Your Trusted

Consulting Partner

Powering Your

Business Finances

Invest Today, Thrive

Tomorrow

Services

We Champion the Bold to Achieve the Extraordinary

Our philosophy

Strategic Interventions that Transform our Clients' Business

Trajectory

Deep expertise

With the technologies, business models and ecosystems of every client’s market

Collaborative approach

A hands-on, collaborative approach to developing solutions for long-term success

Philosophy of evidence

Data-driven insights tackling core issues through analysis and research

The know-how

Turning insights into impactful action by overcoming strategic barriers

600+
Satisfied clients
$5bn
Saved for clients annually
80%
We worked of the Global 500
>90
Repeat clients or referrals
Helping Fast-moving Innovators Scale With Purpose
Industries

Our Experience Spans Every Industry and Challenge

Insights

Our Latest Insights

Proprietary data, expert analysis and bold thinking for leaders who want to achieve the extraordinary.

Empowering Our Clients

KÜLTÜR | SANAT | ŞEHİR

Tematik Dergi

2017/2 Su ve Şifa

İÇİNDEKİLER

Su-nûş

Murat Aydın

Su hayâtın kaynağıdır. Varlığa can katar. Suya dâir konuşmaya su nûş* ile başlamak, umulur ki söze hayat ve bereket verir, suyun kaynağından doğması ve menziline varması gibi, söz de amacına ulaşır.
“Su gibi” aziz olmak!

Muhammed Nur Anbarlı

Su ikram eden kişiye “su gibi aziz ol” temennî ve duâsı zihnimize nereden kazınmış olabilir? Elbette kulak âşinâlığı ile tevârüs eden örf ve âdetlerimizin etkisi ilk belirleyici olmalıdır; fakat asıl, suyun “aziz” kılınmış olması husûsu üzerinde durmak gerekiyor.
Halk İnançlarında Su

İsmail Taşpınar

Su, eski Türk inançlarında Yer-Su inancının bir parçasıdır. Kâinatta yer alan dört unsurdan biri olan su, ateşin zıddıdır ve onu tamamlayan bir varlığa sâhiptir. Su, hem yukarıdan yağmur olarak düşer hem de toprağın içinden fışkırabilir. Her iki biçimde de bereketin kaynağı, tabiatın anası sayılır.
Âb-ı Hayat

Murat Öztabak

Dünyânın yaratıldığı, insanoğlunun da dünyâya ayak bastığı günden bu yana süregelen bir döngü: doğum, yaşam ve ölüm. İnsanoğlu, içinde büyüyen yaşama arzusuyla hep uzaklaştırmak istediği ama her sâniye yaklaşmasına engel olamadığı ölüme devâ bulmaya çalışmıştır. Suyun hayat ve şifâ kaynağı olması, saflığı ve sürekliliği, hayâtın sürekli kısalmasına ve ölüme ilâç olacağı kanaatini doğurmuştur.
Su ve Su Simgeleri

Mircea Eliade

Aslında su, bütün potansiyel ve üretken güçleri temsil eder; sular bütün varoluşun kaynağı, fons ve origo’dur. Hintçe bir metinde, bütün Veda geleneğini özetleyen şu deyişe rastlamaktayız: “Su, sen her şeyin, bütün varoluşun kaynağısın (Bhavisyottarapurcina, 31, 14).” “Su, dünyânın temelidir (Satapatha-Brcihmana, VI , 8, 2, 2; XII, 5, 2, 14); bitkilerin özüdür (Satapatha-Brcihmana,
Tûfan

Halil Berktay

Birçok kavmin yaradılış efsânelerinde, ilâhlar tarafından insanlığa cezâ olarak gönderilen muazzam taşkınların insanlığı arındırması ve tâze bir başlangıcın, bir tür yeniden doğuşun zemînini oluşturması fikri yer alıyor. Hindû mitolojisinde, tanrı Vişnu’nun uyardığı Dravida kralı Shraddhadeva Manu büyük bir tekne yapıp âilesiyle birlikte Saptarishi olarak bilinen Yedi Bilge’yi,

Felsefe ve Su

Tanju Toka

Felsefe adının ilk olarak İsa’dan önce VI. yüzyılda İonia’da, bugünün ifâdesiyle Batı Anadolu bölgesinde, yapıtlarına peri physeos (doğa üzerine) adını veren Antik Yunan düşünce dünyâsının ilk eserlerinde ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bu yapıtlar, doğanın, mitolojik açıklamalarını içeren genel kabûlün yıkılıp bunun yerine felsefî/ bilimsel paradigmanın hâkim olmaya
“Âb-ı Hayat Ölmeden Önce Ölümün Sırrına Ermektir”

Ömer Tuğrul İnançer

İnsanın bidâyetine dâir, suya bir atıf olmaksızın îzâha girişmek mümkün görünmüyor. Peki, suyun insanın hidâyetindeki rolünü anlamaya çalışırsak tasavvufla bağlantılı olarak su bize neyi ifâde eder? Allâh-ı zü’l-celâl Kitâb-ı Kerîm’inin Enbiyâ sûresi 30. âyetinde: “Veceâlnâ min’el-mâî külli şeyin hây”, yâni her şeyi sudan halk ettiğini buyuruyor. Bu, elbette basit bir tercüme ile b
Su, Dinler ve Ritüeller

İsmail Taşpınar

Su ile ilgili motifler ve bunlara bağlı ritüeller, antik dönemlerden îtibâren birçok farklı dinde ve kültürde karşılaşılan bir durumdur. Su ritüelleri genellikle kutsal kabul edilen nehir, pınar ve göllerde, âyin ve ibâdet şeklinde gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle kutsal kabul edi
Yağmur Duâsı Geleneği

Ergün Veren

Yeryüzünde suyun kaynağı yağmur ve kardır. Yer üstü kaynaklarının tükendiği ve yer altı kaynaklarına ulaşmanın zor veya imkânsız olduğu zamanlarda yâhut ortamlarda insanoğlunun, yağmur yağdırması için ilâhî güce yakardığı görülür. Dînî inanışlara ve coğrafyalara göre farklı biçimlerde gerçekleştirilen yağmur için yakarma/isteme yöntemleri, eski zamanlardan başlayarak
Türk Folklorunda Nisan Yağmuru

Nail Tan

Nisan yağmuru, rûmî takvime göre nisan ayında yağan yağmurlara verilen isimdir.Rûmî takvimle mîlâdî takvim arasında 13 gün fark olduğu için, milâdî 13 Nisan’da başlayıp 12 Mayıs’ta sona eren nisan ayı halk arasında “yağmur ayı” veya “yağar ay” olarak nitelendirilir. “Kırk ikindi yağmurları” da bu aya rastlar.
Nisan Tası

M. Zeki Oral | Naci Bakırcı

Nisan yağmuru Mevlevîler tarafından da mübârek sayılmıştır. Dergâhta, bu yağmurdan toplanmış ve üzerine duâlar okunmuş, bu dergâhın zemzemi olarak dağıtılmıştır. Suyun iç sıkıntılarını gidermek için şifâ niyetine insanlara verildiği gibi tarlalara bereket için saçıldığı da olmuştur.1 İşte bu güzel eserin içine mineral yönünden oldukça zengin olan nisan yağmuru konduğu için adına “nisan tası” denmiştir. Nisan tasına toplanan suya Hz. Mevlânâ’nın sarığının ucu batırıldığı için “destar suyu” da denirdi.
Şifâsına İnanılan Sular

Zeki Başar - Mebrure Değer

Tarihi, kültürel dokusu, insanı, mimarîsi, sanatı ve an be an akaduran sosyal hayatıyla her şehir, kendisine bir kişilik, kimlik ve kendi göğünde yankılanan eşsiz bir ses inşa eder. Bir şehri tanımak mı istiyorsunuz? Öyleyse her şeyden önce onun o yalnızca kendine has sesini duymayı, kokusunu almayı, az önce saydığımız bütün unsurlarıyla onu kavramayı öğrenmelisiniz.
Zemzem

Mustafa S. Küçükaşçı

Yer üstü su kaynakları İslâm kültürünün beşiği olan Hicaz’da kıt olduğundan, içme ve kullanma ihtiyâcını karşılamada kuyu dâima ilk sırada yer almıştır. Bu sebeple yerleşim birimlerinin yanında, kafilelerin geçecekleri yollar üzerinde, ekili arâzilerin yakınlarında ve meralarda çok sayıda kuyu açılmıştır. Bununla birlikte Hicaz’ın da içinde yer aldığı Arap yarımadasında açılan kuyuların hiçbirisi,
Su ile Yaşatılan Din: Hıristiyanlık

Tacettin Kutay

Sınırları Britanya’dan Mısır’a, Carnuntum’dan Filistin’e kadar uzanan Roma, sınırları içinde yaşayanlara dinlerini özgürce yaşama imkânı sunmakla iftihar etmiştir. İmparatorluğun dört bir tarafından getirilen tanrı ve tanrıça heykelleri, Roma’daki Pantheon tapınağında sergilenir ve “Roma
İstanbul’da Ayazma Kültürü ve Balıklı Ayazması

Önder Kaya

Ayazma kelimesi Yunanca olup “kutsal yer” anlamına gelen “Hagiasma” ibâresinin gündelik dilimize yerleşmiş şeklidir. Ortodoks mezhebi inananlarınca bâzı yerlerde çıkan yer altı suları, değişik aziz mitleri ile birleştirilerek kutsallaştırılmış ve bunun netîcesinde ayazma kültü ortaya çıkmıştır.
Bizans’ta Şifâ Pınarları

Brigitte Pitarakis

Bizanslılar hastalığa karşı savaşta, fiziksel mücâdeleyi (deneye dayalı, tıbbî tedâvilerin uygulanması) ve zihinsel mücâdeleyi (mâneviyat ve büyünün birbirine karışması) birleştirmişlerdi. Birtakım güçler, farklı şifâ yöntemlerini, büyü ve tıp arasında kurulan bir tür iletişim aracılığıyla,
Konstantinopolis’te Su ve Şifâ

Robert G. Ousterhout

Bizans Konstantinopolis’inde hem tıbbî hem de mûcizevî şifâ bulma süreçleri farklı mîmârî mekânlarda gerçekleşirdi. Bâzı şifâ mekânları çok iyi planlanmış bâzıları doğaçlama ortaya çıkmıştı. Birkaç ayazmayla (kutsal pınarla) ilgili arkeolojik buluntular olmakla birlikte Bizans hastânelerinden
Suda Doğum

Murat D. Çekin

Geleneksel topluluklarda doğumu yaklaşan kadınların suya ilgilerinin artması ve nehir, göl veya deniz kenarında doğum yapması, suyun doğumu kolaylaştırıcı rolüne işâret eder. Günümüzde de, doğum kasılmaları başlayan kadınlara imkân sunulduğunda, bir kısmı suya girmeyi ve suda oturmayı tercih etmektedir.
Su Medeniyeti

Dilaver Demirağ

Su, varoluşun özü. Su, şekillere şekil veren şekilsiz. Su, yüzü toprağa ve semâya dönük bereket. Kültürün ve medeniyetin binlerce yıllık çağıltısı. Bu kutsal bereket sembolü, kültürleri erginledi ve bundan uygarlık hâsıl oldu. Medeniyet, bir anlamda tabiatın kültürün evrenine katılması demektir. Kültür, insana özgü ikinci doğayı oluşturur. Bu ikinci doğa da tekniği, mitoloji vb öğelerin bütününü içine alan şeydir.
Geleneksel Su Bulma Yöntemleri

Charles Richet

Radyestezi, maddelerin yaydıkları ışınımların veya enerji alanlarının herhangi bir cihaz olmaksızın algılanması yoluyla bunların yerleri, durumları veya çeşitli özellikleri hakkında bilgi verme yeteneğidir. Radyestezi kelimesi, Grekçede ışınım anlamına gelen “radi” ve hassâsiyet anlamına gelen Latince “esthesie” kelimesinden meydana gelmiştir. İnsan bedenindeki titreşim alanlarının, canlı ya da cansız nesnelerin enerji alanlarıyla rezonansa girdiğine inanılmaktadır.
Su ve Temizlik

Mesut Gök

Suyun yaşamın temel öğelerinden biri olması, temizleyici/arındırıcı bir madde olarak kullanılmasının, insanın varoluşu kadar eskiye gittiğini düşünmemizi mümkün kılar. Çağdaş antropolojik veriler, farklı topluluklarda, elde edilebilirlik, koku, renk, antiseptik özellikler ya da yalnızca topluluğun kültüründe zamanla simgesel bir yere sâhip olması gibi nedenlerden dolayı,
Semavi Eyice ile "Roma ve Bizans Döneminde Su"

Ropörtaj: Belkıs Kamut Aktürk

Târihi binlerce yıl öncesine dayanan üç imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’un etrâfı suyla çevrilidir, ancak şehre su getirmek her dönemde önemli bir mesele olmuştur. Hocam Prof. Dr. Semavi Eyice’yi, “Bizans Devri ve Su” konusunu konuşmak için evinde ziyâret ettim. Semavi hoca, yaşayan bir efsânedir, şehrin hâfızasıdır. Merhum Halil İnalcık’ın ifâdesiyle o, “İstanbul târihini ortaya çıkaran büyük Türk”tür.
Osmanlı Şehirlerinin Vakıf Suları

Said Öztürk

Osmanlı Devleti’nde şehirlerin îmârı ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasında vakıfların önemli rolü olmuştur. Vakıf müessesesi, zamanla büyük bir gelişme göstermiş ve Osmanlı asırlarında en mütekâmil dönemini yaşamıştır. Klasik Osmanlı asırlarında bayındırlık, sağlık ve eğitim hizmetlerinin îfâsı için devlet bütçesinden bir pay ayrılmamış, ekseriyet îtibâriyle hizmetler vakıflar tarafından finanse edilmiştir.
Mîmar Sinan’ın Su Mühendisliği

Suphi Saatçi

Yavuz Sultan Selim, Kânûnî Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde çok sayıda eser veren Sinan, aslında büyük bir mühendislik birikimine sâhiptir. Sinan’ın hayâtı incelendiğinde, onun mîmarlıktan önce mühendislik işlerine ilgi duyduğu görülür. Başka bir deyişle Sinan,
Belgrad Ormanları’ndaki Bentler

Şinasi Acar

Su tesisleri İstanbul’da, kentin târihi kadar eskidir. Fetih’ten önce yapılan isâle hatları ve dağıtım şebekesinin tamâmı Geç Roma dönemine âittir.1 1204’teki Latin istîlâsı (IV. Haçlı Seferi) sırasında şehrin su şebekesi de tahrip edilmiş ve bir daha onarılamamıştır. Bu târihten başlayarak 250 yıl boyunca kentin su ihtiyâcı çok sayıda büyük sarnıç yapılarak karşılanabilmiştir.
Köprülü Su Yolu

Fatih Dalgalı

Yeryüzünün tamâmının ya da bir kısmının aktarıldığı haritalar, yeni coğrafyalar ve yeni kaynaklar bulma arzusuyla hareket eden insanoğlunun keşfetme duygusuyla ortaya çıkmış ve uygarlığın gelişmesine katkı sağlamıştır. Ayrıca haritalar, çizildiği dönemin coğrâfî
İstanbul’a İçme Suyu Temîni: Terkos Suyu

İlhami Yurdakul

XIX. yüzyıla gelindiğinde Avrupa’nın büyük şehirlerine içilebilir ve kullanılabilir temiz su sağlanamaması kamu sağlığı bakımından ciddî bir problemdi. Pek çok bulaşıcı hastalık salgın hâlinde ölümlere neden oluyordu. Bunun üzerine belediyeler şehir hizmetlerinin
Ekol Sâhibi Bir Su Mühendisi Prof. Dr. Kâzım Çeçen (1919-1997)

Z

Türkiye’nin su mühendisliği alanında kıymetli ve ekol sâhibi âlimlerinden biri olan Kâzım Çeçen, 1919 yılında Elâzığ’da doğmuştur. Âilesinin kökleri, Güneydoğu Anadolu’da XI. ilâ XIII. yüzyıllarda hükümran olmuş Artukoğullarına dayanmaktadır.
Anadolu’da Hamam Kültürünün Evrimi

Fikret K. Yegül

Hamam sevincini canlı ve gürültülü bir biçimde göstermenin târihi, Türk veya Roma hamamlarından daha geriye gitmektedir. Herodotus’a göre, tavır ve gelenekleri Batı Asyalı Türkî kabîlelerinkini andıran İskitler, buhar banyosu sanatının ustası hâline gelmişlerdi. Çadırlarını kalın keçe katmanlarıyla örtüp akkor taşların üzerine tâze kendir otları atarlardı. MÖ VI. yüzyılın gezgin İskit kabîlelerinin
Evliyâ Çelebi Seyahatnâme’sinde Üç Başşehrin Suları, Su Yapıları, Su Esnafı

Seyit Ali Kahraman

Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme’sinin ilk cildinde İstanbul, ikinci cildinde Bursa, üçüncü cildinde ise Edirne şehrinin özelliklerini özgün üslûbuyla, tafsîlâtlıca anlatmıştır. Meşhur seyyâhın Osmanlı’nın bu üç büyük merkezindeki su kaynaklarına, su yollarına, su yapılarına, su ve hamamcı esnafına dâir anlattıkları ilginç ve bir o kadar da eşsiz
Erkekler Hamamı

Ercan Topçu

Türk hamamlarının cihanşümul şöhreti haklı birçok gerekçeye bağlıdır. Eskiden hamamlar, cemiyet hayâtının önemli bir parçasıydı. Dolayısıyla Türk hamamının ününü sağlayan âdet ve gelenekler bu sosyal yapı içerisinde, oldukça doğal ve samîmî bir yoldan oluşmuştur.
Gelin Hamamı

Introtema

Osmanlı toplumunda neslin devâmını, yeni kuşakların yetiştirilip topluma katılmasını sağlayan âile birliği, her zaman çok önemsenmiştir. Türk hamamı etrâfında şekillenen geleneklerin bu yöndeki temâyüzünü anlamlandırmak bu sebeple çok önemlidir Kadın hamamları“Bitki ressamlığı”, “bilimsel bitki illüstrasyonu” olarak da anılan çok özel bir alan. Sanat ile bilimin üstüste çakıştığı bu alan bitkilerin yapısının, şeklinin, renginin doğru gözlemlenmesine ve bilimsel kriterlere uygun olarak resmedilmesine dayanıyor. Açıyı algılama, ölçekli çizim yapma, ışık ve gölgeyi ayarlama gibi birçok tekniği kullanıyor.
Çeşme, Sebil ve Şadırvan

Yılmaz Önge

Lugâtlarda kısaca ve genellikle, göz gibi olan delik ve bu delikten akan su, mânâsı ile îzah olunan “çeşme” kelimesinin Anadolu’da ne zamandan beri kullanıldığı, ayrı bir araştırma konusudur. Farsça göz mânâsına gelen bu kelimenin, bilhassa XIV. y
Hamam Müzeleri

Introtema

Türkülere konu olan, nâmı dilden dile dolaşan Antep hamamı müze oldu. Gaziantep kalesinin güneyinde bulunan târihî Lala Mustafa Paşa külliyesinin hamam kısmı olarak 1577 yılında inşâ edilen yapı, uzun yıllar Paşa Hamamı adıyla hizmet verdi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından 2015 yılında aslına uygun restore edilen hamam, Halûk Perk koleksiyonundan derlenen hamam eşyâsıyla donatılarak bir hamam kültürü müzesine dönüştürüldü.

Mîmârî, Süsleme ve Kitâbelerine Göre İstanbul Çeşmelerinin Dönemsel Özellikleri

Gül Sarıdikmen

Bizans başkentinin 1453’te Osmanlılar tarafından fethedilmesiyle bu güzel kent, Türk-İslâm inanç ve hayat kültürüne âit mîmârî ile donatılmaya başlanır. Susuz bir yaşam mümkün olmadığından, vazgeçilmezimiz olan suyu insanlara birebir ulaştıran çeşme ve sebiller çok özel ve önemlidir. Sâdece insanlar değil, diğer canlıların da su ihtiyâcını giderebilmek için bâzı çeşmelere yalak
İstanbul Çeşmeleri ve İbrahim Hilmi Tanışık

İbrahim Akın Kurtoğlu

Her ayak bastığı ilde medenî bir iz bırakmak hasletiyle yaratılmış olan Türk’ün hayırsever rûhu, topraklarımızın hemen her adım başında okul, medrese, imâret, dârüşşifâ ve mâbet gibi genel yapılar dışında; çeşme, sebil, bentler ve su yolları şeklinde yüzler ve yüzlerce eser bırakmıştır.
Dünya Fuarlarında Göz Kamaştıran bir Osmanlı Güzeli

Şefik Memiş

Topkapı Sarayı’nın Bâb-ı Hümâyun kapısı yakınında, XVIII. yüzyıla girilirken tahta oturan III. Ahmed, Dâmat İbrahim Paşa’nın tavsiyesiyle bir çeşme inşâ etmeye karar verdiğinde, bunun, târihe “Lâle Devri” olarak geçecek, devr-i iktidârını yeni yüzyılla bütünleştirecek ve iktidârının haşmetini Tarihi, kültürel dokusu, insanı, mimarîsi, sanatı ve an be an akaduran sosyal hayatıyla her şehir, kendisine bir kişilik, kimlik ve kendi göğünde yankılanan eşsiz bir ses inşa eder. Bir şehri tanımak mı istiyorsunuz? 

Suyun Kayıp Hâneleri

Nazlıgül Bulut

Her diriliğin kaynağı suyla râbıta kurmayı nazarıdikkate alan başta pâdişahlar, hanım sultanlar, vâlide sultanlar, sadrâzamlar, şeyhülislâmlar ve hayır sâhipleri, çeşme bânîliğine îtibar etmişler, şehirlerin çeşmelerle donatılmasına vesîle olmuşlardır. Bu çeşmeler ayrıca devrinin mermer ve taş işlemeciliğinin zinde örnekleridir. Tezhip sanatının ya da kitâbe üslûbunun o zamandan günümüze devreden şahâne numûnelerini de çeşmeler sâyesinde gözlemleyebilmekteyiz.
Çeşmebaşı Kültürü

Ercan Topçu

Osmanlı toplumunda 1870’li yıllara kadar evlerde su tesîsâtı yoktu. Su ihtiyâcı dışarıdaki çeşmelerden, evin bahçesindeki kuyulardan, sarnıçlardan karşılanırdı. 1873 yılında Osmanlı tebaasından Fransız Ternau (Terno) Bey’e Terkos gölü ve bu göle akan Kızıldere’den İstanbul’un Galata ve Beyoğlu taraflarına su getirme ve dağıtma imtiyâzı verildi.
İslâm Mîmârîsinde Şadırvan

Nuran Kara Pilehvarian | Selim Kılıçoğlu

Su yapıları içerisinde yer alan şadırvanlar, genellikle saray, câmi, medrese gibi anıtsal ölçekteki yapılar içerisinde anılır. Şadırvan (şârbân, şâdurbân) sözcüğü Farsçada suyun aktığı, yukardan döküldüğü anlamında kullanılan “şadurvan” kelimesinden gelmektedir.1
Neptün Çeşmeleri

Serhat Kula

Avrupa şehirlerinin târihî meydanlarını süsleyen gösterişli havuz ve çeşme yapıları arasında denizlerin, deniz canlılarının ve nehirlerin tanrısı Neptün’e adanmış olanları bilhassa dikkatleri üzerinde toplar. Neptün’ün Yunan mitolojisindeki adı Poseidon’dur;
Kuş Sebilleri

Süleyman Faruk Göncüoğlu

Anadolu’nun pek çok yerinde Osmanlı dönemi mîmârî örnekleri olan câmi, medrese, meydan çeşmesi ve mesken yapılarının dış duvarları üzerinde “kuş evleri” veya “kuş köşkleri” diye ifâde edilen evcikler mevcuttur.
Suyun Hâmîsi Sarnıçlar

Bekir Sıdkı Albayrak

Sarnıçlar, devâsa su depoları olup inşâ edildikleri dönemlerin büyük projelerindendi. Yer altında olmaları hasebiyle çok dikkat çekmeseler de geçmiş dönemlerde şehirlerin susuzluk problemine karşın üretilmiş en etkin ve pratik çözümler arasındaydılar. Bununla berâber, saklı kalmalarından mütevellit güzel örnekleri ne mutlu ki günümüze tevârüs edebilmiş mîmârî yapılardır.
Dara Antik Kenti ve Sarnıcı

Selvanur Şölen

Dara, Mardin’in 30 km güneydoğusunda, Oğuz köyünde bulunan antik bir sınır yerleşimidir. Dara antik kenti, MS 505-507 yıllarında Roma imparatoru Anastasius (491-518) tarafından imparatorluğun doğu sınırını Sâsânîlere karşı korumak için bir garnizon şehir olarak kurulmuştur.
İstanbul’un Kaynak Sularından Hâtıralar: Halûk Perk Koleksiyonu İçme Suyu Pul ve Mühürleri

Nil Sarı

Lezzetli ve içimi hafif olan kaynak suları (âb-ı leziz) “memba suyu” diye tanınır. Eskiden İstanbul’un su tiryâkileri memba sularının tatlarını birbirinden ayırt ederlerdi, çünkü içme suyu bir zevk meselesiydi. Mîdede şişkinlik yapmayan bu suların meraklıları vardı.
İstanbul’un Bâzı Acı ve Tatlı Sularının Halkça Mâruf Şifâ Hassaları Hakkında

A. Süheyl Ünver

İstanbul’da halkın bâzı hastalıklar üzerine müdrir olması gibi bâzı tesirlerine kâil oldukları birçok içme suları vardır. Bu suların bâzıları rivâyete göre İstanbul’un beş asır evvel Türkler tarafından zaptına tekaddüm eden zamanlara kadar uzanmaktadır. Bizanslıların sulara çok îtikatları vardır.
Niksar Ayvaz Suyu

Danişmend Hüseyin Şahin

Su coğrafyayı, coğrafya insanın yaşam sürekliliğini, insan kültürü oluşturur. Hepsinin terkîbinden de medeniyet vücûda gelir. İnsanoğlunun, hayat mücâdelesi verdiği coğrafyanın kaderini bir bakıma su belirler.
Kızılay Maden Suları

Mustafa Çakıcı

Fransız ve İtalyan orduları, 24 Haziran 1859’da kanlı bir savaşın sonunda Solferino’da Avusturya ordusunu yenmiş ve 40 bin yaralı, savaş alanında büyük acılar çekmişti. Bu yaşananlara şâhit olan İsviçreli Henri Durant’ın 1862’de yayımladığı

Sakaların Piri Saka Baba

Haşim Şahin

Geleneksel Anadolu evlerinde çocuklara ilk olarak büyüklerine su servisi yapması öğretilir, suyun, su vermenin önemi nesilden nesile aktarılan menkıbeler/ hikâyeler vâsıtasıyla insan hâfızasına âdeta kazınırdı. İslâm kültüründe su, meş’um Kerbelâ
Hidroterapi, Spa, Balneoterapi, Talassoterapi

Zeki Karagülle

Suyun değişik biçimlerde terapötik kullanımı hidroterapi kavramı ile ifâde edilir ve uygarlığın başlangıcına kadar geri gider. Hidroterapi, suyun üç hâlinin sıcak veya soğuk uygulamalar şeklinde sağlığı koruma ve hastalıkları tedâvi etme amacıyla kullanımı diye genel olarak tanımlanır.
Suyla Şifâ Bulan Şehirler

Gönül Güreşsever Cantay

Birçok önemli hastalık, şifâ özelliği olan sular vâsıtasıyla tedâvi edilebilmektedir. Mineralli sularda içmeler, sıcak mineralli ve radyoaktif özellikli sularda ise kaplıcalar târih boyunca tedâvi merkezleri olarak rağbet görmüştür.
İstanbul’un Şifâlı Termal Kaynağı

Kemal Çontay

Tuzla İçmeleri İstanbul sınırları içinde bilinen tek termal kaynaktır ve târihi yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Kaynağın suyunun şifâ maksadıyla MÖ VIII. yüzyıldan beri içildiği yapılan akademik çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır.Çevre halkının dilden dile anlattığı bir hikâyeye göre,
İstanbul'un Sayfiye Yeri Yalova Kaplıcaları

Mustafa Noyan

Hâtıralarımın en hoş zamanları âilece gidilen tâtillerdi. Bu tâtillerin en güzelleri, o zamanlar İstanbul sâkinlerinin büyük ekseriyetinin, dinlenmek için seçtiği yemyeşil ormanları ve tertemiz sularıyla hâfızamda silinmez bir iz bırakan, Yalova Termal beldesinde geçirilmiş olanlarıdır.
İstanbul'un Deniz Hamamları

Önder Kaya

Deniz ve plajlara dâir İstanbul’un sosyal târihinde bilinen pek bir şey yoktur. Eski gravürlerden tek tük de olsa şehir halkının Salacak gibi bâzı kıyılardan denize girdiğini öğreniyoruz. Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nde de Salacak
Bir Su Yolu Medeniyeti: Boğaziçi

Süleyman Faruk Göncüoglu

Karadeniz ve Marmara denizi arasındaki boğazın Asya ve Avrupa kıyıları- nın tamâmına verilen bir isim olan Boğaziçi, antik kaynaklarda pek çok farklı isimle ifâde edilmiştir. Halic-i bahr-i rum, Halic-i bahr-i siyah, Halic-i Konstantiniyye, İskender Boğazı, Konstantiniye Boğazı,
Kanallar Üzerinde Yaşayan Şehirler

Faruk Fırat

Kanal şehirleri, nehirler ve denizler etrâfında şekillenen şehirlerden farklı olarak damar damar şehrin içine işleyen su yollarıyla farklı bir câzibeye sâhiptir. Kanallar, şehri âdeta kucaklayan kollar gibi, sımsıkı kendine bağlar ve hayâtı bütünüyle biçimlendirir.
Yeşilırmak ve Amasya

Murat D. Çekin

Amasya, Hititler döneminden bu yana birçok medeniyetin katman katman iz bıraktığı bir şehirdir. Harşena dağındaki kale eteklerinde bulunan beş adet Pontus kral mezarı bizi 2 bin 300-200 yıl öncesine götürür. MÖ 69 yılında şehri kuşatan Romalılar tarafından içlerindeki
Tuna

Ahmet Apaydın

Avrupa’nın, Volga’dan sonra en uzun nehridir Tuna. Ta Almanya sınırları içindeki Karaormanlardan (Schwarzwald) doğar ve uzunca bir yol katettikten sonra Karadeniz’e dökülür. Tuna’nın Almanya’da başlayan 2840 km’lik yolculuğu Avusturya, Slovakya,
Kayıp Şehir Adakale

Haşim Şahin

Bükreş radyosunda ilk defa 1965 yılında, 1960’lı yılların sonlarına doğru ise Romanya’nın tamâmında yapılan yayınlarda ve haberlerde Tuna nehri üzerine bir baraj yapılacağı bildiriliyordu. Gündelik hayat içerisinde bu gâyet normal bir haberdi. Normal olmayan ise Türk târih
Şifâlı Suyun İzinde Bir Seyyah: Michel Eyquem de Montaigne

Mehmet Yaşar Ertaş

Târih boyunca insanlar, yeni yerler keşfetmek, bilinmeyen ülkeleri ve şehirleri görmek, farklı toplumları ve kültürleri tanımak, kazanç sağlamak, resmî veya dînî bir görevi yerine getirmek yâhut sâdece mâcerâ peşinde koşmak sâikleriyle seyahate çıkmışlardır.
Kâsımiye Medresesi’nde Hayat Ağacı

Selvanur Şölen

Kâsımiye Medresesi, Mardin’de, Mezopotamya ovasına hâkim bir tepede, oldukça eğimli bir arâzi üzerinde bulunmaktadır. Artuklular döneminde yapımına başlanan Kâsımiye Medresesi’nin inşâsı Timur’un Anadolu’ya hâkim olduğu yıllarda yarım kalmış,
Eski Mîmârîde İç Havuzlar

Alidost Ertuğrul

Feng Shui düşüncesine göre, bir ev bulunduğu yere bağlı olarak havuza, ırmağa ya da denize bakmalıdır. Feng Shui’ye göre suyun niteliği de çok önemlidir. Su temiz, canlı ve aktif olmalıdır, enerji taşımalıdır. Evlere yapılan havuzlar iyi Feng Shui’dir ve evde yaşayanların başarıya ulaşmalarına
İstanbul'da Kayık Yarışları

Ali Rıza İşipek

Dünyânın en güzel su yollarından birine sâhip olan İstanbul, binlerce yıllık târihi boyunca her zaman için bir câzibe merkezi olmuş, imparatorluklara başkentlik yapmış, limanları dünya ticâretini yönlendirmiş, özellikle Galata, Venedik ve Cenevizliler tarafından asırlarca bir merkez olarak kullanılmış, kıyılarının güzelliğiyle tüm dünyâyı kendisine hayran bırakmıştır.
Süleymâniye İşi Su Kapları

Halûk Perk

Evliyâ Çelebi Seyahatnâme’nin birinci kitabını İstanbul’a ayırarak İstanbul esnâfına bu bölümde genişçe yer vermiş; Süleymâniye’deki dökümhâneleri “esnâf-ı dökmecibaşı” başlığı altında ele almıştır. Buradaki bilgilerden dökümhânelerin, Kânûnî Sultan Süleyman tarafından gerekli malzemeyi sağlaması
Anadolu Hamam Taslarının Serüveni

Halûk Perk

Yuvarlak gövdeli, geniş kenarlı ve göbekli hamam tasları, kurnadan veya kazandan su alıp yıkanmak için kullanılmaktadır. Hamam taslarının çapları 18-25 cm arasında değişmektedir. Ülkemizde kullanılan hamam tasları altın, bakır, pirinç, bronz, gümüş ve tombaktan yapılmışlardır.
Suyun İyileştirici Gücü Şifâ Kapları

Serkan Gedük

İnsan, yaşamının ilk dönemlerinden îtibâren hastalıklarla, nazar ve büyüyle mücâdele etmeye başlamıştır, bunlardan korunmak ve kurtulmak amacıyla da çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Geleneksel inançlara bağlı olarak gelişen korunma şekilleri arasında en yaygın olanı âyet ve duâların yazılı olduğu, Tarihi, kültürel dokusu, insanı, mimarîsi, sanatı ve an be an akaduran sosyal hayatıyla her şehir, kendisine bir kişilik, kimlik ve
Suyun Yârenleri Musluklar

Ercan Topçu

Eskiden şehir şebeke sistemi, su tesîsatları olmadığından evlerde sular akmazdı. Evlerin su ihtiyâcı, mahalle, sokak, köy çeşmelerinden karşılanırdı. Kaynaktan çeşmeye kadar gelen su, oradan “musluk” ile dışarı akardı. 1850’li yıllardan sonra da su şirketlerinin kurulmasıyla
Güğümler Maşrapalar

Ercan Topçu

Kulplu su kapları olan maşrapalar, Anadolu’da çok eski devirlerden beri kullanılmıştır. Genellikle kalaylanmış bakırdan olup sarı-pirinç alaşımından yapılmışları da vardır. Saray işi “Eser-i İstanbul” ve Rumeli işi “tombak” türünden maşrapalar gerçek birer sanat eseridir.
Osmanlı Dönemi Nâdir Bardaklar

Ercan Topçu

Eski devirlerden beri gündelik yaşamda kullanılan su kapları içinde, bardaklar en büyük kısmı oluşturur. Basit ve yalın formlarıyla bardaklar, en çok pişmiş toprak ve seramikten ya da mâdenî malzemeden yapılmaktaydı. Pişmiş toprak ve seramikten yapılmış nârin
Temizliğin Alâmet-i Fârikası Sabunlar

Ercan Topçu

Sabun, Latince “Sapo” ve Fransızca “Savon” kelimesinden Türkçeleşmiş bir sözdür. Bitkisel yağ, soda ve kil karışımından yapılan ilk sabunlar, Eski Mısır ve Akdeniz çevresindeki ülkelerde,
El Emeği Göz Nuru Havlular-Peşkirler

Ercan Topçu

Gündelik yaşamın hemen her sahâsında kullanılan peşkirler, temizlik kültürünün Türklere mahsus bir eşyâsı; genç kızların el emeği göz nuru ile ekseriyetle de kendi çeyizlerine koymak üzere işledikleri birer sanat eserleriydi. Peşkirler dokuma (el) tezgâhlarında beyaz keten veya
Dâhî Bir Artuklu Mühendisi: Cezerî

Mehmed Ali Çalışkan

Anadolu’da 1200’lü yıllarda hüküm süren Artuklu Beyliği’nde yaşamış bir bilim adamının su mühendisliğindeki ilginç mahâretleri, günümüz tarîhçilerini ve bilim insanlarını şaşkınlığa düşürmüş; dâhîce fikirlerle îcat ettiği orijinal, şık ve eğlenceli su âletleri, kendisinden sonraki mûcitlere de ilham kaynağı olmuştur.

Ebrû

Hikmet Barutçugil

Bilinen ilk adı ‘ebre’ olan sanat İran’a geldiğinde, Farsça bulutumsu anlamına gelen ‘ebrî’ adını aldı. Yine Farsça bir isim tamlaması olan ‘âb-rû (su yüzü)’ olarak da anıldı. Ebrûyu kısaca ‘su yüzü resmi’ olarak târif edebiliriz. Kitre gibi doğal bir zamk ile yoğunlaştırılmış suyun üzerinde yüzdürülen metal oksit boyaar, yine suyun yüzeyinde şekillendirilip kâğıda veya başka yüzeylere aktarılarak elde edilir.
Suyun Suyuna Gitmek

Bünyamin K.

Hayat, saydam bir su damlası ile başlar. İnsan o hayat toprağına su olup iner, sonrasında da buhar olup çekilir toprağa. Yağmur gibi indirildik yeryüzüne, katıksız su ile başladık hayatlarımıza…
Düşü Düşe Birleştiren Nüans

Pelin Ulca

Manzara imgesi resim sanatının önemli kaynaklarından biri olmuştur. Romantizm öncesi akımlarda, genellikle arka plan olarak kullanılmış olmasına rağmen, romantizm akımı ile birlikte dramatik manzara resimleri kendini gösterir. Manzara resimleri dağlar, ovalar,
Avrupa’da Sanatın Suda Yansımaları

Serhat Kula

Antik Yunan’da gelişen felsefe ile birlikte suyu, Batı medeniyetinin düşünsel geleneğinin temelinde, kurucu bir unsur olarak görürüz. Düşünce sistematiğinin ilk temrinlerini başlatan suyun etkisi bununla sınırlı kalmamış, hayâtın pratiklerine de sızmıştır.
Japon Kültüründe Su

Feyza Betül Aydın

Suyun sembolik anlamları üç temaya indirgenebilir: Hayâtın kaynağı, temizliğin aracı ve yenilenmenin merkezi. Bu üç tema, kadim geleneklerin birçoğunda bulunur. Yaradılış mitolojilerinin birçoğunda da su, canlıların neşet ettiği iptidaî sıvıdır; ama aynı zamanda yaratılanların
Klasik Türk Şiirinde Su ile İlgili Metaforlar

Muhammet Nur Doğan

Dilimize Fransızcadan gelen “metafor”, edebî düşünüşün hayal gücünü keskinleştiren, verilmek istenen mesajın çok daha kolay ve etkin bir şekilde muhataba ulaşmasını sağlayan, duyguları coşturup harekete geçiren bir mecaz (eğretileme, istiare) çeşididir. Kelimenin kökeni Yunancadaki “
Su ile ilgili Deyimler ve Atasözleri

Zdergi

Aralarından su sızmamak.
Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak.
Başından aşağı kaynar sular dökülmek.
Bin dereden su getirmek.
Bir bardak suda fırtınalar koparmak.
Bir kaşık suda boğmak.
Ekmek elden su gölden.

Çocuksu

Mürsel Sönmez

Su için, “madde ile mânâ arasında bir berzahtır” desek yeridir. Görünürdeki varlığı görünmezliğe dönüşebilen, yerde iken göğe ağabilen su; bu hâlleriyle de düşünsel ve imgesel çağrışımlar mâdenidir. Sudan yola çıkarak, sudan bahâneler bularak, suya sabuna
Sûistîmal Kaynağı Olarak Su

Dilaver Demirağ

Tabiatın üzerindeki kutsal ve şeffaf örtünün modernizmle birlikte çekilip alınmasından sonra, suyun gizemi ve kıymeti, Ivan Illich’in meşhur risâlesi H2O’da söylediği gibi, düştü. Su, artık borulara hapsedilerek ”çivilenmesi” gereken ve bir yere kımıldayamayacak hâle sokulmuş yarı esir yarı düşman bir imgeye dönüştürüldü.
Sinemada Su Mülkiyeti Susuz Yaz

Kerime Yıldız

Osman ve Hasan adlı iki kardeşin çiftliğinden su çıkar. Ağabey Osman, suyun kendilerine âit olduğunu iddia ederek etrâfını çevirir ve köylülerin sudan faydalanmasına izin vermez. Kardeşi Hasan, aynı fikirde değildir. Köy halkı, bıçak kemiğe dayanınca kânûna mürâcaat eder.
Susuz Afrika'nın Suyu

Gül Jelin Maden

Afrika su sorunlarının yaşandığı kıtaların başında gelmektedir. Bir taraftan yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizlikle mücâdele edilirken diğer taraftan siyâsi istikrarsızlık, etnik çatışmalar, iklim değişikliği, beşerî ve doğal kaynaklı sorunlar nedeniyle temiz su kaynaklarına ulaşım
Ne kadar su tüketiyoruz?

İnfografik

Her türlü ürün oluşma sürecinde suya ihtiyaç duyar. İnfografik, günlük hayâtımızda en çok tükettiğimiz ürünlerin, sıfır noktasından önümüze gelene kadar kullandığı ortalama “saklı su” miktârını gösteriyor.* Örneğin, 1 lt sütte, bu sütü sağlayan ineğin yediği tahılda kullanılmış sulama ve yağmur suyu ile endüstriyel işlemlerde sarf edilmiş su miktârı saklıdır.
Su Damlası Fotoğrafçılığı

Zdergi

Hayâtımızın hemen her merhalesinde var olan suyun tek bir damlasının içinde gizlenen dünyâyı bir düşünün. Kimyâsal olarak iki hidrojen ve bir oksijen atomundan meydâna gelmiş polar yapıda, inorganik bir madde su. Bilim dünyâsında hakkında en çok araştırma yapılmış kimyâsal
Suyun Kar Hâli

Zdergi

Tarihi, kültürel dokusu, insanı, mimarîsi, sanatı ve an be an akaduran sosyal hayatıyla her şehir, kendisine bir kişilik, kimlik ve kendi göğünde yankılanan eşsiz bir ses inşa eder. Bir şehri tanımak mı istiyorsunuz? Öyleyse her şeyden önce onun o yalnızca kendine has sesini duymayı, kokusunu almayı, az önce saydığımız bütün unsurlarıyla onu kavramayı öğrenmelisiniz.
Târihî Yarımadaya Hayat Veren Su Yolları

Süleyman Faruk Göncüoğlu

Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme’sinde Kazlıçeşme’yi “Leb-i deryâda mâmur bir kasaba” diye tanımlar ve “bir câmi, yedi mescit, bir han, bir hamam, yedi sebil, üç tekkesi olan üçyüz ahi evran kârhânesi, yâni debbağ dükkânı, elli adet tutkalcı kârhânesi, yetmiş adet kirişçi kârhânesi cümlesi mücerretler pazarıdır.” diyerek yüzyıllar boyunca İstanbul’un
Su Gibi Aziz Ayazmalar

Cemal Kafadar

Tarihi, kültürel dokusu, insanı, mimarîsi, sanatı ve an be an akaduran sosyal hayatıyla her şehir, kendisine bir kişilik, kimlik ve kendi göğünde yankılanan eşsiz bir ses inşa eder. Bir şehri tanımak mı istiyorsunuz? Öyleyse her şeyden önce onun o yalnızca kendine has sesini duymayı, kokusunu almayı, az önce saydığımız bütün unsurlarıyla onu kavramayı öğrenmelisiniz.
Zeytinburnu’nun Târihî Çeşmeleri

Gül Sarıdikmen

Zeytinburnu, Fâtih Sultan Mehmed zamânından beri, dericilik ve sanâyi merkezi olarak gelişme göstermiştir. Su kaynakları açısından zengin olan ve geniş çayırlıkların, bostanların olduğu bölgede, esnaf ve halkın su ihtiyâcını karşılayacak birçok çeşme yapılmıştır. Z
Seyyidnizam Câmii Şadırvanı

Zdergi

Seyyidnizam Tekkesi, Yavuz Sultan Selim zamânında, Bağdat’tan İstanbul’a yerleşen Nakşibendî tarîkatı şeyhlerinden Seyyid Nizâmeddin/Nizam (öl. 1550) tarafından yaptırılmıştır. Tekkenin kuruluş târihi tam belirlenememekle birlikte, XVI. yüzyılda yaptırılmış olduğu bilinmektedir. Mermer dikdörtgen prizma biçimli bir abdest teknesinde, 1267/1850 târihinde Seyyid Ebubekir Şâmi
Zeytinburnu’nun Târihî Sebilleri

Gül Sarıdikmen

Zeytinburnu’nda insanların içme suyu ihtiyâcını gidermek üzere hayrat yapıları olarak çeşmeler gibi sebiller de inşâ edilmiştir. Günümüze ulaşabilen sebiller, bu bölgede yapılmış olan çeşmeler gibi mîmârî ve süslemeleri açısından klasik veya ampir üslûptadır.
Merkezefendi Hamamı ve Su Kuyusu

Murat Öztabak

Asıl adı Musa Muslihuddin olan Merkez Efendi, 1463 yılında Denizli’nin Sarı Mahmudlu köyünde doğmuştur. Tahsilini büyük ölçüde Bursa’da tamamlayan Merkez Efendi, Halvetiyye şeyhlerinden Habib Karamânî’ye mürit olmak istemişse de, şeyh mânevî kemâlinin başkasının eliyle olacağını işâret ederek
Zeytinburnu Su Kuyularına Dâir

Arif Önemli

Tarihi, kültürel dokusu, insanı, mimarîsi, sanatı ve an be an akaduran sosyal hayatıyla her şehir, kendisine bir kişilik, kimlik ve kendi göğünde yankılanan eşsiz bir ses inşa eder. Bir şehri tanımak mı istiyorsunuz? Öyleyse her şeyden önce onun o yalnızca kendine has sesini duymayı, kokusunu almayı, az önce saydığımız bütün unsurlarıyla onu kavramayı öğrenmelisiniz.
Süheyl Ünver’in Veliefendi Çayırı ve Çeşmesi’ne Yaptığı Gezi

Murat Candemir

Süheyl Ünver Hoca, öncelikle Vezneciler’e gelmiş ve Bakırköy Veliefendi’ye gidecek bir vâsıtayı soruşturmaya başlamıştır. Genç ve bilgili bir otobüs şöförünün kendisine 88 veya günümüzde hâlâ Bakırköy hattına çalışan 94 numaralı otobüslerden birine binmesi tavsiyesine uyarak Lâleli’ye inmiştir.
1844 Nüfus Sayımında Merkezefendi ve Çevresi

Ahmet Ergün

XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti’nde savaş gâileleri arasında birçok reformun ardı ardına gerçekleştirildiği, devlet açısından büyük dönüşümlerin yaşandığı bir yüzyıldır. II. Mahmud döneminde Yeniçeri Ocağı’nın lağvedilmesinden sonra asker ihtiyacının karşılanması için hâneyi değil,
Sözlü Târih İstanbul’da Bir Zangoç

Murat Öztabak

Kazlıçeşme, şehrin koruyucusu surların hemen dışında, kaderi sur içi ile birlikte yazılmış, Şehr-i İstanbul’un kozmopolit yapısına büyük katkı sunan, birlikte yaşama kültürünün en güzel örneklerinin görüldüğü semt… Bugün Zeytinburnu sınırları içinde boylu boyunca uzanan bu semt,
Bir Kent Hareketi Olarak Ufkî Şehir

Şevket Ercan Kızılay

Cansever’in benimsemiş olduğu şehirleşme stratejisine “Ufkî şehir” tanımını vermek sanırım yanlış olmayacaktır. Ufkî şehir paradigmasının birçok oluşturucu özelliği olsa da, bunlar içerisinde en önemlilerinden biri olarak dikkat çeken temel faktör “Türk evi”dir.
Fârâbî'nin Medeniyetinden İbn Haldun'un Umrânına

Lütfi Bergen

Süheyl Ünver Hoca, öncelikle Vezneciler’e gelmiş ve Bakırköy Veliefendi’ye gidecek bir vâsıtayı soruşturmaya başlamıştır. Genç ve bilgili bir otobüs şöförünün kendisine 88 veya günümüzde hâlâ Bakırköy hattına çalışan 94 numaralı otobüslerden birine binmesi tavsiyesine uyarak Lâleli’ye inmiştir.
Byzantion'dan Konstantinapolis'e Şehrin Kuruluş Efsaneleri

Özgür Vırlan

Yakındoğu ve Avrupa arasındaki geçiş yolunu sağlayarak Karadeniz havzası ile Ege-Akdeniz dünyâsını bir araya getiren ve dar bir boğaz üzerine kurulu bir şehir görünümünde olan İstanbul, 330 yılında Roma İmparatoru Constantinus tarafındanbaşkent îlân edilmesinden
“Kapitalist kurumların gücüyle insanların gücü arasında inanılmaz bir asimetri var”

Neil Smith

Coğrafyacı ve politik yazılılarıyla kent çalışmaları, beşerî coğrafya gibi alanların çalışma sistemlerini ve ilgi alanlarını etkileyen bir aka – demisyen, “entelektüel bir aktivist” olan Neil Smith, 1954’te Leith İskoçya’da doğdu. St. Andrews Üniversitesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra,
Rüyâlar ve Hâtıralar Arasında İstanbul

Cemal Şakar

Şehirden konuştuğumuzda daha çok mekândan konuşmuş oluruz. Çünkü şehir demek, insanın mekânı düzenlemesi demektir. İnsanın hayatta kalabilmesi ve başkalarıyla ilişkisinin tesîsi için mekânın düzenlenmesi elzemdir. Çadır kurmaktan, her biri estetik nişâneler olan yapıların inşâs
Bükülen Mekan

Muhammed Nur Anbarlı

Jennifer M. Groh, “Mekân Yaratmak”1 başlığıyla Türkçeleştirilen Making Space adlı kitabında, nesnelerin yerini belirleme, sınırlarını algılayarak onları birbirlerinden ayırt etme, mesâfe ölçme, kendi konumumuzun farkına varma gibi beyin ve zihin işlevli algılarımız üzerinde durarak şaşırtıcı
Abdülbâkî Nâsır Dede

Ekrem Sakar

Turuk-ı aliyyede, yâni alâ silsiletihim elden ele icâzetle ve gönülden gönüle muhabbetle devam eden ehl-i sünnet ve’l-cemâat çizgisindeki sûfî kurumlarda, tekkenin başına mürşit olarak geçen kişinin liyâkatine bakılırdı. “Beşik şeyhliği” adı verilen, babası şeyh diye oğlu da şeyh ol
Ajanda

Pelin Ulca, Akif Kuruçay

Şehirden konuştuğumuzda daha çok mekândan konuşmuş oluruz. Çünkü şehir demek, insanın mekânı düzenlemesi demektir. İnsanın hayatta kalabilmesi ve başkalarıyla ilişkisinin tesîsi için mekânın düzenlenmesi elzemdir. Çadır kurmaktan, her biri estetik nişâneler olan yapıların inşâs