Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Hippoterapi
Yavuz Kütük

Fotoğraflar: KADİR ÇİVİCİ

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Hippoterapi
Yavuz Kütük

https://www.zdergisi.istanbul/makale/hippoterapi-182

Yunanca “hippos’’ kelimesi at anlamına gelir. Bu kavramın terapi ile birleşiminden oluşan “hippoterapi” ise fiziksel, zihinsel veya duygusal bozukluğu olan hasta gruplarında atın ritmik, tekrarlayıcı, çok boyutlu hareketlerinden ve vücut ısısından faydalanılarak yapılan tedâvi anlamına gelmektedir. Burada at biniciye hareketi ileten teröpatik bir araçtır. Bir başka ifâdeyle at ile terapi, atın teröpatik amaçla kullanıldığı yardımcı bir tedâvi modelidir.1

Hippoterapinin yazılı târihçesi, antik Yunan’da Hipokrat’ın ata binmekten bahsettiği “doğal egzersiz” ile ilgili metne kadar gider. Sonraki dönemde bu konuyla ilgili ulaşılabilen en eski kaynaklar arasında XVI. yüzyılda at ve binicilik üzerine yazılmış bir kitap ve XVIII. yüzyılda tıbbî ve cerrâhî jimnastikte en faydalı yürüyüş partneri olarak atı işâret eden birtakım metin dikkati çeker.

Hippoterapinin kurumsal târihçesi 1960’larda Avrupa, ABD ve Kanada’da terapötik binicilik merkezlerinin kurulmasıyla başlar. Hippoterapi ilk olarak Almanların atların üstünde denge çalışmaları yapmaları sâyesinde gündeme gelmiş ve atlar fizik tedâviye yardımcı olarak Almanya, Avusturya ve İsviçre’de kullanılmıştır. 1970’lerde ise ABD’li fizyoterapistler atın hareketleri için tedâvi kullanım uygulamalarını daha da geliştirmişlerdir. Sonraki süreçte bu gelişmeler “hippoterapi” adı altında toplanmıştır.

1969 yılında Kuzey Amerika Engelliler Binicilik Derneği (North American Riding for The Handiccaped/NARHA)’nin kurulmasıyla hippoterapinin kurumsal bir çatı altında faâliyet gösterme şansı doğmuş, nihâyet 1992 yılında NARHA’nın bir parçası olarak Amerikan Hippoterapi Derneği (American Hippotherapy Association/AHA) kurulmuştur.2 Bu sürece paralel olarak I. Dünya Savaşı sırasında Oxford Hastânesi’nde yaralı askerlerin tedâvisinde atların kullanılmış olması gibi birtakım uygulamalar da hippoterapinin gelişiminde rol oynamıştır.

Kısaca hippoterapi, bugün dünyâda teknik donanımı olan binicilik tesislerinde, fizyoterapistlerin danışmanlığında ve özel at eğitmenleri eşliğinde, fizyoterapiye destek bir tedâvi olarak uygulanmaktadır. At binme ile birlikte bireylerde duyusal girdinin arttırılması, nörolojik fonksiyonların geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Hippoterapi hangi hastalıklarda/durumlarda ve ne amaçla uygulanır?

Otizm, down sendromu, spinal cord injüries, multiple sclerosis, serebral palsi, spina bifida, mental retardasyon, skolyoz, musküler distrofi, öğrenme güçlüğü, konuşma ve dikkat bozukluğu, yürüme ve işitme engeli vb birçok durumda fizyoterapi uygulamalarına destek tedâvi olarak hippoterapi uygulanır.

Hippoterapi sırasında atın hareketleriyle, bireyin sinir sistemine ve beynine çok sayıda uyarı gelir. Bu uyarılar psikomotor problemlerin tedâvisine; denge, koordinasyon, hareket, algılama, konuşma ve iletişim bozukluklarını gidermeye ve sosyal davranışı geliştirmeye yardımcı olur. Böylece kişide kas kuvveti gelişir, baş ve gövde kontrolü artar, refleksler azalır, kişinin yeni bir şeyler öğrenebilmesi için motivasyonu artar ve el-göz koordinasyonu gelişir. Sosyal alanda ise bireyin sosyal iletişiminin artmasına ve güven duygusunun pekişmesine yardımcı olur.

Hippoterapi, psikomotor problemlerin tedâvisine, denge, koordinasyon, hareket, algılama, konuşma ve iletişim bozukluklarını gidermeye ve sosyal davranışı geliştirmeye yardımcı olur.

Hippoterapinin diğer terapi yöntemlerine göre avantajları

Kentleşmeyle birlikte özellikle büyükşehirlerde tabiatın tahrip edilmesi insanı ev ve iş yeri arasında sıkıştırmış, modern hayat tarzı insanın diğer canlılarla münâsebetini iyice köreltmiştir. Evinde evcil hayvan besleyebilen âile sayısı bile oldukça düşüktür. Birçok kentli için dilediğinde doğal ortamda, örneğin bir atla aynı mekânda vakit geçirmek bir hayaldir. Meseleyi engelli ya da hasta bireyler açısından düşündüğümüzde durum daha da ümitsiz görünebilir. Hippoterapi, bu dezavantajlı koşullarda klasik terapi yöntemlerinden farklı bir yol izler. Her şeyden önce doğal bir mekânda gerçekleştiği için bireye kendini rahat, huzurlu hissedeceği bir ortam sunar. Bunun yanında kendisinden farklı bambaşka bir canlıyla iletişim kurmanın pozitif enerjisini bütün duyu organları vâsıtasıyla sinir sistemine gönderir.

Hippoterapi ekibi

Hippoterapinin yapılabilmesi için eğitimli ve uyumlu bir takım gerekir.

Hippoterapi takımı; hasta, at, terapist (fizyoterapist, iş-uğraş terapisti, işitme konuşma terapisti), atı tutan kişi (lider/at uzmanı) ve atın yanında yürüyen destek personelinden oluşur. Hippoterapi türlerinden olan “huifbed at ile terapi”de ise ekipte iki eğitimli at, bir sürücü ve hasta bulunur.

At ile yapılan diğer aktivite/terapi türleri

At ile yapılan aktivite/terapi türleri; terapötik binicilik, terapötik sürücülük, terapötik vaulting ve huifbed at ile terapi şeklinde sıralanır.

Terapötik binicilik Terapötik binicilik ile hippoterapi birbirinden farklıdır. Terapötik binicilik genellikle esneklik, denge ve kas kuvvet kaybı gibi problemleri olan bireylerin bilişsel, fiziksel, duygusal ve sosyal refâhına katkı sağlamak amacıyla yapılan bir faâliyettir. Bu yöntem, ekipte herhangi bir sağlık personeli (doktor, fizyoterapist vb) bulunmaması nedeniyle hippoterapiden ayrılmaktadır. Burada antrenörler, fiziksel engeli olmayan ancak konsantrasyon eksikliği hisseden, duygu ve davranış bozukluğu çeken, hiperaktivite ve problem çözme sorunlarıyla boğuşan, sıralama zorlukları ve kendine güven eksikliği yaşayan kişilerle ilgilenirler. Onlara binicilik ve atı kontrol edebilme eğitimi verirler.3-4

Terapötik sürücülük Fiziksel, mental, duyusal ve emosyonel bozukluğu olan, eyer üzerinde oturma pozisyonunu alamayan, denge sorunu ve yükseklik korkusu yaşayan, fazla kilolu ve hayvan kılına alerjisi olan bireyler için kullanılan bir yöntemdir. Tedâvi ata binmeden ve atla bedensel temas kurmaksızın uygulanır. Burada kişi bir atlı arabayla ya da ata bağlanmış tekerlekli sandalyeyle sürüş yapar. Bu sâyede bireyler fiziksel güçlerini artırma, bilişsel yeteneklerini geliştirme, sosyalleşme, çevreyle iletişim kurma, kendine güven duyma gibi konularda kendilerini geliştirme imkânı bulabilirler.

Terapötik vaulting At üzerinde denge esâsına dayanan yedi adet standart jimnastik hareketi ve birçok serbest hareketin uygulanmasıyla gerçekleştirilen bir eğitim/spordur. Bu yolla kişinin beden gücü ve esnekliliği geliştirilir; denge ve koordinasyon problemleri çözülmeye çalışılır.

Huifbed at ile terapi Huifbed, hippoterapinin farklı bir uygulama tekniğidir. Huifbed, at ile terapi engelleri nedeniyle bağımsız olarak ata binmeleri mümkün olmayan bireyler için geliştirilmiştir. Bu nedenle huifbed at ile terapi, diğer hippoteapi türlerinden faydalanamayan bireylerin de atlı terapiden faydalanmasını olanaklı kıldığı için özel bir öneme sâhiptir. Huifbed at ile terapide birey iki atın üzerine yerleştirilmiş özel bir araca bindirilir. Terapi sırasında bireyin vücûdunun at ile temâsını sağlayacak bir araç kullanılır, böylece atın ritmik hareketleri ve vücut ısısı doğrudan bireye geçer. Bununla, birden fazla engeli olan veya ağır engelli bireylerin kendileri daha iyi ve rahat hissetmeleri amaçlanmaktadır.

Huifbed, çelikten yapılmış özel bir aracın bir sürücü tarafından yönlendirilen iki eğitimli at tarafından çekilmesiyle yapılır. Birden fazla engeli olan çocuklar ve yetişkinler için uygulanan bu yöntemde, bireyler iki atın üzerine yerleştirilmiş bir brandanın üzerine yatırılır. Atın yürümesiyle birlikte, tıpkı hippoterapide olduğu gibi, atın sıcaklığını ve ritmik hareketlerini hissetmeye başlarlar.

Huifbed at ile terapi; zihinsel engelliler, alzaymır hastaları, metabolik rahatsızlıkları olanlar, spastikler, psikiyatrik sorun ve kronik yorgunluk yaşayanlar, romatizmal ve damar hastalıkları olanlar, emes hastaları, ağlama sendromu olan bebek ve çocuklar, fiziksel engelli çocuk ve yetişkinlerde uygulanabilir.

Huifbed at ile terapide üç tür at kullanılır: Tinker, Fjord ve Haflinger. İki atın da boyları eşit, sırt yükseklikleri de en fazla 1.40-1.45 m olmalıdır. Bu ritmik yürüyüş ve uyum açısından son derece önemlidir. Atların sırtlarının geniş olması, sâkin ve uyumlu yürüyebilmeleri de aranan özelliklerdendir.

Çocuklar için pony atları kullanılır. Çünkü ponyler küçük adımlı ve sâkin yürüyüşlü atlardır. Huifbed at ile terapi uygulaması araba türlerine göre üçe ayrılmaktadır:

Birinci tür araba Üç tekerlekli standart tiptir. Sürücü iki arka tekerlek üstünde bir koltukta oturur ve önde yön veren bir tekerlek sâyesinde sürüş gerçekleşir.

İkinci tür araba Dört tekerlekli standart tiptir. Sürücü iki arka tekerlek üzerinde bir koltukta oturur ve önde yön veren iki tekerlek sâyesinde sürüş gerçekleşir. Üçüncü tür araba Üç tekerlekli balans tipidir. Sürücü iki arka tekerleğin üzerinde koltukta oturur. Sürücü koltuğunun önünde bir denge mekanizması vardır.

Üçüncü tür araba Üç tekerlekli balans tipidir. Sürücü iki arka tekerleğin üzerinde koltukta oturur. Sürücü koltuğunun önünde bir denge mekanizması vardır.

Huifbed için üç farklı tür araç kullanılmasının nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Hizmet verilen bireylerin çocuk ya da yetişkin olmasına göre araç tipi değişmektedir.
  • Birinciye bağlı olarak kullanılacak atların özelliklerine göre farklı araç tipi seçilir.
  • Engel türüne göre tercih edilen araç türü değişebilmektedir.

Bu araçlarla hem kapalı manejde hem de açık alanlarda huifbed yapılabilmektedir. Hollanda, Belçika gibi ülkelerde kullanımı yaygın olan huifbed at ile terapi, Türkiye’de henüz uygulanmamaktadır. Hollanda merkezli Amsterdam Autism Academy, huifbed at ile terapinin Türkiye’de tanıtımı ve uygulanması için danışmanlık hizmeti vermektedir. 

  1.  B. Heine - J. Benjamin, “Introduction to Hippotherapy”, Advance for Physical Therapists, 2000, s. 11-13
  2. Detaylı bilgi için bkz. Fzt. F. Cumhur Elmacı, Hippote-rapi, https://www.hipokratkitabevi.com/  u/hipokratkitabevi /docs/0/5/05- hipokrat-bulten-1509357183.pdf.
  3. Detaylı bilgi için bkz. Pragashnie Govender and et. all, “Hippotherapy in Occupational Therapy Practice”, South African Journal of Occupational Therapy, vol. 46, no: 2, Pretoria August 2016, p. 31-36.
  4. Detaylı bilgi için bkz. Barbara Heine, “Introduction to Hippotherapy”, NARHA Strides Magazine, vol. 3, no: 2, April 1997.