Roma’nın imparatorluk döneminde aşırı davranışlara örnek olarak Neron’un katırlarında demir yerine gümüş (solea argentea) ve imparatoriçe Pappeê ile imparator Commode’un altın lehvalar (solea exauro) kullandığı târih kayıtlarına geçmiştir. Hatta bu gibi aşırı davranışlar (Batı) Roma devletinin inkırâzından sonra da devam etmiş veya başka alanlarda ona paralel olarak var olmuştur. Semerkantlı Ebu’l-Leys Nâsır bin İbrahim (X. yüzyıl), yazdığı Kur’an tefsîrinde, “Her atın oyanları (gemleri) altundan cevâhirle düzülmüş ve iyerlerinin (eyerlerinin) gâşiyeleri (hayvan örtüsü) dîbaçtan (ipek işlemeli)” diye anlatıyor. Osmanlı raht hazînesinde sayısız “murassa başlık ve göğüslük, safi altın başlık, serâser kumaştan şaşakbend ve eyer örtüsü” bulunmaktadır.
At nalı, Hunlara atfedilecek tek îcat değildi. Bunlar, üstü keçe kaplı olup ahşap, omuz kemiklerine dayanan hamutu, dolayısıyla atın modern koşum teçhîzâtını da îcat etmişlerdi. Bu îcatların genelleşmesini büyük olasılıkla Araplara borçluyuz. Arap kabîleler, Hz. Muhammed’e kadar sâdece deveyi kullanmışlardı. Peygamber, İslâm’ın mücâdelesinde çok daha hızlı ve asabî atın faydasını sezinlemişti. Böylece de bu yeni koşum takımlarıyla at Avrupa’da yayılabilmiş ve toprağı sürme işinde öküze rekâbet edip savaşlarda esâsî rol oynayabilmiştir.