Toplumu tanımak da fotoğrafla çok daha kolay oluyor. Aslında en hızlı değişen, insanın kendisi. Bir sokak elli yılda değişir ama insan yıldan yıla çok rahat değişebiliyor. Mekân insan ilişkisi açısından baktığınızda; birkaç yıl arayla aynı mekânda çektiğiniz insan fotoğrafları size toplumdaki kılık kıyafetteki modanın değişimi, yaşama alışkanlıklarındaki değişimi gösterir. Fotoğraf sadece o anı yansıtmıyor o dönemin yaşamından izler de aktarıyor size. Mekândaki değişim insana göre daha uzun vadede oluyor; elli yıl yüz yıl. Istanbul’da 1800’lü yılların sonundan itibaren yıllar içinde çekilmiş fotoğraflara baktığınızda bu söylediğimi net şekilde görebilirsiniz.
Olumlu anlamda da olumsuz anlamda da bahse değer değişim var. Mekânsal olarak değişim var. Zeytinburnu’nun gecekondu dönemi 60’lı yıllar. Ben daha çok 70’li yılları biliyorum; bugüne göre daha insanî sayılabilecek fizikî koşulların hâkim olduğu yıllardı; binalar açısından. Sokaklar çamurlu olduğu için ayakkabıların çamur içinde ama doğayla insan iç içe. Istanbul’dasınız ama köyde gibisiniz. O zaman çamursuz ayakkabı diye bir şey yoktu ama bugün üç beş ay geçse de ayakkabı boyama gereksinimi duyulmuyor.
Öte yandan o eski dönemlerde konfor yoktu, ama binalar insanları ezmiyordu. Bugün konforlu bir yaşam var ama binalar insanları eziyor. Bu insanî bir konfor mu tartışılabilir. Şu an sadece fotoğrafik olarak baktığınızda bile görülebiliyor insanların betonla ezildiği. Bu insan psikolojisi üzerinde de farklı etkiler bırakıyordur mutlaka.
Bunun yanında o yıllarda iyice harabeye dönen tarihsel mekânların bugün yeniden açığa çıktığı, güzelleştiği de bir gerçek. Belediyenin Kültür Vadisi’nde yapmış olduğu çalışmalar, özellikle Merkezefendi’de çok güzel fotoğrafik görüntüler veren, mekânla insan ilişkisinin daha güzel bir düzleme oturtulduğu, daha barışık olduğu daha insancıl bir hâl hâkim. Zeytinburnu dün de renkliydi bugün de renkli, özellikle demografik olarak.
Dünyanın birçok ülkesinde fotoğrafçılar açısından tek tip objeler vardır. Almanya’ya gittiniz fotoğraf çekeceksiniz; Berlin’in sokaklarında en fazla iki tip insan çekersin, insanların tipleri farklı olsa bile kıyafetleri aynıdır, mimarî aynıdır, çok renkli bir görüntü sunmaz size. Zengin bir malzeme yoktur ama sadece Zeytinburnu sokaklarında dolaşarak on tane Berlin’i dolaşmış olursunuz. Mimarî olarak çok renkli görüntüler sunar; düzen vardır düzensizlik vardır, plan vardır plansızlık vardır, tarih vardır bugün vardır. Insan tipolojisi olarak; Asya da vardır, Avrupa da vardır, Anadolu da vardır. Kıyafet derseniz Afganistan vardır, Doğu Türkistan vardır, Karadeniz vardır, Ege vardır, Suriye vardır. Adımbaşı bir sürü farklı kültürel yansımalarla karşılaşırsınız. Insanı ezen insan mekân ilişkisini de yansıtabilirsiniz; insanla mekânın uyumlu olduğu fotoğrafları da yakalayabilirsiniz. Zeytinburnu, tek tip değil, kültürel anlamda oldukça zengin fotoğrafik açıdan.
Zeytinburnu’nun algısı dışarıda olumlu değil. Zeytinburnu fotoğrafik olarak çok zengin bir yer. Ama böyle olduğu bilinmiyor. Fotoğrafın ustalarından Ara Güler’e, bir gün muhabbet esnasında “ustam sizi Zeytinburnu’na davet edeyim, muhabbet edelim hem de fotoğraflanacak yerler görürüz belki” dedim. Cevaben ifadesi “Zeytinburnu’nda bir şey yok” oldu. “Kazlıçeşme’den oradan buradan bir kare, bir de gecekonduların yaşamın olduğu yerden bir kare o kadar.” dedi.
Zeytinburnu farklı, çok zengin aslında. Işte bunu bu işle ilgilenen insanlara anlatmak zorundayız. Peki nasıl anlatılabilir? Fotoğrafçıları toplayıp Zeytinburnu’yla ilgili brifing verecek halin yok. O zaman, bir fotoğraf yarışması yapalım, gelsinler Zeytinburnu’yla ilgili bir şeyler üretsinler. Böylelikle başladı bu fotoğraf yarışması. Iyi ki de başladı çünkü böylece Zeytinburnu’nun görsel hafızası oluşuyor fotoğraf yarışmalarıyla. Sadece bizim elimizdeki yarışmaya katılan derece alan fotoğrafları yayınladığımız kataloglar, albümler değil. O insanların çektiği yüzlerce toplamda on binlerce kare kayıtlara geçiyor ve bu bir hafıza oluşturuyor.
Zeytinburnu’nda her yıl yaptığımız fotoğraf yarışmasında yeni ve farklı bakışlar ve tarzlar görmek memnuniyet verici. Hatta bu fotoğraflarla, yeni ürettiğimiz eserlerin de çok fotoğrafik olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor. Örneğin 15 Temmuz Meydanı inanılmaz güzel kareler veriyor. Bu da insanı mutlu ediyor. Bu fotoğraf yarışmaları özelde Zeytinburnu’yla ilgili kişisel arşivlere ve genel arşivlere birçok görüntünün girmesini sağlıyor bu bir, ikincisi Zeytinburnu’nun fotoğrafik açıdan çok renkli bir yer olduğunu fotoğrafçılara göstermiş oluyor. Bu yönüyle bu fotoğraf yarışması çok anlamlı bir iş.
Bir fotoğrafçı portre fotoğrafları çekmek istediğinde birçok ülkeyi dolaşmasına gerek yok, Zeytinburnu’na gelmesi yetiyor. Afganistan’a gitmesine gerek yok geliyor burada çekiyor. Anadolu’nun filan kasabasına ya da Orta Asya’ya gitmesine gerek yok, bütün yüzler Zeytinburnu’nda var. Bu zenginliği bizim yarışmaya gelen fotoğraflardan da görüyoruz. Ben fotoğraf yarışmalarında hiçbir zaman jüride bulunmadım müdahale de etmiyorum. Diğer ilçelerde de fotoğraf yarışması yapanlar var hatta ben bazı ilçelerde jüride de bulundum ve gördüm ki Zeytinburnu’nun fotoğrafik anlamda Istanbul’un birçok ilçesine göre artıları var yani biz o açıdan şanslıyız.
Meselâ fotoğraf yarışmasına katılan fotoğraflardan bir tanesi, bizim yeni yaptığımız 15 Temmuz Meydanı’nda bir Ramazan iftarı hazırlığı var. Hem siyah beyaz, hem de güzel bir fotoğraf, sıradışı bir anlatımı var.
Meselâ, yine fotoğraf yarışmasına katılan bir fotoğrafa bakıyorsunuz, burasının Zeytinburnu olduğunu söylemeniz çok zor, sanki tarihî bir yer gibi, meselâ rahatlıkla Kars olduğunu söyleyebilirsiniz.
Meselâ, aynı bunun gibi bir fotoğraf daha var, dereceye girmiş fotoğraflar arasında, Kazlıçeşme meydanı, fakat sanki Konya’da bir bozkırın ortasına gibi bir görüntü veriyor.
Fotoğraf yarışmasına katılan, dereceye giren fotoğraflar arasında böyle birçok fotoğraf bulabilirsiniz. Rusya’da çekilmiş gibi, Afganistan’da çekilmiş gibi, Doğu Türkistan’da çekilmiş gibi..
Genel olarak baktığımızda son yıllarda Zeytinburnu’nda fotoğrafik mekânlar bir hayli gelişmiş durumda. Öncesinde malzeme bulmakta biraz zorlanıyormuşuz demek ki. Insanla mekan arasında güzel bir uyumun hakim olduğu tablo varmış geçmişte ama fotoğrafik alanlar azmış, şimdi bu alanların sayısı artmış. Demek ki iyi işler yapılmış. 2011’den 2017’ye çok ciddi bir gelişme var.