Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

“Yarış atı gerçek bir sporcudur”
Hasan Aslanparçası

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

“Yarış atı gerçek bir sporcudur”
Hasan Aslanparçası

https://www.zdergisi.istanbul/makale/yaris-ati-gercek-bir-sporcudur-227

 Kendinizi biraz tanıtırmısınız ? Bu işi ne zamandan beri yapıyorsunuz ?
 

Bu işte yaklaşık onbeş sene oldu. Diyarbakırlıyım. Orada çiftçilikle uğraşırdık. 1989’da İstanbul’a geldim, beş ay aprantilik yaptım.

Boyunuz da oldukça uygun görünüyor jokeyliğe.

Evet; ama kısmet olmadı. Köyde çiftçilik yaptığımız için eşeğimiz de, atımız da vardı. Yükü genelde onlarla taşıdığımız için at binmeyi de öğrenmiştim. İlk önce Sabahattin Uluçay’ın ekürisinde işe başladım, sonra Oğuz Yalçın'la çalıştım. Şimdi de buradayız.

O eküride aklınızda kalan hangi atlar vardı?

Step by Step ve Vira Vira vardı. Ben bakıyordum bu ikisine.

Seyisliği bir meslek olarak görme fikri sizde ilk ne zaman uyandı ?

Dediğim gibi buraya geldiğimizde zâten büyüklerimiz burada çalışıyordu. Dışarıda çalıştığım dönemlerde her hafta sonu hipodroma geliyordum. Aslında başından beri bu işe hevesim vardı. Bu işi yapmak için atı seveceksin, ona cân u gönülden bakacaksın. Her atın ayrı bir huyu, yapısı var. Her atın karakterine, huyuna suyuna göre muâmele gerekir.

Meselâ yarış öncesi seyisten neleri yapması beklenir?

Yarış öncesi at tımar edilir. Altı saat önce 1.5 kilo kadar yarış yemi verilir ki normalden azdır bu miktar. Nasıl diğer futbolcuların belli bir saat önce maç yemeği vardır, bu da öyle. İngiliz atlarına genelde yulaf, Arap atlarına ise ezme dediğimiz makinede öğütülmüş yulaf veririz.Yulaf, öğütülmezse Arap atlarına ağır gelir. Atın belirlenmiş bir saati var. Yemini o saatte yemesi lâzım. Suyunu da zamânında içmeli. Yoksa piste gelirken iki kova suyu içirirsen at şişer. Koşamaz. Sonra da atın ayakları ısıtılır ve yarışa götürülür.

Peki, yarış bittikten sonra neler yapılır?

Atın nefesini toplayabilmesi için yaklaşık 30-45 dakîka gezdirilir. Nefesi düzene girdikten sonra ayakları yıkanır. Toynaklarına herhangi bir zarar gelmemesi için bacaklarına kil çekilir, çünkü bu bölgede harâret olmaması gerekir. Atların en kıymetli yerleri ayak tendonlarıdır. Onların zarar görmesi, yarış hayâtının sonu demektir. İnsanda ağırlık beş tırnağa yayılır. Ama at öyle değil, tek tırnaklı olduğu için tendon tek tırnağı zorlar, hasar görür. Tendon ârızası yaşayan bir atın tekrar yarış pistine dönmesi mûcizedir. Koşan yok mu? Var; ama bin tâne tendon ârızası oluyorsa bunlardan 990 tânesi koşamaz, piste vedâ eder. At zâten yorgundur, tımar edilir, istirahat için ahıra salınır. Yaklaşık 6 saat sonra da otu, yoncası ve suyu verilir.

Atın davranışlarında bir değişiklik olduğunu nasıl anlıyorsunuz ? Atın normal zamanda tavrı nasıldır?

Sabah akşam yanına gideriz. Durgunsa bir anormallik vardır. Yemini yeme-miştir meselâ. Zâten bunu belli eder. Yemini yiyen at kıpır kıpırdır. Ayrıca at bakımı bir ekip işidir. Sabah gelip kapıyı açtınız. Kapıyı açtıktan sonra diyelim ki atın hâli size mutlu geldi. İyi de, bu durumu rapor edebilmen gerekir. Antrenör gelecek, “At nasıl?” diyecek. Sen de atın geceyi nasıl geçirdiğini ona bir bir anlatacaksın. Gâyet iyi diyeceksin ya da yemini yememiş bir kilo, yarım kilo yem bırakmış diyeceksin. Sıkıntı varsa bunu tespit edebilmelisin. Her zamanki gibi normal değilse belki bu yemesinden içmesinden bağımsız olarak çalışma programıyla alâkalıdır. Basit bir sorun gibi algılansa bile, o günkü çalışma iptal edilir. Durumunun anlaşılması için veterinere götürülür.

Seyisin gözlemleri çok önemli, hatta hayâtî derecede önemli yâni

Elbette, yarış atı gerçek bir sporcudur. Yarıştan sonraki sabah yanına geldiğin zaman ayaklarında bileklerinde veya dizinde şiş, sıcaklık ateş var mı diye bakarsın. Bütün olay yarış sabahında açığa çıkar. Problem varsa o zaman belli olur. Çünkü vücut iyice soğumuştur. Bütün bu aşamalar seyisin gözetimindedir.

Sonrasında ne olur?  

Diyelim ki sorun var. Antrenör devreye girer. Çalışalım çalışmayalım, hastâneye götürelim ya da götürmeyelim gibi nihâî karâr antrenördedir. Seyis gördüğünü antrenöre aktarmakla sorumludur. Bunların hepsi ekip çalışmasıdır. Jokeyi de arabayı süren şoför olarak düşünün. Arabada bir problem varsa sağa sola çekiyorsa veya motordan bir ses geliyorsa bunu anlarsın. Jokey de atın üstündeyken atın sol veya sağ ayağını iyi kullanamadığını veya başka bir problem olduğunu anlar ve sorunu bir şekilde antrenöre iletir.

Yarış sonunda atlara ödül yemi vermek gibi bir şeyden bahsedilir. Böyle bir şey olur mu gerçekten?

Onlar şehir efsânesi. At ne zaman, ne versen yer. Uyumludur. Elmaydı, havuçtu, yeşillikti onlar zâten şurada gördüğünüz 1350 ahırın 1300’ünde normal günlük beslenmede verilir.

Havucun atın yarışını kazanıp kazanmamasıyla bir ilgisi yok yâni.

Evet yok. Onlar sizin gibi gazeteci arkadaşlar geleceği zaman göstermelik olsun diye, bak işte biz atımızı balla, havuçla, muzla besliyoruz dercesine yapılır. Yeni bir atçı arkadaş meraklı olur ananas getirir, kivi getirir, kavun getirir. At lüksten anlamaz ki. At için şuraya ot, yonca koy, öbür tarafa anzer balını getir koy. At nereye gider?

Yoncaya mı gider?

Tabiî ki öyle. Atın önüne ot, köpeğin önüne et koymak diye bir tâbir vardır dilimizde. En güzel meyveleri getirsen de at anladığına, ihtiyâcına yönelir, yoncaya gider.

Ata kesinlikle verilmemesi gereken şeyler vardır ama, değil mi?

Bu konu da duruma göre değişir. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Onun karşılığında doğru idman yapamazsa at dışarıdan yağ yapar. Onu eritemediğimiz zaman arkadaşlarımız greyfurt vererek onun asidiyle eritmeye çalışırlar. Ama meselâ ben kendi atıma greyfurt vermem. Çünkü greyfurt onun mîdesine zarar verebilir. At şunu yemez, bundan uzak durması gerekir diyebileceğimiz pek bir şey yok aslına bakarsanız. Doğal olduktan sonra at önüne ne koyarsan yer. Vücûdunda bulunmaması gerekenler daha çok ilâçlardır. Yâni katkı maddeleri. Yarış koşacaksan yarıştan önce belli başlı yasaklı ilâçlar var. Yasaklı vitaminler var. Onların gününü hesaplaman lâzım ki yarın yarış koştuğun zaman herhangi bir doping kontrolünde sıkıntı yaşanmasın. Doğal ottan, yoncadan alamadığı kalsiyumu, fosforu alması için yarış atına ilâve katkı maddeleri vermek zorundayız. Dediğim gibi, dikkatsizlik sıkıntı yaratır. Yarışa şu kadar gün kala o maddeyi kesmen lâzımsa keseceksin, işini günü gününe, saati saatine tâkip edeceksin.

Merak ettiğimiz bir şey daha var, şu iğdiş etme meselesi.

O bizde yasaktı. Şu anda serbest. Atın iğdiş edilmesinin en büyük nedenlerinden birincisi yumurtalıklarının sağlıklı bir şekilde keseye düşmemesinden kaynaklanır. Yumurtalık keseye düşmediği zaman ata acı verir. At arkalarını alamaz, yeteri kadar uzanamaz. Aksiyonları çok iyi olmaz. İlk başta düşmeyen testisi alırsınız. İkincisi erkek at ejakülasyon yapar. Onu kesemezsen bu atın yarışlarda performansına olumsuz yansır. Bir yerden sonra atı kısırlaştırarak bunun önüne geçmeye çalışırsın. Bizde son iki üç senedir serbestleşti. Ama yurt dışı kadar çok olmuyor. İğdiş en son çâredir. Türkiye’de toplam aygırların %5’i kadar yoktur bile iğdiş edilen.

Bu oranın az olmasının daha özel bir sebebi var mı?

Çünkü her at sâhibi atını potansiyel bir şampiyon olarak görür ve yarış hayâtı bittiğinde ondan bir tay elde etmek ister. İğdiş etmek son çâredir. Atçılık çok büyük bir sektör. Dışarıdan sanıldığı gibi at koştu, döndü geldi, bir buçuk dakîkada şu kadar para kazandı; hayır o kadar kolay değil bu işler. Bir taraftan soyun iyileşmesi için de uğraşırsın.

İğdiş edilen atların bazı koşulara katılması da yasak sanırım.

Türkiye’de de Grup 1 koşularına iğdiş atlar katılamaz. Çünkü Grup 1 kazanan at en iyi attır.

Seyislikle ilgili baflka söylenebilecek bir şey var mı? Hayâtınızdan memnun musunuz?

Memnunum. Maaşımızı sisteme bağlı alıyoruz. Sigortamız, sosyal haklarımız var. Kıdem tazmînâtımız var Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi dernek aracılığıyla çözülmüştür. Ekstra olarak atın koşup kazandığından %5 primimiz var. Eğer büyük bir eküri ise orada bir havuz sistemi uygulanır. Havuzdaki para paylaşılır. %5 düşmez de %4 düşer. Arkadaşının atı %3 kazanmıştır, sen %2.5 alırsın gibi. Onun için her seyis iyi ata bakmak ister. Her eküri de atına iyi bir seyisin bakmasını ister.

Siz şu anda kaç ata bakıyorsunuz?

İki ata bakıyorum. Zâten bunun normali ikidir. İkiden fazlası olmaz. Birinin adı Olimpiade, diğeri Rinaldo.