Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Kayapa Köyü Camii Çiçek ve Ağaç Resimleri
Mehmet Bilgin

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Kayapa Köyü Camii Çiçek ve Ağaç Resimleri
Mehmet Bilgin

http://www.zdergisi.istanbul/makale/kayapa-koyu-camii-cicek-ve-agac-resimleri-52

Kayapa Köyü günümüzde, Bursa’nın Büyükorhan ilçesine bağlı bir mahalledir. Bursa’ya doksaniki km., Büyükorhan ilçesine yedi km. mesafede olan Kayapa’daki evlerin çoğu terkedilmiş bir görünümde ve burada yaşlılardan oluşan çok az insan yaşıyor. Genç ve çalışabilen nüfusun, ekonomik ve sosyal nedenlerle büyük şehirlere göçmüş olduğu Kayapa gibi köyler, bölgede hayalet köy olarak nitelendiriliyor.

Köy merkezindeki çifte şerefeli yüksek minaresi ve metal kaplı kubbesi olan büyükçe camiyi gördüğünüz zaman, bu köyün yakın geçmişteki durumunu az çok hayal edebilirsiniz. Fakat bizim için asıl şaşırtıcı olan, bu büyük caminin yanıbaşındaki metruk ve mütevazı bina oldu. Kıble yönü doğrultusunda dikdörtgen planlı ve arka bölümünde son cemaat yerinin bulunduğu binanın, moloz taş yığma tekniği ile yapılan duvarlarının üzerine oturtulmuş çatısı, “Avrupa” ya da “Marsilya” olarak adlandırılan düz kiremitlerle örtülmüştü.

Duvarın yıkık bölümünden, terk edilmiş harabe hâlindeki binanın içine girdiğimiz zaman, tarifsiz duygulara gark olduk. Çünkü kırık pencereleri ve yıkık duvarlarına rağmen bina, savaşta tahrip olmuş, terk edilmiş bir sanat müzesi gibiydi.

Caminin arka bölümünde son cemaat yeri üzerinde bulunan kadınlara mahsus mahfil, başlık ve etek kısmı sütun şekli verilmiş ağaç direklere ve kuzey yönündeki giriş kapısının bulunduğu duvara oturtulan ahşap malzeme ile yapılmıştı. Orta kısmında yarım daire şeklinde balkon çıkıntısı bulunan mahfilin alınlık kısmı sade denebilecek oyma ve kabartmalarla süslenmiş olan ahşap korkuluklarla çevrelenmişti. Bütünlük arz eden görüntüsü ile caminin iç güzelliğine bir zarafet katmaktaydı.

Caminin kadınlar mahfilini, tavanını, harim (iç) kısmının duvarlarını seyrederken içimize garip bir huzur dolmuştu. Bunun nedeninin mavi, yeşil, sarı, pembe ve siyah renklerle yapılmış hat levhaları ile bitkisel motifler olduğunu farkettik. İlk bakışta çivit mavisi sizi karşılarken, sıcak sarı içeri çekiyor, siyah çizgiler sabitlerken, yağ yeşili ve açık pembe renkler ise derinlik ve dinginlik veriyordu.

Caminin kalem işi süslemeleri bakımından zenginliği bize, İstanbul’da en güzel örneklerini gördüğümüz Osmanlı medeniyetine ait sanatsal unsurların, ülkenin başka bölgelerinde,1 hatta dağ köylerinde bir yansıması ile karşı karşıya olduğumuzu düşündürdü.

Caminin sağ ve sol duvarlarında ikişer “celî vav” arasına konan hat tablolarının, hat sanatının en büyük ustalarına ait en güzel örneklerden seçilmiş olduğu şüphesizdi. Mihrabın bulunduğu duvarın sol üst köşesindeki ağaç formlu müsenna2 hat düzenlemesi, mihrabın hemen üzerindeki “celî kûfî”, iki yanda yer alan “celî sülüs” tablolar hat sanatının en mükemmel istif örneklerinden oluşmaktaydı. İki pencere üzerine oturtulan iki çiçek dalı ise bu büyük tabloya ayrı bir sıcaklık vermekteydi. Fakat ışık ve gölgenin bulunmadığı, siyah renkle kontürleri çekilmiş, iki boyutlu vazo içinde resmedilmiş stilize çiçekler ve meyve ağacı resimleri, hem renkleri hem de tarzları bakımından özgündü.

Caminin iç kısmının duvarları, zeminden seksen cm. yükseklikte, koyu duman (füme) renkli bir şeritle çevrilmiştir. Bu şeritin üstünde, çivit mavisi kesik çizgilerin yüzeyinde, dilim şeklindeki kıvrımlarla yapılan yapraklı dallar ve ortada yükselen sap üzerindeki çiçek desenlerinden oluşan vazo içindeki bitki şablonu ile bir şerit oluşturulmuştu. Bu şablon dizginin üzerine ise vazo içinde çiçek resimleri, onun üzerinde hat sanatı örnekleri ile oluşturulmuş ikinci bir sıralama daha bulunmaktadır.


Kıble yönündeki hariç, harimi çevreleyen duvarlar bir şerit olarak büyükçe, yana açma kitabe motifi ile dönülmüştür. Zeminden itibaren oluşturulan bu dördüncü sırada ortada madalyon şeklinde ve daire  içinde bir alan ve bütün camilerimizde görülen Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Hüseyin isimlerinin yazılı olduğu süslemeler mevcuttur. İsimler sarı renkle boyanmış daire şeklindeki bir şerit içine siyah renkle yazılmıştır. Sarı dairenin etrafı mavi renkli ve rumî  desenlerden oluşan bir şablonla beşgen şeklinde süslenmiş, en dışta oluşturulan ikinci bir daireden sonra iki yana açmalar yapılmış ve açmaların içi yeşil renkli stilize yapraklarla doldurularak tablo tamamlanmıştır.

Türk mitolojisinde meyveli ağaçlar bolluğu, bereketi ve doğurganlığı sembolize ederler.

Caminin harim kısmındaki üç duvarda bulunan ikişer büyük ve üst sırada bulunan ikişer küçük nişli pencerelerin kenarları içinde rozet çiçek bulunan dal şeklindeki şablonlarla dönülerek süslenmiştir. Daha çok tarihî kalıntılarda rastladığımız, üzerinde salkımları olan üzüm asması dalı, tavan kenarı süsü olarak iç duvarları dönerek caminin duvarlarındaki tabloyu tamamlamaktadır.


Kadınlar mahfili,  sağ ve sol duvardaki iki nişli pencere ile aydınlanmakta, arka kısımdaki duvarda göbeğindeki çift daire içinde “NAKKAŞ KÂ. OKUR 1945”3 yazan şemsenin sağ ve solunda birinin üzerine nar, diğerinin üzerinde armut olmak üzere iki meyveli ağaç bulunmaktadır.

Bilindiği gibi Türk mitolojisinde meyveli ağaçlar bolluğu, bereketi ve doğurganlığı sembolize ederler. Ayrıca meyveli ağaçlar hayat ağacı olarak bildiğimiz bir sembol olarak çok eski zamandan beri süslemelerde kullanılmaktadır.4 Kadınlar mahfilinin arka ve yan duvarları ise üzerinde bitki deseni bulunan kısa perde şeklinde tasarlanmış şablonla çevrilmiştir. Caminin iç kısmında yer alan tüm şablon desenler gibi bu da mavi renktedir.

Camideki ikinci ağaç motifi ise son cemaat yerinde girişin solundaki duvarda yer alan çift servi motifi de dikkat çekicidir. Daima yeşil kalan servi ağacı, genellikle mezar taşları ve cami süslemelerinde geleneksel ve yaygın olarak kullanılan bir motiftir.
Daima yeşil kaldığı için de cennetle ilişkili olduğu algısı vardır.5

Türk mitolojik düşüncesinde ağaç6 kutsaldır7 ve ebediliğin sembolüdür.8 Türklerin yaratılış efsanelerinde kurucu kutsal kağanlar ağaç kovuğunda meydana gelmiştir.9 Türklerde ebediliğin sembolü olarak servi ağacının10 mezarlıklarla özdeşmesi ağacın sayesinde ataların ruhunun göklere ulaşması, Tanrının kutsallığının aşağıya kemiklere inmesindeki sembolik rolünden ileri gelmektedir. Araplar da servi ağacının bulunduğu yerde mutlaka yılanların da olduğuna inanır ve servi ağacına Seceretu’l-hayye, yılan ağacı, dirlik ağacı adını verirler.

Sıva ile kaplanmış duvarlar üç cephede ikişer büyük pencere, sağ ve sol duvarlarda ise  üç adet küçük pencere mevcuttur. Cami tavanı ahşap malzeme ile kaplanmış olup, düz ahşap tavan üzerine yine ahşap malzemeden yapılmış bir çerçeve içinde ahşap oyma bir süsleme mevcuttur. Ortasına ise yaprak desenlerden oluşan bir göbek oturtulmuştur.

Caminin sağlam  olan doğu yanındaki duvarda dört adet büyük vazo içinde stilize çiçek demeti  mevcuttur. Duvarın kıbleye yakın bölümünde vaiz kürsüsünün hemen üstünde süslemeli dolap içinde mavi sarı ve siyah renklerin kullanıldığı bir saat resmi vardır. Onun kuzeyinde sarı renkli ayaklı bir vazo içinde bir demet (muhtemelen) mezarlık zambağı (Iris tuberosa) demeti durmaktadır. Kılıç şeklindeki yapraklar yağ yeşili çiçek kısmı ise mavi renktedir. Hemen yanında pencerenin  niş kenarı sarmaşık dal ve dalın oluşturduğu kıvrımlar içinde konmuş çiçek rozetleri ile bezenmiştir. Ayrıca mihrabın iki yanında, ayaklı vazo içinden  yükselen bir çıtaya sarılmış şekilde resmedilen iki çiçekli sarmaşık dalı tablosu daha vardır.

İki büyük pencerenin arasındaki duvarda ise nispeten büyükçe ve kulplu testi şeklinde bir vazo içine yerleştirilmiş dal ve çiçeklerden oluşan ikinci bir stilize resim vardır. Bunun iki yanında daha küçük vazo içinde iki çiçek demeti  vardır. Demette bulunan çiçeklerden pembe renkli olanların karanfil olduğu çiçek formundan anlaşılmaktadır.

Kayapa Köyü’ndeki metruk cami, hem nakkaş Kazım Okur’un hat boyamalarını  hem de kendine has çiçek tablolarını bize ulaştırdığı için korunmalı ve tamir görerek, etrafı ile birlikte açık hava müzesi olarak düzenlenmelidir. Kültürümüzün korunması ve geleceğe aktarılmasına hizmet etmeye devam etmelidir.

  1. Bu konuda bkz. Erbil Cömertler Aktuğ - Kadir Pektaş, “Geç Dönem Kalem İşi Süslemeli Bir Eser: Aydım Kuyucak Kayran Köyü Camii”, Medeniyet Sanat, İMÜ Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dergisi, c. II, S. 2, 2016, s. 9-25; Beste Çok, “Isparta ve İlçeleri Camii Süslemeleri”, T. C. Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, 2010.
  2. Müsenna: Hat sanatında aynalı yazı da denir. İstiflenen yazının ters istikametten de yazılarak birbirini kesecek şekilde kavuşturulması.
  3. Yaşlı köylülerle yaptığımız sohbetlerden bu güzel eserlerin ustasının Kazım Okur isimli bir hattatın olduğunu öğrenebildik. Kazım Okur’u bize İstanbul’da yetişmiş bir hattat olarak anlattılar. Kendisi de talebe yetiştiren bir hoca imiş. Fakat ruhsal nedenlerinden dolayı İstanbul’dan ayrılıp Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinin Döllük Köyü’nden olduğu ve Dedeler Köyü camisinde de eserlerinin olduğunu öğrendik.
  4. Mehmet Aça, “Türk İnanış ve Düşünüş Sisteminde Meyve”, Prof. Dr. Fikret Türkmen Armağanı, 2005, s.11-22.
  5. Ramazan Işık, “Türklerde Ağaç İle İlgili İnanışlar ve Bunlara Bağlı Kültler,” Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. IX, S. 2, 2004, s. 89-106.
  6. Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, c. II, 1993, s. 465-494.
  7. Abdülkadir İnan, Eski Türk Dini Tarihi, 1976, s. 35-40.
  8. Celal Beydili, Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, çev. Eren Ercan, 2004, s. 25-30; bkz. Deniz Karakurt, Türk Mitolojisi Ansiklopedisi, Açıklamalı-Resimli Türk Söylence Sözlüğü, 2011, s. 34-40 (e-kitap).
  9. Yaşar Çoruhlu, Türk Mitolojisinin Anahatları, Kabalcı Yayınları, 2015, s. 111-119.
  10. Tuncay Neyişçi, “Servi Boylum Al Yazmalım,” Aro Dergi, S. 12, 2013, s. 19-33.