Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Musa Ünal “At Arabası Artık Bir Dekor”
Hilal Seyhan

Fotoğraflar: Musa ALAKIR

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Musa Ünal “At Arabası Artık Bir Dekor”
Hilal Seyhan

https://www.zdergisi.istanbul/makale/musa-unal-at-arabasi-artik-bir-dekor-186

Çin kaynaklarına göre atlı araba MÖ 2 binli yıllarda Türkler tarafından kullanılıyordu. Binlerce yıldır insanoğlu at arabaları sâyesinde kıtalar arası büyük göçler gerçekleştirdi. Arabalar medeniyetlerin kurulmasında, kültürün taşınmasında bir vâsıta oldu.

Musa Ünal

Köklü bir geçmişe sâhip olmalarına rağmen at arabaları teknolojiye yenik düşmekten kurtulamadı. İngiliz mûcit ve mühendis Thomas Savery’nin 1698 yılında îcat ettiği buharla çalışan makine bilim târihçilerine göre otomobil teknolojisinin ilk aşamasını oluşturuyordu. James Watt’ın buhar makinesi ise sanâyi devrimini başlatan bir yenilik sayıldı ve gündelik hayattaki hemen her şeyin hızla dönüşümünü, değişimini tetikledi. Robert Stirling’in çalışmaları ise 1818 yılında sonuç verdi ve îcâdı bugün anladığımız mânâsıyla motorun ilkel bir versiyonuydu. 1877’ye gelindiğinde Nikolaus Otto, içten yanmalı, benzinle çalışan motoru buldu. Son gelişme artık dünyânın bambaşka bir döneme girişini, çok uzun süren insan-hayvan ortaklığının sona erişini duyuruyordu. Nitekim hayvan gücüyle yapılan işleri -ki bunların en başında tarım, ulaşım ve nakliye hizmetleri gelmekteydi- motorlu vâsıtalar yerine getirmeye başladı.

Bu durum, en büyük etkisini şüphesiz ki atların dünyâsında ve at arabalarında gösterdi, bu çerçevede yer alan birçok meslek de durumdan hâliyle olumsuz etkilendi. Ülkemizde de at arabacılığı, zamanla kaybolan meslekler listesinin ön sıralarında yer alıyor. Bu mesleğe gönül vermiş, geleneği yaşatmak isteyenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Mesleğin son temsilcilerinden birisi de Musa Ünal. Konyalı olan ve Konya’da yaşayan Ünal 1968 yılından beri at arabası îmal ediyor. Konya’da at arabası yapan son zanâatkâr. Babası iflâs edince sanat okulundaki tahsîlini bırakmak zorunda kalan Ünal 18 yaşında arabacılık mesleğine atılıyor ve hâlen atölyesinde normal binek at arabalarıyla, süs mâhiyetinde minyatür at arabaları üretiyor.  

Bir at arabasının yapımı 11-12 gün sürüyor. Her bir arabanın malzemesi özenle seçiliyor; artık bu malzemelerin temîni de oldukça pahalı. At arabaları dingil, şampora, kasa, tekerlek, yay, demir lastik ve janttan oluşuyor. Musa ustanın dediğine göre, büyük bir at arabasının yapımı için aralarında mutlaka bir demirci ustasının bulunduğu en az üç kişi çalışmalı. Bir at arabasının mâliyeti yaklaşık 3-4 bin lira civârında, minyatürler ise 2 bin lira. Arabaların boyama işini ayrıca bir usta yapıyor. Musa usta, at arabası yaparken malzeme olarak alt kısımda gürgen ağacı, üst kısımda cı kullanıyor. Arabanın tekerlekleri için ise dişbudak ağacının kullanılmalı. Çünkü dişbudak ağacı sağlam ve sert yapısından dolayı tekerlek için ideal bir malzeme. İsmini saydığımız ağaçlar, çevrede kolayca bulunabilecek türden ağaçlar değil. Hem arabanın yapımında kullanılan ağaç malzemeyi tedârik etseniz de iş burada bitmiyor, ağaçların en az bir sene kurutulması gerek. Musa usta, üç senedir dişbudak ağacı bulamadığından yakınıyor, nihâyet geçtiğimiz bahar aylarında bulup alabilmiş. Bu mesleği yapan birinin en az bir senelik malzemesini deposunda tutması gerektiğini söyleyen Musa usta şöyle devam ediyor:

“Eskiden işlerimiz çok yoğundu. Şehirde 80 tezgâh vardı ve her tezgâhtan haftada iki tâne araba çıkardı. Bereketli günlerdi, ancak at arabaları otomobillere yenik düştü. Üzerine trafik sorunu da eklenince at arabası kullanımı tamâmen ortadan kalktı.

Ustaya göre, 1972-1980 yılları arasında Konya’da at arabacılığının son parlak dönemi yaşanmış. “O yıllar arası bu işten çok para kazandık.” diyor Musa Ünal ve ekliyor: “O yıllarda haftada 3 araba çıkardı tezgâhtan, ekseriyeti Doğu Anadolu’ya giderdi.”

Konya’da günümüzde at arabası kullanan kalmadı. At arabaları daha çok tarla ve mandıra işlerinde Ege bölgesinde kullanılıyor. Dolayısıyla Musa usta ürettiklerini genelde şehir dışına gönderiyor. Bâzen araba galerileri de dekor için minyatür at arabası satın alabiliyor. Minyatür at arabasının yapımı da bir hafta sürüyor.

Eskiden Konya’da üç model at arabası kullanılıyormuş: fayton, Meram yaylısı ve Antalya arabası. Antalya arabasının yaylarının üçü arkada ikisi önde bulunuyor ve tekerlekleri küçük oluyor. Meram yaylısı iki yaylı bir araba ve tekerlekleri büyük. Körük veya fayton dediğimiz at arabasını ise Konya’da yapan tek usta yakın geçmişte hayâta gözlerini yumdu maâlesef. Musa usta hiç fayton yapmamış. Sâdece fayton başlıklarını yapıyor ve yaptığı başlılıkları da İstanbul Adalar’a gönderiyor. Bildiği kadarıyla şu an Manisa Akhisar’da bir fayton ustası bulunuyor. Faytonun mâliyeti kendi yaptığı arabaya nispetle çok daha pahalı. Günümüzde bir faytonun îmâlâtı 35 bin liraya kadar çıkabiliyor.

Musa ustanın iki kızı var. Kendinden sonra bu mesleği sürdürecek durumda değiller. O da “Benden sonrası yok bu zanâatın.” diyerek hayıflanıyor. Geleneksel zanâatların karşı karşıya kaldığı en önemli sorunların başında halefsizlik meselesi geliyor. “Çırak almak istiyorum, ancak bu işi yapmak isteyen de yok.” diyor Musa usta. “Eskiden ekmek derdiyle çalışıyordum, ancak 2000 yılından beri bu işin bende tutkuya dönüştüğünü fark ettim. Devam etmesini çok arzu ettiğim için de emekli olup kenara çekilmedim, mesleğimi sürdürdüm. İlk zamanlar insanlar bana ‘Arabacı parçası!’ derler, yaptığım işi küçümserlerdi. Ben de utanırdım. Şimdi ise utanmıyorum, bu işi yaptığım için şükrediyorum.”

Allah ömür verdiği müddetçe araba yapmaya devam edeceğini söyleyen Musa ustanın son olarak dikkat çektiği konu mevzuatla alâkalı:“2 senedir vergi muâfiyetim vardı, ancak yenileme yaptırmaya gittiğimde iptal edildi. Şimdilik tek sıkıntım bu. Devlet bizim durumumuzda olan ustalara ve bu eski zanâatlara bu gibi durumlarda destek çıksa milletimiz ve kültürümüz adına iyi olur!”