Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Zeytinburnu’nun Târihî Çeşmeleri
Gül Sarıdıkmen

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Zeytinburnu’nun Târihî Çeşmeleri
Gül Sarıdıkmen

http://www.zdergisi.istanbul/makale/zeytinburnunun-tarihi-cesmeleri-167

Zeytinburnu, Fâtih Sultan Mehmed zamânından beri, dericilik ve sanâyi merkezi olarak gelişme göstermiştir. Su kaynakları açısından zengin olan ve geniş çayırlıkların, bostanların olduğu bölgede, esnaf ve halkın su ihtiyâcını karşılayacak birçok çeşme yapılmıştır. Zeytinburnu’nda günümüze ulaşan çeşmelerin, kitâbeli olan örneklerinden anlaşıldığına göre, XVI. yüzyıl ve XIX. yüzyıl yapısı oldukları ortaya çıkar. Mîmârî özelliklerine göre, klasik ve ampir üslûpta gruplanabilir olsalar da genellikle sâde, cephelerindeki sivri kemerli nişleriyle klasik dönemin sanat anlayışını yansıtırlar

Kazlıçeşme
Zeytinburnu’nda Kazlıçeşme mahallesi, Abay caddesinde yer alan Kazlıçeşme, klasik üslûpta yapılmış Osmanlı çeşmelerindendir. Çeşme aynasındaki kaz kabartmasından dolayı, "Kazlıçeşme" olarak bölgeye adını veren yapı, tek yüzlü meydan çeşmesi niteliğindedir.

Çeşmenin arkasında bir namazgâhı bulunuyordu. Çeşme arkasındaki bu alan uzun, yıllar kahvehâne olarak da kullanılmıştır. Kazlıçeşme’nin sülüs hatla yazılmış olan kitâbesinde, H.953/M.1546 târihi ve Mehmed Bey adı geçer.İbrahim Hilmi Tanışık, İstanbul Çeşmeleri adlı kitabında, kitâbede birinci beyit ile târih beyti arasındaki, "Mehemmet Bey ki yapdı hayr-i âli / Getürdi âleme bir mâ-i câri" bilgisine dayanarak kitâbede adı geçen Mehmed Bey'in, 979 yılında Üsküp’te vefat eden müderris ve kâdı olan Âşık Pir Mehmed Çelebi’ye âit olması gerektiğini bildirmiş ve kitâbe ile kaz kabartmasını da gösteren bir fotoğraf yayımlamıştır.

Kitâbe: Kim nazar etdi bu âb-ı sâfiye / Dedi buna Kevser olmaz kâfiye / Mehmed Bey ki yapdı hayr-i âlî / Getürdü âleme bir mâ-i cârî / Gördü bir âşık dedi târîhini / Nûş iden yârâne sahhan âfiye. Sene 953. Kitâbede ebced hesâbıyla hicrî 953 târihi verilmektedir.
Haznesiyle birlikte kesme taştan yapılmış olan çeşme, tek cephelidir ve silmelerle belirlenen bu dikdörtgen cephede, basık sivri kemerli çeşme nişi vardır. Sivri kemerin kilit taşına kabartma olarak küçük bir rozet işlenmiştir.
Kemerin alt kısmında, çeşme aynasında dikdörtgen mermer kitâbe yer alır. Kitâbe, dilimli beş kartuşa yazılmıştır.

Kitâbenin alt kısmında ise önünde yıldız biçiminde yaprak olan bir dal ile kaz kabartması bulunur. Bizans kabartması olduğu düşünülen orijinal beyaz mermer kaz kabartması, 2002’de yerinden sökülerek çalınmış ve 2010 yılında Zeytinburnu Belediyesi tarafından yapılan restorasyon sırasında yerine yenisi konulmuştur. Kaz kabartmasının alt kısmında düz mermer levha devam eder ve musluk tablası olan yer basık sivri kemer biçimindedir.İki yanda kesme taş yüzeyde yuvarlak kemerli birer tas nişine sâhip olan çeşmenin önünde, sivri kemerli niş derinliğinde teknesi yer alır. Günümüzdeki tekne yenilenmiştir.

Çeşmede, günümüzde musluk yoktur. Çeşmenin sağında biraz geride duran iki lüleli ayrı tekne, 1930’lu yıllardaki fotoğraflarda görülmektedir. Bu tekne yanında bir de sadaka taşı vardır.
Çeşmenin Nicholas V. Artamonoff tarafından Aralık 1935 târihinde çekilen bir fotoğrafında, çeşme başında su içmek üzere olan üç çocuk vardır ve kullanılır durumda olan çeşmenin teknesinin yüzeyinin kırık olduğu görülür. Çeşme yanındaki sütun parçası günümüzde de mevcuttur.
Ayrıca, çeşme kemerinde derzlere denk gelen ve kemerli niş içinde kalan tüm çeşme yüzeyinin boyanmış olduğu dikkati çeker.

Bitki ve kaz kabartması olan mermer levha, Bizans devşirme malzemesi olarak çeşmede kullanılmıştır.
Bozdoğan/Valens Kemeri yakınında, 1942’de Atatürk Bulvarı açılırken yıktırıldığından günümüze ulaşmayan Kırkçeşmeler’de de benzer şekilde, bitki motifleriyle birlikte iki tavus kabartması vardı. MÖ VII. yüzyıla târihlendirilen bu Bizans mermer panosu, yuvarlak kemerli nişe sâhip olan çeşmenin ayna taşına yapıştırılmıştı.

Eremya Çelebi Kömürciyan (1637- 1695), İstanbul Tarihi adlı kitabında Yedikule’den bahsederken burada dükkânlar, hanlar, meyhâneler ve Kazçeşme olduğunu bildirir. Meşin yapan debbağların burada olduğunu, hallaç ve sazlar için kirişlerin de yine burada yapıldığını belirtir.

Kömürciyan, Kazlıçeşme’ye verilen adın ise otlarken yeri eşeleyen bir kazın eşelediği yerden su çıkması üzerine, halkın burayı kazarak bir memba bulup bir çeşme yapmasına bağlar.

Kömürciyan’ın kitabının çevirisini yapan Hrand D. Andreasyan, Kazlıçeşme için ek bilgi olarak Evliyâ Çelebi’nin 1314/1896 yılı baskısı olan Seyahatnâme’sinden alıntı yapar ve verdiği bilgileri aktarır: “Yedikule kasabasının hâricinde bir çeşm-i canfezânın kemeri altında çârköşe bir beyaz mermer üzere üstâd-ı mermer bir kaz tasvîr etmiştir ki dillerle tâbiri imkânsızdır.
Gören, zîruh zanneder.Buna binâen o çeşme Kazlıçeşme nâmı ile şöhretyâb olmuştur (Kömürciyan 1988: 191).” Çelebi, çeşmedeki dörtgen beyaz mermerdeki kaz kabartmasının oldukça gerçekçi olduğunu belirtmiştir.

Kazlıçeşme, Zeytinburnu Kültür Vâdîsi Projesi kapsamında, restorasyona alınmıştır. 2007 yılında, çeşmenin rölöve-restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanmış ve 2010 yılında restorasyonu tamamlanmıştır.
Çalışmalar sırasında kaz kabartmasının yerine yenisi konmuştur ve sivri kemerin üst kısmına da "Ve ce'alnâ mine'l-mâi külli şey'in hayy." âyetinin yazılı olduğu tek satırlık bir kitâbe eklenmiştir.

Hacı Bayram Çeşmesi
Telsiz mahallesi Seyitnizam caddesinde yer alan Hacı Bayram Çeşmesi (H.955/M.1548), sâde cephe tasarımıyla klasik üslûptadır ve sivri kemerli bir nişe sâhiptir.

Haznesiyle birlikte kesme taştan yapılmış olan çeşmenin kemer iç kısmında, çeşme aynasındaki kitâbede “Çeşme-i Hacı Bayram bin Hacı, sene 955.” yazılıdır. Sâdece sol tarafında kemerli küçük bir tas nişi olan çeşmenin aynası oldukça sâdedir. Çeşmenin suyu oluktan akıtılmıştır.

Uzun yıllar içinde çeşme, teknesiyle birlikte yol seviyesinin oldukça altında kalmıştır.Çeşmenin bânîsi Hacı Bayram'ın kim olduğunun bilinmediğini bildiren Tanışık, çeşmenin teknesinin kırık olduğunu ve lülesinden devamlı akan suyun aşağı gittiğini kaydetmiştir (Tanışık 1943: 6). Affan Egemen, İstanbul'un Çeşme ve Sebilleri kitabında, çeşme ile ilgili Tanışık'ın verdiği bilgileri aktarır ve Tanışık'ın “Silivrikapı dışında mezarlıklar ortasından geçen yol üzerindedir.” bilgisinden hareketle çeşmenin yerinin bulunamadığını bildirir (Egemen 1993: 177).Çeşme, aslında bir namazgâh çeşmesidir. Restorasyon için yapılan kazı çalışmalarıyla çeşmenin etrâfı açılmış ve arka duvarında bir mihrap ve namaz sofasının olduğu anlaşılmıştır.İ. Fâzıl Ayanoğlu’nun İstanbul Namazgâhları’ndaki Silivrikapı Namazgâhı bilgilerinde (İbrahim Hakkı Konyalı Vakıf Kütüphânesi ve Arşivi’ndeki Numara 5340’a kayıtlı Namazgâhlar Dosyası), çeşmenin namazgâha âit olduğu yazılıdır.

Çeşme, Zeytinburnu Kültür Vâdîsi Projesi kapsamında, restorasyona alınmıştır. 2007 yılında, rölöve-restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanmış, 2010 yılında temel kazısı yapılmış ve 2014 yılında çeşmenin restorasyon çalışmaları tamamlanmıştır.
Yol seviyesinin altında kalmış olan çeşmenin etrâfı açılarak çevre düzenlemesi yapılmıştır.Restorasyon öncesinde, mezarlık duvarı önünde kesme taştan yapılmış bir duvar çeşmesi görünümü sergileyen sivri kemerli çeşme, kesme taştan yapılmış haznesiyle birlikte, küçük bir meydan çeşmesi görünümüne kavuşmuştur. Çeşmenin sağ tarafında üç tekne daha vardır ve bu tekneler gerisindeki alan namazgâh olarak düzenlenmiştir.

Takkeci/Takyeci Çeşmesi
Maltepe mahallesinde, Londra asfaltında yer alan çeşme, burada bulunan Takyeci İbrahim Ağa (Takkeci/Takkeci İbrahim Çavuş) Câmii yakınındaki Takkeci/Takyeci Sebîli’nin cephesindedir.Sebîlin eski Edirne yolu üzerindeki cephesinde yer alan çeşme, içerideki su haznesine bağlıdır.İ. Aydın Yüksel, çeşme üzerindeki üç beyitlik kitâbede, İbrahim Ağa ve H.986/M.1578 târihinin yazılı olduğunu ve sebîlin diğer köşesinde de pencere üst başlığındaki kitâbede su âyeti ve bir hadis yazılı olduğunu bildirir (Yüksel 1994: 195).

“Gûyâ bu bir çeşme-i sakkadürür / Her tarafda teşne eyler cüst u cû, İbrahim / Önüne gelene ben deyüb târîh / Mâ ile Hüseyin Hasan aşkına sû / Ağa / Tamâm oldukta irişmişdi târîh / Dokuzyüzseksenin altıncısına, 986-1578.”

(Yüksel 1985: 9) Tanışık, H.986/M.1578 târihli Takyeci Çeşmesi için, burayı kimin yaptırdığının bilinmediğini, çeşmenin hâlen muattal olduğunu ve tarih kitâbesini kaydetmiştir (Tanışık 1943: 30, 32). Çeşme için Egemen’in kitabında da Takkeci Çeşmesi adıyla Tanışık’ın verdiği bilgiler ve kitâbe aynen aktarılmıştır. Egemen, sebîle bitişik çeşmenin görülemediğini yazmıştır (Egemen 1993: 792)

Seyyidnizam Çeşmesi
Telsiz mahallesi Seyitnizam caddesinde yer alan Seyyidnizam Çeşmesi, tek yüzlü meydan çeşmesi niteliğindedir. Kitâbesiz çeşmenin sivri kemerli cephesi ve sâde tasarımı, klasik üslûptaki çeşmelere uygundur.
 Haznesiyle birlikte kesme taştan yapılmış olan çeşmenin oldukça sâde olan dikdörtgen cephesinde, sivri kemerli çeşme nişi vardır.
Kemerin kilit taşına kabartma bir rozet motifi işlenen çeşmede, hemen üst kısmında kitâbe olması gereken yere yazısız düz mermer bir levha yerleştirilmiştir. En üstte cepheyi profilli korniş belirlerken, çeşmenin iki yan köşesi pahlı olup buralara da kitâbe yerine sonradan yerleştirilen mermer levha gibi, silindir gövdeli ince birer mermer sütun yerleştirilmiştir. 
Çeşme aynasındaki mermer levhaya kaş kemer motifi ve bir kabara işlenmiştir.Çeşme önünde niş genişliğince tekne ve teknenin iki yanında seki taşı/testi seti yer alır. Sekilerin üst kısmına doğru niş dışında kalan kesme taştan çeşme yüzeyine iki yanda simetrik birer tas nişi açılmıştır. Genellikle tas nişleri, çeşme aynasında yer alır, ancak burada çeşme aynası mermer pano kaplı olup tas nişleri bu alan dışına yerleştirilmiştir. Çeşmede, günümüzde lüle ya da musluk yoktur. Tekne cephesi mermer, testi setleri kesme taştır. Çeşmenin iki yanında birer tekne daha vardır.

Zeytinburnu Kültür Vâdîsi Projesi kapsamında, restorasyona alınmıştır. 2009 yılı Haziran ayında, Seyyidnizam Çeşmesi’nin rölöve-restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanmış ve kurul onayı alınmıştır.
2011 yılında çeşmenin onarımının gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Restorasyonu gerçekleştirilen çeşmenin iki yanında uçta bulunan kırık tekneleri tamamlanmış ve kesme taş olan seki/testi setlerinin üzerine de birer mermer levha yerleştirilmiştir. Çevre düzenlemesi de yapılan çeşme, iki cadde ortasında kalmaktadır.

Seyyidnizam Çeşmesi
Telsiz mahallesi Seyitnizam caddesinde yer alan tek yüzlü meydan çeşmesi niteliğindeki tek cepheli çeşme, yuvarlak kemerli bir nişe sâhiptir.

Oldukça sâde olan çeşme cephesinde yuvarlak kemerin kilit taşına bir rozet ve iki yanda köşelik kısımlarına da birer kabara işlenmiştir. Yapının kitâbesi yoktur. Dikdörtgen çeşme cephesinin üst kısmında saçak biçiminde silme yer alır. Yuvarlak kemerli çeşme nişinde kemerin oturduğu üzengi taşının iç yüzeyine tas nişi yapılmıştır.

Çeşme aynası düz olup musluk tablası kırıktır. Çeşmenin niş genişliğinde olan teknesi, yol seviyesinin altında kalmıştır.
Çeşmenin arkasında tuğla örgülü dörtgen haznesi vardır. Hazne örtüsü olarak yine aynı tuğla duvar örgü malzemesi kullanılarak çeşme cephesi gerisinde bir üst örtü oluşturulmuştur. Zeytinburnu Kültür Vâdîsi Projesi kapsamında diğer Seyyidnizam Çeşmesi gibi, bu çeşmenin de 2009 yılı Haziran ayında rölöve-restitüsyon ve resrorasyon projeleri hazırlanmış ve kurul onayı alınarak 2011 yılında çeşmenin onarımının gerçekleştirilmesi planlanmıştır.

Çörekçi Çeşmesi
Veliefendi mahallesi Seyitnizam caddesinde yer alan Çörekçi Çeşmesi, tek yüzlü bir meydan çeşmesidir. Haznesiyle birlikte kesme taştan yapılmış olan çeşmenin geniş dörtgen cephesinde, basık sivri kemerli bir çeşme nişi vardır.
Kitâbesiz çeşmenin sivri kemerli cephesi ve sâde tasarımı, klasik üslûptaki çeşmelere uygundur. Klasik üslûbun sâdeliğindeki çeşmede, sivri kemerli çeşme nişi içinde iki yanda simetrik olarak basık sivri kemerli küçük tas nişi vardır.

Çeşmede, günümüzde musluk yoktur. Çeşmenin üst kısmı saçak kornişle belirlenir ve haznesinin üzerini kesme taştan kırma çatı ile örtülüdür.Çeşme, uzun yıllar bakımsız durumda kaldıktan sonra, Zeytinburnu Kültür Vâdîsi Projesi kapsamında, restorasyona alınarak günümüzdeki görünümüne kavuşmuştur. Çeşmenin restorasyon çalışmaları, 2014 yılında tamamlanmıştır.

Mevlevîhâne Çeşmesi
Merkezefendi mahallesi Mevlevihâne caddesinde yer alan Mevlevîhâne Çeşmesi, Yenikapı Mevlevîhânesi’nin Hâmûşan Mezarlığı duvarı cephesinde olup duvarın arka kısmında da bir su terâzisi bulunur.
Kitâbesi olmayan çeşme, hazîre duvarı boyunca yükselir. Kesme taştan dikdörtgen cephesinde sivri kemerli, tek cepheli bir duvar çeşmesidir. Kitâbesiz çeşmenin sivri kemerli cephesi ve sâde tasarımı, klasik üslûptaki çeşmelere uygundur.
Üstte profilli bir saçak ve iki yanda silmelerle belirlenen dikdörtgen cephede, sivri kemerli çeşme nişine sâhiptir.
Kemerin oturduğu üzengi taşları profillidir. Sâde tasarımdaki çeşmenin sivri kemerli nişinde, simetrik olarak sivri kemerli küçük birer tas nişi ve altta yüzeyinde kabartma kaş kemer ve bir rozet motifi olan dikdörtgen mermer levha hâlinde ayna taşı ve önünde niş genişliğince teknesi ile iki yanda seki taşları vardır.

Çeşmede, günümüzde musluk ya da lüle yoktur. Çeşmenin sol tarafına, hazîre duvarı önüne ayrıca çeşme teknesinden daha yüksekte kalan bir tekne daha yerleştirilmiştir.
Mevlevîhâne Çeşmesi, Zeytinburnu Kültür Vâdîsi Projesi kapsamında, Mevlevîliğin önemli merkezi olan yapı, Hâmûşan Mezarlığı ve su terâzisi ile birlikte restorasyona alınmıştır.

2009 yılında Hâmûşan ve Mevlevîhâne Çeşmesi’nin rölöve-restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanmıştır. 2014 yılında restorasyon çalışmalarına başlanarak mezarlık duvarı, çeşme ve su terâzisinde kapsamlı bir restorasyon gerçekleştirilmiştir.
Çeşmenin bağlı olduğu taş mezarlık duvarı tamâmen yıkılıp yerine yeni kesme taşlarla yeniden duvar örülmüştür. Son onarımla çeşme ve su terâzisi iyi durumdadır, ancak çeşmenin suyu akmamaktadır.

Davutpaşa–Haseki Sultan Meydan Çeşmesi
Maltepe mahallesi Yılanlı Ayazma sokağında bulunan Davutpaşa-Haseki Sultan Meydan Çeşmesi (H.1054/M.1644), klasik üslûpta mermerden sivri kemerli tek yüzlü bir meydan çeşmesidir.
Çeşmenin arkasında, Haseki Sultan Namazgâhı (Yılanlı Ayazma Namazgâhı ve Burmalı Çeşme Namazgâhı olarak da bilinir) sofası vardı. Burası uzun yıllar kahvehâne olarak kullanılmıştır.

Kesme taştan olan çeşme haznesinin üzeri, yine kesme taştan beşik çatı biçiminde üst örtüye sâhiptir.
İki yandan silmeler ve kum saati biçimli burgu gövdeli dekoratif birer sütunçe ve üstte halka motifli kabartmalı bordürle belirlenen dikdörtgen mermer cephede, saçak altında silmelerle belirlenen dikdörtgen alanda kitâbe vardır. Kitâbe, dikdörtgen mermer levha üzerine beş satır, altı sütun hâlinde uçları dilimli kemer biçimindeki dekoratif kartuşlara sülüs hatla yazılmıştır.
22 kartuşta kitâbe yer alırken alttan iki uçtaki birer kartuş rûmî ve palmet motifleriyle doldurulmuştur. Sivri kemerli çeşme nişinde, kemer aynasında rûmî motifleriyle kıvrık dallardan oluşan yoğun süslemeler görülür.

Mermer ayna taşında, dikdörtgen içinde kaş kemer motifi belirgindir. İ. Fâzıl Ayanoğlu'nun İstanbul Namazgâhları'ndaki Haseki-Sultan Namazgâhı (Yılanlı Ayazma Namazgâhı) bilgilerinde, müsennâ kabartma besmele yazıları ile maşrapa resmi olduğu bilgisi yer almaktadır.

Tanışık, Topkapı dışında Davutpaşa Kışlası alt tarafında, Genç Osman Köprüsü berisindeki çeşmenin kitâbesindeki müderris ve kâdı olan şâir Yümnî Mehmed Efendi'nin onbir beyitlik manzûmesinin târih mısrâsını, "Çeşmede âb-ı revân olmak meğer, 1054 (1644 M.)." olarak kaydetmiştir (Tanışık 1943: 78). Egemen, çeşme için Tanışık'ın bilgilerini aktarır ve belirtilen yerde çeşmenin görülemediğini bildirir (Egemen 1993: 358).

Sadrâzam Ali Paşa Çeşmesi
Tanışık, H.1132/M.1719 târihli çeşmenin Mevlevîhânekapı kurbunda olduğunu ve Yeni Çeşme adıyla anıldığını belirtir. Tanışık'ın bildirdiğine göre, çeşmenin büyük haznesinin duvarları kesme taştandır.
İlk bânîsi sadrâzam Çorlulu Ali Paşa'dır ve Evliyâ Câmii'ni yaptıran Tevfik Efendi'nin zevcesi Hanife Hâtun 1320 (1902 M.) târihinde tecdit ve ihyâ etmiştir. Baltacızâde Fehmi Abdullah Efendi’nin beş beyitlik kitâbesinin târih mısrâları şudur: “Bir su içtim Fehmi âmin-han olup târîhini / Nâilî Kevser ola ervâhı pâk-i müslimîn, 1320 (1902 M.)”

İki satırlık eski kitâbesi de: “Sâhibü’l-hayrât Sadrâzâm-ı esbak merhûm ve mağfûr / Çorlulu Ali Paşa hazretleri 1132 (1719 M.)” Tanışık, çeşmenin bir fotoğrafını da yayımlamış olmasına karşın, anıtsal çeşmenin ayrıntıları seçilememektedir (Tanışık 1943: 118). Âbidevî kesme taş çeşmenin dörtgen haznesi, hazne örtüsü ve önde dışa çıkıntı yapan teknesi belirgindir.

Veliefendi Çeşmesi
Veliefendi mahallesi Prof. Dr. Turan Güneş caddesinde yer alan çeşme, tek yüzlü olup namazgâhlı çeşmelerdendir. Haznesiyle birlikte kesme taştan yapılmıştır. Dikdörtgen ön cephesinde sivri kemerli çeşme nişi olan çeşmenin arkasında namazgâh alanı vardır.
Bânîsi, şeyhülislâm Veliyüddin Efendi olarak kabul edilir. 1760’da şeyhülislâm olan Veliyüddin Efendi, 1761’de azledilerek Bursa’ya gönderilir ve 1767’de görevine iâde edilerek tekrar şeyhülislâm olur.
İâde-i îtibar olarak aynı yıl kendisine tahsis edilen büyük Çırpıcı Çayırı’na bir çiftlik kurdurur ve aynı zamanda bereketli olan bu geniş arâzide botanik bahçesi oluşturmaya başlar.

Çiftliğinin giriş kısmına namazgâh ile bir çeşme inşâ ettirmiştir. 25 Ekim 1768’de vefat eden Veliyüddin Efendi, iyi bir hattat olup tâlik yazıda usta olarak üne sâhiptir. Hayır sâhibi olarak bu çeşme ile birlikte günümüzde Veliefendi Hipodromu’nun da olduğu mesîre alanı, Bayezit Câmii’nde bir kütüphâne gibi hayratları vardır.
İyi bir hattat olan Veliyüddin Efendi, Fâtih’teki Nevşehirli Dâmat İbrahim Paşa Çeşmesi'nin kitâbesini yazmıştır.
İbrahim Hakkı Konyalı Vakıf Kütüphânesi’ndeki arşivde arkasında “Veli Efendi Çayırı Yeşiltepe Namazgâhı” yazılı olan fotoğrafta, ağaçlar arasında duvarla çevrili alanda, kesme taştan dikdörtgen cepheli, sivri kemerli tek yüzlü bir çeşme olarak görülür.
Oldukça sâde olan çeşme cephesinde, sivri kemerin kilit taşında, kabartma bir rozet bulunur ve sivri kemerli nişteki ayna taşı da çok yalındır.

1980’lerde namazgâh çevresinde çoğalan gecekonduların arasında, yarısına kadar toprağa gömülmüş vaziyette kalan Veli Efendi Çeşmesi, 2011 yılına kadar bakımsız, harap hâlde kalmıştır. Zeytinburnu Belediyesi tarafından 2007’de restorasyon projesi başlatılarak çeşmenin etrâfı açılmıştır. Kazı çalışmalarının sonunda, çeşmenin önündeki üç teknesi ve testi setleri ile arkasındaki namazgâh alanının duvarları ortaya çıkarılmıştır.Arkasındaki namazgâh alanıyla birlikte çeşmenin, 2011 yılında projeleri hazırlanarak restorasyon süreci başlatılmıştır.

Merkezefendi Câmii Çeşmesi
Merkezefendi mahallesi Mevlevîhâne caddesinde yer alan çeşme (H.1227/M.1812), Merkezefendi Câmii avlu cümle kapısının sağında, duvara bitişik olarak cadde üzerindedir.Düşey eksende dikdörtgen mermer çeşme cephesi, iki yandan derinliği fazla olmayan iki sütunçe ve üstte saçak oluşturan korniş ile belirlenir.

Korniş altında basık sepet kulpu kemer görünümü vardır ve düz mermer ayna taşında iki satır hâlinde kitâbe yer alır.
Çeşmede, günümüzde musluk yoktur. Suyu akmayan çeşmenin önündeki teknesi yol seviyesinin altında kalmış ve teknenin içi doldurulmuştur.

Tanışık’ın, Merkezefendi Câmii ve Tekkesi’nin avlu kapısı dışında metrûk olarak kaydettiği çeşme (Tanışık 1943: 232) için Egemen’in kitabında da Tanışık’ın verdiği bilgiler aktarılmıştır (Egemen 1993: 593).
Ayna taşında tek süsleme öğesi olarak yer alan iki satırlık kitâbeden ebced hesâbıyla çeşmenin H.1227/M.1812 yılında yaptırıldığı anlaşılır. Oldukça sâde tasarımdaki çeşme ampir üslûpta değerlendirilebilir.
erMerkezefendi Külliyesi’nin ilk bânîsi olan ve Merkez Efendi olarak tanınan Şeyh Musa Musliheddin Efendi (? - 1552), Halvetî tarîkatının Sünbüliye kolu şeyhlerindendir.

Merkez Efendi, vefat edince türbesi de buraya yaptırılmıştır. Bir tarîkat külliyesi niteliğinde, buraya zaman içinde yeni yapılar eklenmiş ve çeşitli onarımlar gerçekleştirilmiştir. H.1227/M.1812’de cümle kapısının yanına bu çeşme yaptırılmıştır. Sultan II. Mahmud, H.1252/M.1836 yılında tekkede büyük bir yenileme ve onarım gerçekleştirmiştir.
Câmi-tevhithâne ve türbeler yenilenmiştir. Merkezefendi Türbesi, genişletilerek yeniden inşâ edilmiş, avluya kuyu bileziği ve şadırvan eklenmiştir. Sultan II. Mahmud dönemi, ampir üslûbun revaçta olduğu bir dönemdir ve buradaki yapılarda da ampir üslûp özellikleri görülür.Merkezefendi Külliyesi; cümle kapısı, çeşme, küçük türbe; câmi-tevhithâne; Merkezefendi Türbesi ve çeşmesi; çilehâne, kuyu ve şadırvan; mutfak, taamhâne, derviş hücreleri, selâmlık ve hünkâr köşkü, harem, darülkurra, hamam ve hazîrelerden oluşur (Tanman 1994: 396-400).

Merkezefendi Câmii Çeşmesi
Merkezefendi Türbesi duvarına bitişik, ampir üslûpta mermer bir duvar çeşmesidir. Dörtgen planlı tek katlı ve ampir üslûpta yuvarlak kemerli pencereleri olan türbenin pahlı kuzeydoğu köşesine yerleştirilen küçük bir çeşmecik niteliğindeki yapı, duvarda yuvarlak kemerli bir ayna taşı görünümündedir.
Üstte yuvarlak kemer yüzeyinde kabartma perde motifi ve altta simetrik bitkiler arasında yüksek kabartma olarak dört ayaklı, kısa, yuvarlak sehpâ üzerinde tarîkatın simgesel tâcı olan Sümbülî sikke kabartması öne çıkar. Kabartmalarda sehpânın ayakları yuvarlak kemer üzerine oturur ve yuvarlak kemer formunun alt kısmında püsküllü perde motifi yer alır.

Musluğun üst kısmında ayna taşına, ampir üslûba uygun olarak bir fiyonkla bağlı dekoratif bir sümbül motifi işlenmiştir. Basit bir musluk takılmış olan çeşmenin önünde, dış yüzeyi kabartmalı ve dışa oval olarak taşan deforatif bir kurna vardır. Çeşme, türbede yapılan son onarımda sökülmüştür ve ayna taşı türbenin içine konmuştur.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi
Kazlıçeşme mahallesi Abay caddesinde yer alan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Câmii’nin duvarına bitişik bir duvar çeşmesidir. Moloz taş-tuğla duvarlı, kiremit kaplı çatı örtülü olan câminin, çokgen kâideli silindirik gövdeli minâresinin yanındaki duvarda, âdeta yuvarlak kemerli bir kapı açıklığı gibi görünen çeşme, moloz taş duvarlı câmi duvarı bütünlüğündedir.

Tek cepheli çeşme, yuvarlak kemerli bir nişe sâhiptir. Yuvarlak kemeri kesme taş ve cephesi de kesme taş olarak devam eden çeşmenin önündeki teknesi ve iki yanındaki seki taşları da kesme taştır. Yuvarlak kemerli niş içinde kalan çeşme aynası, oldukça sâde olup düz devam eder.

Çeşmede, günümüzde musluk yoktur. Câminin pencere açıklıklarının bâzıları dikdörtgen söveli ve tuğladan yuvarlak kemer alınlıklı olup bâzıları ise sâdece tuğladan yuvarlak kemerlidir. Çeşmenin kesme taştan yuvarlak kemer formu, pencerelerdeki bu tuğla yuvarlak kemer formuyla uyumludur.

Tanışık, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi kitâbesini H.1329/M.1823 târihli olarak kaydetmiştir (Tanışık 1943: 248): “Vedûda ihsân eyle cennet-i firdevsi / Sâhibü’l-hayrât Mustafa Paşa Merzifonî, 1239 (1823 M).” Bu târih, çeşmenin tâmir târihidir.
Bu bölge, Fâtih Sultan Mehmed zamânından beri tabakhâne merkezi olarak gelişmiştir.
Dericilik sanâyisi ve kasaplarıyla meşhur bu bölgede, câmiye de genellikle kasaplar geldiğinden, Kasaplar veya İskele Mescidi adıyla da tanınmıştır.

Çeşmede var olan yuvarlak kemer, genellikle ampir üslûptaki yapılarda kullanılmıştır. H.1329/M.1823 yılında yenilenmiş ve bu yenilenme sırasında da dönem üslûbu olarak ampir üslûba da en yalın hâliyle uydurulmuş olmalıdır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Câmii, XVII. yüzyıl yapısı olup sonrasında çeşitli onarımlar geçirmiştir.
Son olarak Zeytinburnu Kültür Vâdîsi Projesi kapsamında, 2011 yılında başlatılan onarımla günümüzdeki görünüme kavuşmuş, 2015'te yeniden ibâdete açılmıştır.
Câmi duvarındaki yuvarlak kemerli çeşme için de gerekli bakımlar, bu restorasyonda gerçekleştirilmiştir.

Derviş Paşa Çeşmesi
Maltepe mahallesi Topkapı Maltepe yolundaki Topkapı Kültür Park içinde yer alan Takkeci İbrahim Ağa (Takkeci/Takkeci İbrahim Çavuş) Câmii'nin köşesinde, yol seviyesinden aşağıda kalan ve basamaklarla inilen Derviş Paşa Çeşmesi (H.1235/M.1819), ampir üslûpta tek yüzlü bir duvar çeşmesidir.
Sadrâzam Derviş Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Çukur çeşme konumunda yol seviyesinden aşağıda yer alan çeşmeye, sekiz-dokuz basamakla inilir. Bir köşe çeşmesi olarak bağlı olduğu duvarda, yolun iki tarafına doğru iki yanda kesme taştan açılı olarak duvarlar devam eder. Kesme taş cephelerin birleştiği köşede yer alan çeşme cephesi mermerdir.İki yandan pilastrlarla belirlenen dikdörtgen çeşme cephesinde, üstte dikdörtgen alınlık kısmında küçük bir kabara motifi üzerine oturan kabartma yapraklardan oluşan oval madalyon içinde Sultan II. Mahmud’un tuğrası vardır. Çeşmenin önünde mermer teknesi ve iki yanda seki taşları yer alır.
Târih beyti, “Erenler himmetiyle söyledim târîhini Hayrî / Zülâli cûdunu Dervîş Paşa eyledi icrâ, Fî Câ 1235.” şeklindedir.
Çeşmenin bânîsi sadrâzam Derviş Mehmed Paşa, H.1233/M.1817’de sadrâzam olup H.1235/M.1819 yılında Şam ve Kudüs vâliliğinde bulunmuştur.
Ayrıca, Zeyrek’te Şah Huban Sokağı köşesinde yaptırdığı bir çeşme daha vardır.

Bezmiâlem Vâlide Sultan Çeşmesi
Topkapı TEAŞ Trafo Merkezi yanındadır. H.1259/M.1843 yılında Sultan Abdülmecid tarafından annesi Bezmiâlem Vâlide Sultan için yaptırılmış olan Bezmiâlem Vâlide Sultan Çeşmesi, tek yüzlü duvar çeşmelerine güzel bir örnektir.
Âbidevî yapıdaki çeşme ilk inşâ edildiğinde, Beşiktaş’ta Yıldız Saat Kulesi karşısındaki sokağın başındaydı. Buradan sökülerek 1943-1945 yılları arasında Topkapı dışına nakledilmiştir.

Reşad Ekrem Koçu, 1961’de yayımlanan İstanbul Ansiklopedisi'nde, Beşiktaş'ta Yıldız'da saat kulesinin karşısında olan ve uzun zamandan beri suyu kesik ve muattal durumdaki çeşmenin 1943-1945 yılları arasında, Topkapı dışına nakledilerek suya kavuşturulduğunu ve 1957-1959 yılları arasında ise tekrar sökülerek Davutpaşa ve Maltepe yollarının çatal kavşağına götürüldüğünü, nakiller sırasında çok hırpalandığını ve tekrar susuz kaldığını yazmaktadır (Koçu 1961: 2736-2737).
Çeşme günümüzde, Topkapı Mezarlığı 10. Yıl caddesi üzerinde yer alır.
Ampir üslûptaki çeşmede günümüzde musluk yoktur. Çeşmenin önündeki mermer teknesi, düz mermer panolardan oluşur. Orijinal teknesinin dış yüzeyinde çiçek ve yapraklardan oluşan kabartmalar vardı.
Çeşmenin Zîver tarafından yazılmış beş kıtalık kitâbesinin târih beyti şöyledir: “Cevherîn târîhini Zîver dedim içüp suyun / Kevser olsun rûhuna Mâhmud Hân’ın bu zülâl, 1259.

Hüseyin Bey Çeşmesi
Beşiktaş’tan sökülerek getirilen Bezmiâlem Vâlide Çeşmesi’nin kurulduğu yerde, daha önceden Hüseyin Bey Çeşmesi vardı. H.1267/M.1850 târihli Hüseyin Bey Çeşmesi, Tanışık’ın kitabında 283 numarada yer alır.
Topkapı dışında kapının tam karşısında olduğunu belirttiği çeşme için şu bilgileri verir: “Sâde bir çerçeve ve başlıklı düz iki sütun üstündeki kitâbesi, üçer mısrâ, dört satırdır. iki tam târih gösteren beyit vardır:
"Topkapıda çeşme inşâ eyledi mîri Hüseyn, İç bu dilcû çeşmeden mâü'l-hayât oldu revân, 1267 (1850 M.)" Bu çeşmenin yerine Yıldız'dan nakledilen Bezmiâlem Vâlide Sultan Çeşmesi tanzim edilirken Hüseyin Bey Çeşmesi'ne âit kitâbe buradan kaldırılmış ve nereye götürüldüğü bilinmemektedir (Tanışık 1943: 267).
Kitaptaki fotoğrafa göre, dikdörtgen bir duvar çeşmesi olan ampir üslûptaki çeşmede, iki yandan Dor başlıklı pilastrlarla belirlenen çeşme nişi dikdörtgen olup ayna taşı düzdür. Çeşmenin üst kısmında kornişlerle belirlenen dikdörtgen levhada, kartuşlar içindeki uzun kitâbesi ve iki uçta dekoratif kabartmalar görülür.

Kapıcı İsmail Ağa Çeşmesi
Tanışık’ın H.1321/M.1903 târihli olarak Zeytinburnu yakınlarında cadde üzerinde olduğunu kaydettiği Kapıcı İsmail Ağa Çeşmesi hakkındaki bilgiler, Tanışık’ın verdiği bilgilerden ibârettir (Tanışık 1943: 302).
Kitâbesi şu şekildedir: “Kapıcı İsmail Ağa yaptı bir çeşme-i rânâ / Gelen geçen suyun içüp sâhib-i hayra etsün duâ, 1321 (1903 M).”

KAYNAKÇA

Egemen, A., İstanbul’un Çeşme ve Sebilleri (Resimleri ve Kitâbeleri ile 1165 Çeşme ve Sebil), Arıtan Yayınevi, İstanbul, 1993.
Koçu, R. E., “Bezmiâlem Vâlide Sultan Çeşmesi”, İstanbul Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul, 1961, s. 2736-2737.
Kömürciyan, E. Ç., İstanbul Tarihi XVII. Asırda İstanbul, Eren Yayıncılık, İstanbul, 1988.
Kumbaracılar, İ., İstanbul Sebilleri, Devlet Basımevi, İstanbul, 1938. Sarıdikmen, G., İstanbul'un 100 Çeşmesi ve Sebili, İBB Kültür A.Ş. Yayınları, İstanbul, 2013.
Tanışık, İ. H., İstanbul Çeşmeleri I – İstanbul Ciheti, Maârif Vekilliği Antikite ve Müzeler Müdürlüğü Yayınları, İstanbul, 1943.
Tanman, M. B., “Merkez Efendi Külliyesi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 5, Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı Yayını, İstanbul, 1994, s. 396-400.
Yüksel, İ. A., “Takkeci İbrahim Çavuş Camii”, Lale, sayı: 3, Kasım, 1985, s. 2-11.
Yüksel, İ. A., “Takkeci İbrahim Ağa Camii”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 7, Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı Yayını, İstanbul, 1994, s. 194-195