Âyine-i ibretnümâdır perdemiz!
Geneleksel temâşâ sanatlarımızın duâyen ismi Metin And’ın görüşüne göre kukla oyununun mâzîsi gerek Türklerde gerekse İslam toplumlarında sanıldığından daha eskiye gider. Ancak halk edebiyâtımız içerisinde kuklaya lâyıkıyla değinilmemiş olmasının temel nedeni, inceleme için gereken metinlere henüz tesâdüf edilememiş olmasıdır. Baş karakterleri Karagöz ve Hacıvat olan geleneksel Türk gölge oyununu da bu kabil seyir sanatlarına dâhil etmek gerekir. Büyük, ama mühim bir parçası kayıp seyirlik külliyâtın elimizde kalan yegâne örneği geleneksel Karagöz-Hacıvat tiyatrosunun ülkemizde hak ettiği değeri görüp görmediği ayrı bir tartışma konusu elbette. Ama manzara tamâmıyla menfî değil, meselâ 13-31 Ekim 2017 târihleri arasında yirmincisi düzenlenen İstanbul Uluslararası Kukla Festivali, geleneksel seyirlik sanatlarımızın dünya genelinde tanınmasında, hakezâ dünyâdaki örneklerin de ülkemizde bilinmesi husûsunda fevkalâde işler başarıyor. Öyle ki başlangıcından bu zamâna farklı ülkelerden üçyüzün üzerinde kukla topluluğu, ikibinbeşyüzden fazla kukla sanatçısı festival bünyesinde İstanbul’da ağırlandı.
IV. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi
“Geleceğin Kentleri, Kentlerin Geleceği”
Yedikule bostanları koruma altına alınıyor
Tambûrî Necdet Yaşar [1930-2017]
Çocukluğunda dinlediği Âşık Veysel’e hayran kalan Necdet Yaşar, müzik hayâtına bağlama çalmayı öğrenerek başladı. Bir gün radyoda Mesut Cemil’den dinlediği ezgiler, tambura ilgi duymasına neden oldu ve müzikte bu yönde kendini geliştirme karârı aldı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde yüksek tahsile başladı ve bu yıllarda okul korosuna katıldı. Neyzen Niyazi Sayın ile tanışması da bu zamanlara tekâbül eder. Üniversite korosunun bir radyo programında verdiği konser sırasında yaptığı taksim ile hayrânı olduğu Mesut Cemil’in ilgisini çeken Yaşar, onun önerisi ile TRT İstanbul Radyosu’na girdi ve 27 yıl burada çalıştı. 1958 yılında Münir Nurettin Selçuk yönetimindeki “İstanbul Belediye Konservatuvarı İcrâ Heyeti”nde tambûrî olarak görev aldı; 1976 yılına kadar bu grubun o yıllardaki en önemli etkinliği olan Şan Sineması’ndaki pazar sabahı konserlerinde tambur çaldı. O yıllar sanatçı için çok verimli geçiyordu. Niyazi Sayın’la dostlukları sanatının gelişmesinde tesirli oldu.
Târihten mutfağa ekmek
İyi bir komşu istemek, çok şey mi istemektir?
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Elmgreen&Dragset küratörlüğünde düzenlenen 15. İstanbul Bienali kapsamında 16 Eylül – 12 Kasım 2017 târihlerinde “İyi Bir Komşu” sloganı ve ajamdasında kışkırtıcı bir yığın soruyla sanatseverlerin kapısını çaldı. Bienale 32 ülkeden 56 sanatçı iştirak ederken sergilenen işler; ötekilik, yabancılık, düşmanlık, kimlik, âidiyet, ortak kültür, müşterek yaşam, hoşgörü, mekân vb kavramlar üzerinden “komşu”nun tartışılmasına zemin oluşturdu. Küratörlerin bienalin temasına dâir şu cümleleri dikkat çekiciydi: “Komşunuz sizden oldukça farklı yaşayan biri olabilir. Ancak umuyoruz ki siz, son dönemde dünyâdaki pek çok politikacının aksine ‘öteki’ korkunuzla etrâfınıza çitler örerek baş etmiyorsunuzdur.”
Dört ayaklı belediye: İstanbul’un sokak köpekleri
Şerif Mardin [1927-2017]
Jön Türklerin Siyasî Fikirleri 1895- 1908 (1964), Din ve İdeoloji (1969), İdeoloji (1976), Türkiye’den Toplum ve Siyaset (Makâleler derlemesi, 1990), Siyasal ve Sosyal Bilimler (Makâleler derlemesi, 1990), Türkiye’de Din ve Siyaset (Makâleler derlemesi, 1991), Türk Modernleşmesi (Makâleler derlemesi, 1991), Religion and Social Change in Modern Turkey. The Case of Bediüzzaman Said Nursi (1989) [Bediüzzaman Said Nursi Olayı / Modern Türkiye’de Din ve Toplumsal Değişim (1992)], The Genesis of Young Ottoman Thought (1962) [Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu (1996)] Türkiye, İslam ve Sekülarizm (Makâleler derlemesi, 2011)
Bir Osmanlı paşasının âlem-i pinhânı
Arayışlar döneminden yeniden umrâna çıkış: Bir zihin pusulası