
Esad Efendinin Atrabü’l-Âsâr’ı Osmanlı döneminde yazılmış yegane musikişinas tezkiresidir. Bu eserde, 17. yüzyılda ve 18. yüzyıl başlarında yaşamış yüze yakın bestekârın hayatı ve eserleri hakkında kısa bilgiler yer alır. Esad Efendi, kendi asrı ile bir önceki asırda yaşamış musikişinasların biyografilerini derlediği bir eser telif etmekle kalmamış, devrinin önde gelen musikişinaslarından ve bestekarlarından biri olarak kabul görmüştür. Bir kısmı günümüze kadar ulaşan besteleri erbabının malumudur.
Virse kânûn safâ üzre rebâba tâbı
Cân bulup mutribe reşk eyler idi Fârâbî
Kanun neşe ile rebaba sıcaklığını verse Farabî canlanıp [dinler de] saz heyetini kıskanırdı.
Olmasa nâleleri gûş-hırâş-ı Zühre
Târ-ı tanbûr yemezdi bu kadar mızrâbı
Zühre’nin kulakları tırmalayan inlemeleri olmasa tanbur telleri bu kadar mızrap darbesine maruz kalmazdı.
Bagrımı dâg ile ney kaddimi çeng eyler o yâr
Olsa râmiş-ger idüp dâ’ire mâh-tâbı
Eğer o sevgili bir çalgıcı olur da mehtabı daire gibi çalarsa bağrımı delerek neye benzetir, boyumu ise çenge döndürür.
Kıldı sad şerha ile sînemi muskâr gibi
Nâlem itse n’ola pür sâmi‘a-i ahbâbı
Ağlayıp inlemelerim ahbabın kulaklarını doldurmasında şaşılacak ne var! [O sevgili] sinemi musikar gibi delik deşik etti.
Âhdan sît-i gülû savt-ı nefîre döndi
Dögünüp def gibi dil oldı nagam dolabı
Ah çekmekten boğazımdan çıkan ses nefirin sesine, dil de def gibi dövünerek nağme dolabına/laternaya benzedi.
Sînede bu elif ü dâg-ile nâlem işiden
Bâng-ı şeş-târ ile tanbûrdan olur âbî
Sinemdeki yaralarla ve çiziklerle benim inlememi işitenler şeştar ve tanburun sesleriyle ağlarlar.
Eser-i germî-i ‘aşk ile sezâdır
Es‘ad ‘Ûd-veş yansa yakılsa nagamât erbâbı
Ey Esad, aşkın hararetiyle musiki erbabı ud gibi yanıp yakılsa layıktır, yakışır.
12 farklı çalgı aletinin ismen yer aldığı bu şiirin sadece ilk beytini açıklamak, İslam felsefesi ve sanatını bilmenin şiirimizi anlamak için ne kadar önemli olduğunu göstermeye yeter.
Virse kânûn safâ üzre rebâba tâbı
Cân bulup mutribe reşk eyler idi Fârâbî
[Kanun neşe ile rebaba sıcaklığını verse Farabî canlanıp –dinler de- saz heyetini kıskanırdı]

