen sebîl. Ey susamış gönüllü âşık! Vuslat ırmağının bir benzeri yoktur; eğer yakınlık makamına yol arıyorsan canını (bu yolda) sebil etmelisin.
Gâh vuslat suyına gark gehi oda yanar / Yanmayanlar ne bilür hâl-i dil-i müştâkı. (Âşıklar) kâh vuslat suyuna gark olurlar kâh ateşlere yanarlar. Yanmayanlar susamışların gönül hâlinden ne anlasınlar!
Aşk – Su
‘Aceb ‘ârif benem ‘irfân içinde. Aşkın suyu ile kalbimi Allah’tan gayrı şeylere bağlılığın kirinden arındırdım: artık irfan yolunun gerçek arifi ben oldum.
‘Işkun dime ki içmemişem bir sovuk suyın / Çekdi Necâtî uşda sana mâhazar yaşum. Ey Necâtî! Deme ki “Aşkın bir soğuk suyunu bile içmemişim!” İşte gözyaşlarım sana bir ikram sundu.
Ömür – Su
‘Ömr ahar suya benzer geçene yitilmez / Bir iki dem var ise şimdi bakını görünüz. Ömür akan suya benzer; geçene yetişilmez. Bir iki dem var ise şimdi bakıp görünüz.
‘Ömr su gibi geçer iy cânı kadrin bilen / Yâr ile ‘ayş ide gör âb-ı revân üsdine. Ey canının değerini bilen kişi! Ömür su gibi geçiyor; sevgili ile akan ırmak üstünde yiyip içip eğleniver.
Pîr-i tarîkat bana bu sözi togru didi / Cisme libâs-ı fenâ ‹ömre akar su didi. Tarikat ulusu bana bedene yokluk elbisesi; ömre de akarsu diyerek çok doğru bir söz söylemiş oldu.
Geçdi ‘ömrüm su gibi eşk-i revânum çağlar / Acıyup deryâlar ağlar hâlüme ırmağlar. Ömrüm su gibi geçti; gözyaşlarımın ırmağı çağlayıp duruyor. Hâlime denizler acıyor; ırmaklar ise ağlayıp duruyor.
Kıl vefâ mir’ât-ı hüsne virmedin hattun keder / Bu safâ kalmaz geçer su gibi ‘ömrüm çağlar. Ey ömrüm, zaman su gibi geçer; sende bu safa, bu hoşluk kalmaz. Yüzündeki ayva tüyleri güzelliğin aynasını tozlandırmadan âşığına vefa kıl!
Dudak (Leb) – Su
Bir içim sudur leb-i şîrîni benzer ol perî / Selsebîl-i bâğ-ı ‘adnün sâki-i tesnîmine. Dudakları bir içim su gibi tatlı olan o peri (sevgili) sanki cennetteki Selsebil ırmağının Tesnim şarabından suyunu dağıtan bir sakidir.
Âşık, sevgilinin Kevser ırmağını andıran dudağından âb-ı hayatı içmiş ve aşkın ölümsüz hayatına ulaşmıştır:
Çün dudağun Kevserinden bulmuşam âb-ı hayât / Selsebîlün ‘aynıyam Hızrun zülâli bendedür. (Ey sevgili!) Dudağının Kevserinden âb-ı hayatı bulmuşum. Ben artık (cennetteki) Selsebil ırmağının aynı/kaynağı oldum. Hızır’ın içtiği ölümsüzlük suyu da bendedir.
Sevgilinin ağzı (dudakları) âb-ı hayat havuzuna; ağzının içindeki dili ise havuza düşmüş kırmızı lale yaprağına benzemektedir:
Zebânun mı dehânunda ya berg-i lâle-i hamrâ / Düşüp âb-ı hayâtun havzına olmış-durur gûyâ. (Ey sevgili!) Ağzının içindeki dilin midir, yoksa ölümsüzlük suyu havuzuna düşmüş/konuşan kırmızı lale yaprağı mıdır?
Cân virür ‘Îsî suyı diyü leb-i handânuna / ‘Ömri içinde şarâb-ı ergavânı bilmeyen. Ömründe erguvan renkli şaraptan haberdar olmayanlar, senin gülümseyen dudaklarına İsa suyu budur diye canını verirler.
Kılıç – Su
Söz/Sühan/Şiir/Şâir – Su
Klasik şiirimizin bilim ve edebiyat çevrelerince henüz farkına varılamamış olmasına karşılık onu dünyanın bütün edebî gelenekleri içerisinde ön sıralara taşıyabilecek en önemli yapısal özelliği, şiirin ve sanatın felsefesini (poetika ve sanat ontolojisi) bünyesinde çok güçlü bir damar hâlinde barındırıyor olmasıdır. Divan şairleri poetik düşünce çerçevesinde söz (sühan, kelam), şiir, lafız ve mana, şair, gazel, kaside, beyit, kalem, mürekkep, kitap, şiir kabiliyeti (tab‘, tabiat), hayal, düşünce (endişe) gibi söz ve anlam sanatı ile ilgili kavramları şiirin en güçlü unsurları olarak kabul etmişler ve bunları çok estetik benzetmelerin ve metaforların temel malzemesi olarak kullanmışlardır. Söz, şiir ve şair ile ilgili teşbih ve metaforlar içerisinde belki de en estetik olanı “su” benzetmesidir. Söz, edebiyat ve şiir ile “su” arasında kurulan benzerlik ilişkisi akıcılık (selaset), şeffaflık, rahmet, ruh bağışlayıcılık/hayat vericilik gibi müşterek hususlardan hareket edilerek kurulmuştur. Söz (şiir) ruhlara çiçek kokuları getiren ve gönülleri ölümün kışlarından hayatın baharlarına ulaştıran bir seher yeli ve bahar mevsiminde coşan ve taşan ırmaktır:
Şiir, bahar rüzgârı gibi eser ve ruhlara hoş kokular getirir. Şiirde sözün ve anlamın mevzunluğu ve akıcılığı, insan üzerinde coşkun akan bir ırmak etkisi uyandırır:
Tevbe – Su
Âb-ı Hayat/Hayat Suyu/Dirlik Suyu/ Baki Suyu
Sevgi ve aşk da insanı bir nevi ölümsüz hayâta kavuşturduğu için âb-ı hayat ile benzeştirilmiştir:
Bâkî suyın içmiş iken belürmez ölüm çeşnisi / Niçe zevâl ire bana sevmegile varurısam54 Ebedîlik suyunu içtiğinde ölümün tadı alınmaz. Eğer sevgi ile gidecek olursam bana nasıl zeval (yok oluş) erecek!
- Mecmu‘a-i Kasâid-i Türkiyye, k.73/15.
- Mecmu‘a-i Kasâid ve Gazeliyyât, b. 1360.
- Necâtî Divanı, k. 16/20.
- Necâti Dîvanı, k. 16/28.
- Kadı Burhaneddin Divanı, g. 226/1.
- Necâti Divanı, g. 168/3.
- Mu’inî Mesnevî-i Murâdiye, 182.
- Neşâti Divanı, k.4/40.
- Dukakinzâde Ahmed Divanı, kıt. 23.
- Livayî Divanı, g.448/5.
- Kadı Burhaneddin Divanı g. 927/1.
- Yunus Emre Divanı, 332/2.
- Necâti Divanı, g. 373/8.
- Kadı Burhaneddin Divanı, g. 253/2.
- Kadı Burhaneddin Divanı g. 1297/6.
- Şeyhülislâm Yahya Divanı, 1.
- Şem‘î Divânı, g. 39/1.
- Şem‘î Divânı, g. 39/6.
- Kadı Burhaneddin Divânı, g. 96/5.
- Cemilî Divânı, g.607/4.
- Edirneli Nazmî, Mecma‘ü’n-nezâir, 1.
- Divan-ı Hayrî, g.182/3.
- Nesîmî Dîvanı, g. 140/5
- Emrî Divanı, 1.
- Necâti Divanı, g. 418/5.
- Cemîlî Divanı, g.299/5.
- Dukakinzâde Ahmed Divanı, kıt.23.
- Emrî Divanı, 2.
- Emrî Divanı, 2.
- Hevesnâme, 3651.
- Mesîhî Divanı, g. 261/7.
- Mesîhî Divanı, g. 125/3.
- Necâti Divanı, k. 11/8.
- Mecmu‘a-i Kasâid-i Türkiyye, k.42/41.
- Şeyhülislâm Yahya Divanı, g.360/1.
- Heşt Bihişt, mes.1007.
- Nisârî Divanı, g.55/5.
- Kadı Burhaneddin Divanı, g. 1312/6.
- Tuhfetü’l-uşşâk, 478
- Yunus Emre Divanı, 183/2.
- Hevesnâme, 1366.
- Süheylî Divanı, k.48/40.
- Feyzî-i Kefevî Divanı, k. 5/41.
- Âhî Divanı, g. 137 / 3.
- Mantıku’t-tayr, mes.682.
- Ahmedî Divanı, k. XXIV/31.
- Kemâl-i Ümmî Divanı, g. 3/13.
- Kemâl-i Ümmî Divanı, g. 62/12
- Nedîm Divanı, kıt.58/6.
- Kadı Burhaneddin Divanı, g. 412/6.
- Kâdî Divanı, îg.312/2.
- Ayn Divanı (Karamanlı), g.86/4
- Cemîlî Divanı, g.607/4.
- Yunus Emre Divanı, 190/4.
- Sehabî Divanı, g.16/4.
KAYNAKÇA
Akdoğan, Yaşar (1979). “Ahmedî Divanı (Tenkitli Metin ve Dil Hususiyetleri) I-II”. (Yayımlanmamış Doktora Tezi). İstanbul Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Aksoyak, İ. Hakkı (2006). Ahmed-i Yesevî’nin Rumelili Bir Tâkipçisi: Üsküplü Atâ ve Tuhfetü’l-Uşşâk. Ankara: Bizim Büro Yay.
Ayan, Hüseyin (2002). Nesîmî: hayatı, edebî kişiliği, eserleri ve Türkçe Divanının tenkitli metni. 2 c. Ankara: TDK.
Bayak, Cemal. (1998) “Sehâbî Divanı: Metin-Îzahlı İndeks”. (Yayımlanmamış Doktora Tezi). İstanbul Üniversitesi/ Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Çağlayan, Nagihan (2007). “Nisârî Divanı”. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Cumhuriyet Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sivas.
Eflatun, Muvaffak (2003). “Feyzî-i Kefevi Divanı: Tahlil-Metin”. (Yayımlanmamış Doktora Tezi) Ankara: Gazi Üniversitesi.
Ergin, Muharrem (1980). Kadı Burhaneddin Divanı. İstanbul: İÜEF.
Gençtürk-Demircioğlu Tülay (2002). “Cemîlî Divanı: İnceleme-Metin”. (Yayımlanmamış Doktora Tezi) Marmara Üniversitesi, İstanbul. ¶ Gölpınarlı, Abdülbâki (1951-1972). Nedîm Divanı. İstanbul.
Halil Nihâd [Boztepe] (1338-40). Nedîm Divanı. İstanbul
Harmancı, M. Esat (2007). Ahmed b. Hemdem Kethudâ Süheylî. Divan. Ankara: Akçağ.
Kaplan, Mahmut (1996). Neşâtî Divanı. İzmir: Akademi Kitabevi.
Kara, Ayşegül (1998). “Divan-ı Hayrî: İnceleme-Metin”. (Yayımlanmamış Doktora Tezi). İnönü Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, Malatya.
Karavelioğlu, Murat (2014).Şem’î Divanı. İstanbul: Yazma Eserler Kurumu.
Kavruk, Hasan (2001). Şeyhülislâm Yahyâ Divanı. Ankara: MEB
Köksal, Fâtih (2012). Edirneli Nazmî, Mecmaü’n-nezair. (e-kitap) Ankara: Kültür Bakanlı KYGM.
Köksal, M. Fâtih (2004). “Kâdî”. Türk Dünyası Edebiyatçılar Yazarlar ve Şâirler Ansiklopedisi. C. 5. Ankara: AKM Yay. 278.
Köksal, Seyhan (2002). “Livâyî Divanı: Metin-İnceleme”. (Yayımlanmamış Doktora Tezi) Marmara Üniversitesi, İstanbul.
Macit, Muhsin (1997). Nedîm Divanı. Ankara: Akçağ.
Mecmu‘a-i Kasâid-i Türkiyye,Esad. Ef. 3418,
Mecmua-i Kasâid ve Gazeliyyât, b. 1360. (Hâlet Ef. Mülhakı 245)
Mengi, Mine (1995). Mesîhî Divanı. Ankara: AKM Yay.
Mermer, Ahmet (1997).Karamanlı Aynî ve Divanı. Ankara: Akçağ.
Saraç, M. A. Yektâ (1991). “Emrî ve Divanı”. (Yayımlanmamış Doktora Tezi). İstanbul Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. ¶ Sarıçiçek, Ramazan (1997). “Kemâl Ümmî Hayatı, Sanatı ve Divanı (İnceleme-Metin)”. (Yayımlanmamış Doktora Tezi) İnönü Üniversitesi/ Sosyal Bilimler Enstitüsü, Malatya.
Sungur, Necâti (1994). Âhî Divanı. Ankara: Kültür Bakanlığı.
Sungur, Necâti (hzl.) (2006). Tâcî-zâde Câfer Çelebi, Heves-nâme (İnceleme-Tenkitli Metin). Ankara: TDK Yay.
Süzen, Hüseyin (1994). “Dukakinzâde Ahmed Beg Divanı (İnceleme-Tenkitli Metin)”. (Yayımlanmamış Doktora Tezi). İstanbul Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Tarlan, Ali Nihad (1963). Necâtî Beg Divanı. İstanbul: MEB.
Tatcı, Mustafa (1990). Yunus Emre Divanı Tenkitli Metin. Ankara: KB.
Tatcı, Mustafa (1991b). Yunus Emre Divanı III, Risaletü’n- Nushiyye. Ankara: KB.
Yavuz, Kemal (2007). Gülşehrî’nin Mantıku’t-tayr’ı (Gülşen-nâme) (Metin ve Aktarma). Ankara: KB.
Yavuz, Kemal (1982). Mesnevî-i Murâdiyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı
Yeniterzi, Emine (2001). Behiştî’nin Heşt Behişt Mesnevîsi. İstanbul: Kitabevi.