Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Fes Etiketlerinde Çiçek Motifleri
Burçak Evren

Fotoğraflar: Murat Gür

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Fes Etiketlerinde Çiçek Motifleri
Burçak Evren

http://www.zdergisi.istanbul/makale/fes-etiketlerinde-cicek-motifleri-42

Para, pul ve resmin dışında kalan, değerli ve değersiz tüm kâğıt aksamın koleksiyonlarını içeren ephemera olgusunun en değerli ve gözde parçaları arasında fes etiketleri de önemli bir yer tutar. Dönemin baskı tekniğini ve de estetiğini zorlayan fes etiketleri, tümüyle dışarıdan ithal edilen fes paket ve kutularının üzerinde yer alarak, hem ticarî pazarda yer edinmede ayrıcalığın, hem de pazarlama yöntemleriyle, dönemin –ya da dönemlerin- beğeni ve hassasiyetlerini yansıtması açısından da önem taşırlar. 

Osmanlı döneminde giyim konusundaki ilk devrim II. Mahmud zamanında yapılmıştır. 1826 yılında sarık ve cüppe yasaklanarak devlet memurlarına fes, pantolon ve ceket giyilmesi zorunluluğun getirilmesi ve 1832’de bir genelge ile tüm ordu mensuplarının da fes giyme zorunluluğuna tâbi tutulması, fesi çağdaşlaşmanın bir sembolü olarak yaşama sokmuş, giderek Osmanlı giyim tarzı ile özdeşleştirerek kısa sürede yaygınlık  kazanmasını sağlamıştır.

Fesin gündelik yaşamda yaygınlık kazanmasıyla üretilmesi arasındaki tezat, bu yeni serpuşun dışarıdan ithal edilmesini zorunlu kılmış, fes fabrikaları yapılana dek -hatta yapıldıktan sonra da- bu ticaret uzun yılları kapsayıcı bir şekilde sürdürülmüştür. 


Osmanlı topraklarında yeni bir pazara kavuşan kimi Avrupalı ülkeler; başta Çekoslovakya, Avusturya, Fransa, İspanya, Osmanlı pazarındaki fes ithal edilen ülkeler arasında ön sırada yer almışlar, daha sonra bunların arasına Mısır, Hindistan ve hatta Çin de dahil olarak ithal fes olgusunun genişlemesini oluşturmuşlardır.

Birçok ülkenin çeşitli kalitede fes üreterek Osmanlı pazarına sunmaları ve bu pazarda daha büyük pay almak için farklı pazarlama yöntemlerine baş vurmaları da kaçınılmaz olmuştur. Bu değişik pazarlama yöntemlerinin en belirgin olanı da, altı, sekiz, oniki ve daha çok sayıda feslerin yer aldığı paket ve kutuların üzerine yapıştırılan gösterişli etiketler ile onların üzerindeki dönemin rengini ve de beğenilerini yakalamaya çalışan resimleme –ya da düşsel tasvirler-  olmuştur.

Bu resimleme, dönemin tekniğini zorlayan, günümüzde bile yakalanması zor olan bir özen ve titizlikle yapılmıştır. Örneğin ekstra renklerin kullanılması, yaldızlama, renk uyumu, grafik dizaynlardaki ustalık ve de dikkati çeken görsellik, yerine göre sadelik, ya da bunun tam aksi olan abartılı bir görsellik, feslerin kalitesiyle bunları alacak olan kitlenin tercihine göre çeşitlendirilmiştir.

Resim olarak ise ilk dikkati çekenler, çoğunlukla çiçek, stilize edilmiş egzotik bitkiler, rozetler, kimi zaman yıldız, ay gibi iç piyasaya yönelik semboller, erkeksi  güçlülüğü öne çıkaran aslan ya da diğer yaban avlarının temsili, camiyle örtüşen dinî motifler, ara sıra halk masallarından alıntı olduğu belli olan Leyla ile Mecnun’u anımsatan duygusal sahneler, dönemin modern araçları olarak tanımlanan devasa gemiler, seyahati simgeleyen trenler, İstanbul ya da Paris başta olmak üzere kent görünümleri ve de dönemin nabzını yakalayan kahramanlar. Bu kahramanlar hem dönemin rengini hem de  kitleler karşında popüler  olmanın ölçütünü ve de çeşitliliğini de ortaya koyuyorlar.


Bu çeşitlilik içinde, Sultan Reşad’tan Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi’ye, Enver Paşa’dan Atatürk’e dek her bir dönemin hem popüler hem de önde gelen önemli kişiliklerini bulmak mümkün oluyor.

Baskı tekniğinin ve estetiğin özenli bir işçiliğini içeren bu etiketler, aynı zamanında siyasal bir olayın da öznesi oldu. “Osmanlı Fes Boykotu” olarak adlandırılan bu olayın iç yüzü ise şöyleydi:

“Meşrutiyet’in ilanı Osmanlı İmparatorluğu’nda kamuoyunun ilk kez vücut bulduğu olaylarla gerçekleşti. Eylemler, mitingler, toplantılar ve durdurulan grevler... Daha sonra 1908’e canlılığını veren kamuoyu, Bosna-Hersek’in Avusturya tarafından ilhakı ve Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan etmesi üzerine bir kez daha sokağın gücünü ve kendiliğindenliğini ele geçirdi. “Osmanlı Fes Boykotu” olarak bilinen süreçte halk, kendi inisiyatifini kullanarak Avusturya ve Bulgaristan mallarına karşı bir boykot başlattı. Avusturya’dan ithal edilmekte olan fes ile simgesini bulan boykot kısa bir sürede daha düzenli ve İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından yönlendirilen eylemler halini aldı. İlk defa gerçek bir savaşla değil de “harb-i iktisadî” ile başarılı olunan bu süreçte 1908’in ilham verdiği Osmanlılık fikri canlılığına kavuşurken, millî iktisat icadı da ortaya çıktı. Millî bir sanayi kurmak gerekliliği ve bunun için gereken nedenlerin kolayca devşirilmesi ile 1908 Boykotu, pek çok siyasal mobilizasyon faktörünü aynı anda devreye sokmuş oldu”1

Bu boykota katılan halk Avusturya’dan ithal edilen fesleri giymeme kararı aldıktan sonra bunları ithal eden esnaf, önce fes kutu ve paketlerinin üzerindeki etiketlerin Avusturya yapımı olduğunu gizlemek için bu ibarenin yer aldığı yazıların üzerini yaldız boya ile kapatmış ama halk bu etiketleri resimlerinden tanıdığı için boykota ara vermeyip sürdürmüştür. Elindeki stokları tüketmek zorunda olan esnaf, bu kez etiketlerin üzerine yerli malı yazısını koymuşsa da bu da ilki gibi etkili olmayıp bu ülkenin fes satışlarının sonunu getirmiştir.



Fes etiketleri koleksiyonu yalnızca,  geçmişe duyulan özlemi gidermek peşinde koşan  koleksiyoncuların hobileri olarak değil; aynı zamanda baskı tekniğinin gelişim sürecine getirileriyle matbaacıların, üzerindeki  bezeme,  renk ve biçim uyumlarıyla grafikerlerin, değişken resimleriyle dönemin ruhunu yakalamaya çalışan sosyologların, tarihçilerin, araştırmacıların da ilgisini çekmeleri  mümkün olan aykırı ve de ayrıcalıklı  parçalar olarak da tanımlamak mümkündür.

1 Y.  Doğan Çetinkaya, 1908 Osmanlı Boykotu: Bir Toplumsal Hareketin Analizi, İletişim Yayınları, 2004.