Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Bilimsel Bitki Ressamlığı Tarihi ve Önemi
Gülnur Ekşi

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Bilimsel Bitki Ressamlığı Tarihi ve Önemi
Gülnur Ekşi

http://www.zdergisi.istanbul/makale/bilimsel-bitki-ressamligi-tarihi-ve-onemi-6

Bilimsel bitki resimleri neden yapılır? Bu sorunun cevabı, bitki resimlerinin gelişimsel tarihini anlamakta gizlidir. Bitkileri resimlemenin kökeni insanlık tarihine dayanır. İnsanın doğayı tanıma ve tanımlayabilme ihtiyacından doğmuştur. Çizerek anlatmak, bilginin en yalın dışavurumudur. Tarihteki ilk bitki çizimlerine Antik Mısır, Roma, Yunan, Mezopotamya ve Uzak Doğu’da, zehirli bitkiler ve tedavi amacıyla kullanılan bitkilerin görselleri şeklinde, kimi zaman bir mağara duvarında, bazen de elyazması bir kitapta rastlarız. Bitki çizimleri neredeyse iki bin yıldan beri şaşırtıcı bir gerçekçilikte resmedilmektedir. Ancak var olan çizimlerin tekrar tekrar kopyalanması çabası uzun bir dönem için bitki resimlerinin gerçekçilikten uzaklaşmasına ve daha çok dekoratif amaçla kullanılır hâle gelmesine neden olmuştur. Rönesans bitki resimlerinde gerçekçi üslûbun yeniden canlandığı dönemdir. XVII. yüzyılda güzel görünümlü bitkilerin zengin ailelerin bahçelerinde yetiştirilmeye başlandığını ve daha çok bu bitkilerin çizimlerinin yapıldığını görmekteyiz. Sistematik botanik alanındaki gelişmelerle birlikte bitki ressamları için yeni bir pencere aralanır ve bitkiler ayırt edici karakterleri dikkate alınarak ve bitki kısımları detaylandırılarak (içyapılarını görmek üzere kesit alınarak) resmedilmeye başlanır. Bu aynı zamanda ressamların eserlerinde öznel yorumdan mümkün olduğunca kaçınmaları anlamına da gelmektedir. XVI ve XVII. yüzyıllarda deniz aşırı yolculukların mümkün hale gelmesiyle birçok Avrupalı botanikçi özellikle Orta Doğu ve Akdeniz ülkelerine bitki toplamak amaçlı ziyaretlerde bulunmuşlardır. Botanik bilimindeki yeni keşifler ve artan veri, var olan bilginin sistematik hâle getirilmesini zorunlu kılmıştır. Bitki çizim, teknik ve yöntemleri de değişen toplumla birlikte şekillenmiştir. Botanik ziyaretleri esnasında hem fauna hem de flora elementlerini kayıt altına alan araştırmacılar ülkelerine yüklü miktarda tohum ve soğanlı bitkiyle dönmüşler, çoğunlukla da deneyimlerini ve bilimsel verilerini yazılı ve çizili hale dönüştürmüşlerdir. Dünyanın farklı noktalarına giden botanikçiler kimi zaman kısa süreli, kimi zaman uzun süreli kimi zaman da bir daha ülkelerine dönmemek üzere çalışmalarını yürütmüşler, bu esnada elde ettikleri verileri görsel hâle getirebilecek yetenekli bitki ressamları ile çalışmışlar ve günümüze kalan değerli eserler üretmişlerdir.

XIX. yüzyılın sonlarında fotoğraf makinesinin bulunmasıyla bitkileri hızla görüntüleyebilecek teknolojiye ulaşılmıştır. Ancak fotoğraflama teknolojisinin bugün geldiği nokta da dâhil olmak üzere, fotoğraf hiçbir dönemde bilimsel bitki resimleme geleneğinin yerini alabilecek bir alternatif olmamıştır. Zira bitkileri resimlemek, geçmişi yüzyıllara dayanan bir gelenekten fazlasını ifade eder. Fotoğraf makinesiyle elde edilmesi mümkün olmayan bilgiyi gözler önüne serer. Bunun nedeni, bitki ressamlarının bitkinin karmaşık, anlaşılması zor kısımlarını disiplinli bir gözlemle ortaya koyabilmeleridir. Bitkiyi yakın türlerinden ayırt edecek özeliklerini belirli bir stratejide sergileyen subjektif insan zekâsı ilk bakışta aynı görünen bitkileri ya da yaşam evrelerini bitkinin gelişimi sürecinde inceleyerek, tek bir resimde tüm objektifliğiyle gözler önüne serebilmektedir. Bu şekilde oluşturulan bitki resimleri fotoğrafla yakalanamayacak olan şeyi; bitkinin yaşam öyküsünü görüntüler. Özetle, fotoğraf ilk bakışta gördüğümüz neyse onu, bilimsel bitki resimleri ise bitkinin teşhisi ve sınıflandırması için gerekli spesifik bilgiyi sunar.

Tarihte bilinen en eski elyazması M.S. I. yüzyılda Güney Anadolu’da, Adana civarında yaşamış olan Dioscorides’in altıyüz kadar tıbbî kullanımı olan bitkiyi kayıt altına aldığı De Materia Medica adlı eseridir. Eserin orijinaline ulaşılamamaktadır. Büyük ihtimalle orijinal eserde bitki çizimleri yer almamaktadır. De Materia Medica’nın günümüzde bilinen ve anıt niteliğindeki en eski nüshası VI. yüzyılın başında Juliana Anicia’nin Juliana Anicia Codex of Dioscorides ya da diğer adıyla Codex Vindobonensis isimli nüshadır. Bitkiler üzerine yazılan ve bitkilerin çizimlerinin yer aldığı en eski elyazması niteliğini taşıyan bu eserin İstanbul’da kaleme alındığı düşünülmektedir. Kitap yaklaşık dörtyüz kadar bitki resmi içermektedir. XVI. yüzyılda Kanunî Sultan Süleyman zamanında, Avusturya kralı I. Ferdinand döneminde Osmanlı topraklarında botanik araştırmalar da yapan Büyükelçi Ogier Ghislain Busbecq aracılığıyla Viyana’ya götürülmüştür. Bu nüsha bugün Viyana’da Nationalbibliothek’te muhafaza edilmektedir. M.S. I. yüzyıldan bilinen bir diğer eser ise Elder Pliny’nin Natural History adlı kitabıdır. 

İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Hollanda ve İtalya günümüz kriterlerine uygun, ilk detaylı bitki resimlerinin yapıldığı ülkelerdir. XV. yüzyılda İtalyan Venetian Benedetto Rinio ve Leonardo da Vinci’nin bitki çizimleri bugün hâlâ görenleri hayran bırakmaktadır. XVI. yüzyılda Alman bitki uzmanı Brunfels’in botanik eseri Hans Weiditz tarafından resmedilmiştir. XVII. yüzyılda Fransa’da Daniel Rabel ve Nicolas Robert tarafından dikkate değer bitki resimleri üretilmiştir. İngiltere XVIII. yüzyılda Alman Georg Dionysius Ehret ile birlikte bilimsel bitki resmi konusunda ön sıralarda yer almaya başlamıştır. XIX. yüzyıla gelindiğinde ise Ferdinand-Franz Bauer kardeşlerin ve Walter Hood Fitch’in İngiltere’de ve Redoute’nin Fransa’da yaptığı çalışmalar döneme damgasını vurmuştur. Dünya geneline bakıldığında ressamların daha çok Avrupa orijinli olduğu ve çalışmalarını kraliyet koleksiyonları için yaptıkları gözlemlenir. Eserlerin günümüze zarar görmeden ulaşabilmesi biraz da bu nedenledir. Birçok Avrupa ülkesi özellikle XVI. yüzyıldan sonra dünya florasını tanıma, tanımlama ve tıbbî bitkileri ıslah etme çalışmalarına öncelik vermiştir. Artan verinin sistematik hâle getirilmesi sadece yazınsal olarak değil bilimsel bitki resimleri ile de desteklenmiştir. Yazınsal kavramların ifade ettikleri tarih boyunca öngörülemeyen ve kaçınılmaz değişimlere uğramış olsa da bitki çizimleri görevlerini yerine getirerek her dilde aynı şeyi anlatmışlardır.