Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

İstanbul’un Kaynak Sularından Hâtıralar: Halûk Perk Koleksiyonu İçme Suyu Pul ve Mühürleri
Nil Sarı

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

İstanbul’un Kaynak Sularından Hâtıralar: Halûk Perk Koleksiyonu İçme Suyu Pul ve Mühürleri
Nil Sarı

http://www.zdergisi.istanbul/makale/istanbulun-kaynak-sularindan-hatiralar-haluk-perk-koleksiyonu-icme-suyu-pul-ve-muhurleri-104

Lezzetli ve içimi hafif olan kaynak suları (âb-ı leziz) “memba suyu” diye tanınır. Eskiden İstanbul’un su tiryâkileri memba sularının tatlarını birbirinden ayırt ederlerdi, çünkü içme suyu bir zevk meselesiydi. Mîdede şişkinlik yapmayan bu suların meraklıları vardı. Farklı membalardan gelerek birleşen yer altı suları birbirine katılır, bu suların bağlandığı çeşme, sebil ve şadırvanlardan İstanbul halkına hizmet verilirdi. Sakalar memba sularını kırbalarla1 ve damacanalarla evlere taşırdı.2

Göçlerle nüfûsu artan şehrin büyüyen su ihtiyâcını karşılama amacıyla şehir içi su şebekesine dere, bent ve daha sonra da göl sularının katılmasıyla birçok memba suyu, şehrin akarsuyuyla karışmaya başladı.3 Memba sularının diğer su kaynaklarıyla birleştirilerek sıhhî borular içine alınmasından sonra memba suları çevresinde oluşan mesîreler de eski ihtişâmını kaybetti.4

Çeşmeden akan musluk suyu makbul sayılmadığından 1960’lı yılların sonuna kadar damacanalarla dağıtılan tatlı memba suları, Cumhûriyet döneminde de İstanbul halkının içme sularıydı. Günümüzde İstanbul’un memba sularından birkaçı azalarak hâlen akmaya devam etse de târihî içme sularından birçoğunun gözleri kapanıp kaybolmuş ya da kirlenmiştir. İstanbul’da boş arâzi bırakılmadan yan yana yapılan inşaatlar yağmur suyunun topraktan yer altına sızmasını ve yer altı sularının toplanmasını önlemiştir.5

İstanbul’un târihî içme sularıyla ilgili en çok yararlanılan târihî kaynak, Kazasker Mehmed Hafid Efendi’nin (Mustafa Aşir Efendizâde) “Mehah-ı Miyâh” isimli taş baskısı kitabıdır (1797 / 1212 H). Mehmed Hafid Efendi, İstanbul’un lezzetli içme sularını anlatır ve bu suların çeşitli özelliklerinin yanı sıra, suların sertlik derecelerini de verir.6 Cumhûriyet döneminde yayımlanan iki kitapta, İstanbul’da durdurulamayan inşaatlarla alt üst edilen yer altı içme sularıyla ilgili son bilgilere ulaşıyoruz. 1946 yılında Dr. Sadi Nazım Nirven, “İstanbul Suları” isimli kitabı yayımlar.7 1969 yılında ise Hakkı Günal, İstanbul İli İçme Suyu Târihçesi isimli kitabı yayımlanmıştır.8 Prof. Dr. Kâzım Çeçen ise İstanbul’un târihî su yollarını ve su tesislerini anlatan kapsamlı ve özgün çalışmalar ve yayınlar yapmıştır.9 Söz konusu suların bir kısmının şifâ verici olarak tanınıyor olması sebebiyle, 1986 yılında doktora öğrencim Mebrure Değer’e “İstanbul’un Şifâlı Suları” konulu doktora tezini verdim; tez 1988 târihinde tamamlandı.10 2013 târihinde yayımlanan, Davut Hut’un “İstanbul’un 100 Su Yapısı” kitabında da bâzı içme sularından söz edilmektedir.11 İstanbul’un târihe karışan kaynak içme sularının en somut kanıtları ise içme suyunun isminin yazılı olduğu pullar ve mühürlerdir. Çeşme kitâbelerinde ise suyun adına çok kere yer verilmez.

İçme Suyu Pulları ve Mühürleri

İstanbul’un Ayazma, Büyükdere, Kısıklı Büyük ve Küçük Çamlıca, Çırçır, Göztepe, Hünkâr, İ mrahor, Kara Kulak, Kanlı Kavak, Kayış Dağı, Keçe, Silâhtar ve Taşdelen gibi meşhur içme sularının damga (fiskal)12 pulları ve mühürleri günümüze yâdigâr kalmıştır. Vergiye veya hazîneye ilişkin içme sularının damga pulları ve kurşun mühürleri İstanbul’un kaynak sularının târihî kanıtlarındandır. Doldurulan damacana ve kaplara, muhâfaza ettiği suyu niteleyen bir kurşun mühür vurulurdu. Her bir kaynak suyunun isminin bulunduğu, yaklaşık 2,5 cm uzunluğunda kurşundan fiskal mühürler doldurulan suların alâmeti olarak kullanılırdı.13

Vakıf suları, vakıflar idâresinden şehremânetine devredildikten sonra halka satılan memba sularını tâkip amacıyla çıkartılan damga pullarının bir görevli tarafından işleme konduğu pulcu kulübesi adı verilen sucu dükkânları yaptırılmıştı. İstanbul’da XIX. yüzyıl sonundan 1960 târihine kadar caddelerin köşe başlarında pulcu kulübesi bulunurdu. Meselâ, Kadıköy ve Üsküdar sâkinlerinin içme suyu, pulcu kulübelerinden alınıp arabalarla dağıtılırdı. Rüsûm, yâni kimi mallardan devletçe alınan vergilerin toplanması için kullanılan fiskal pullar çeşitli damgalar ile veya imzâlanarak ya da delinerek tekrar kullanılmamaları için iptal edilirdi. Gerekli ücretin ödendiğini göstermesi bakımından su pulları (damacana etiketleri) idârelere kolaylık sağlamaktaydı.

Türkiye’de basılan fiskal su pullarının bir kısmı kataloglarda yer almış14, su mühürleri ise yayımlanmamıştır. Bu çalışmada, İstanbul’un târihî içme suları sâdece Halûk Perk Koleksiyonu’ndaki su pul, mühür ve bandrol örnekleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Diğer koleksiyonlarda başka örnekler de bulunmaktadır.15

İstanbul'da Anadolu Yakası Memba Suları

Anadolu yakasının memba suları, bulunduğu bölgenin ismiyle anılır. Büyük Çamlıca tepesi, Kayış Dağı, Alem Dağı ve Boğaziçi’nin meşhur su kaynakları damacanalarla halka satılırken kullanılan kurşun mühürler ve su rüsûmu pulları suyun ismiyle ayırt edilmektedir.

Çamlıca Suları

İstanbul’un Anadolu yakasında zengin su membaları olan Çamlıca Suları, Büyük Çamlıca ve Küçük Çamlıca eteklerinden ve vâdîlerindeki tabakalardan toplanır. 1461 senesinde Fâtih tarafından akıtıldığı söylenen Büyük Çamlıca Suyu’nun kaynağı, Büyük Çamlıca tepesinin eteğinde, Boğaz yönündeki bir ağacın altından çıkmaktaydı. Bu memba, Yusuf İzzettin Köşkü’nün bahçe kapısı önündeydi.16 Küçük Çamlıca Suyu ise Küçük Çamlıca tepesinin Büyük Çamlıca’ya bakan güney yamacından çıkardı. Bu su, önce IV. Mehmed (1648-1687) tarafından yaptırılan çeşmeden, sonra da Sultan Abdülmecid (1839-1861) tarafından bugün olmayan Hünkâr Köşkü bahçesinden geçirilerek Küçük Çamlıca çeşmesinden akıtılmıştı. Zengin konaklarında misâfirlere ikram edilen buzlu şerbetler bu suyla yapılırdı. Mehmed Hafid Efendi, bu suyun idrar söktürücü ve sindirimi kolay, hafif bir su olduğunu yazar.17

Çamlıca Suları’yla Üsküdar ve civârının su ihtiyâcı karşılanmış, çeşme ve sebillerin suyu sağlanmıştı. Çamlıca Suları’yla birleşen çeşitli su katmanları olup bunlar farklı isimlerle anılırdı. Çamlıca tarafındaki Tomruk, Şekerkaya, Tiryal Hâtun, Kısıklı ve Ömer Efendi Suları, çeşitli yollarla câmi, sebil, tekke gibi vakıf kuruluşlara ulaştırılırdı.18 İçerenköy tarafında Merdiven Köyü ile Karaman Çiftliği civârında akan Sazlıdere yanından çıkan kaynaklardan gelen sular, üstü kapalı ufak bir havuzda toplanır; buradan çıkan su, civardan gelen katma suları alarak dolduktan sonra Küçük Çamlıca tepesinin güney eteklerinden gelerek Acıbadem, Nuhkuyusu, Duvardibi, Paşakapısı ve Doğancılar civârındaki çeşmelerden akıtılırdı.19 Zamanla su yollarının çoğu harap olarak kayboldu.

Kayış Dağı Suları

Istanbul’un Anadolu yakasında eski ve yeni iki Kayış Dağı Suyu vardır. Asıl eski kaynak suyu, Kayış Dağı’nın şehre bakan batı ciheti eteklerinden çıkardı. Kayış Dağı’ndan çıkan bu suyun özelliği çam suyu olmasıydı, yâni yağmur suyu çamların altından süzülerek kaynaklardan fışkırmaktaydı. Evliyâ Çelebi, Kayış Pınarı’nın ağaçlar içinde tatlı bir hayat suyu olduğunu söyler. Sultan III. Ahmed’in sadrâzamı Nevşehirli Ibrahim Paşa, Kayış Dağı eteklerinden bulduğu üç su kaynağını Kadıköy ve Üsküdar ile Kavak-Bağdat ve Şerefâbad kasırlarına akıttırmıştı. Vakıf suları şehremânetine geçtikten sonra Ibrahim Paşa’nın adı unutuldu. Kayış Pınarı’nın yanındaki av kasrından ve biraz ilerisindeki sultan çiftliğinden eser kalmamıştır. Eski Kayış Dağı suyunun bulunduğu yaşlı çamların yerini çalılar kaplamıştır.20 Mehmed Hafid Efendi, bu suyun idrar söktürücü sulardan olduğunu ileri sürmüştür.21

Kayış Dağı’nın kaynak suları, katma sularla beslenerek çevredeki ve uzaktaki birçok semte (Erenköy, Içerenköy, Başıbüyük, Maltepe, Bostancı, Yeditepe, Ferhatpaşa, Üsküdar vd) ve kırk kadar çeşmeye ulaştırılmıştı. 1926’da dağın sağında ve solundaki sular toplanarak “Kayış Dağı Suyu” adıyla Kadıköy’e kadar akıtıldı. 1965 yılında eski isâle (akıtma) hattı yenilenerek Içerenköy, Kozyatağı ve Kadıköy semtindeki 16 halk çeşmesine su verildi.22 Günümüzde bu çeşmelerin neredeyse hiçbirinden artık su akmıyor.

Göztepe Suyu

Göztepe Suyu’nun İstanbul’un Anadolu yakasında, Elmalı bendinin kuzeyinde, Kanlıca’nın doğusunda deniz üstünden 385 m kadar bir yükseklikten çıktığı belirtilmektedir.23 Göztepe Suyu’nun Mehmed Said Efendi Suyu olarak da bilindiği söylenir.24

Kara Kulak Suyu

Boğaz’ın meşhur içme sularından olan Kara Kulak Suyu, İstanbul’un Anadolu yakasında, Beykoz’da Dereseki Köyü’nün güneyinden ve kısmen de doğusundan çıkar. Suyun denizden seviyesinin 200 m civârında olduğu kaydedilir.25 Suyun, Karakulak Ahmet Ağa ya da Giritli Yusuf Ağa tarafından bulunduğu nakledilir. Mehmet Hafid Efendi, Kara Kulak Suyu’nun idrar söktürücü ve hazmettirici olduğunu yazar.26 Çevrede fazla yapılanma olmaması sâyesinde Kara Kulak Suyu günümüzde de içme suyu olarak satılmaktadır. Ayakta olan Kara Kulak çeşmesinin tâmir kitâbesinde şu satırlar yer alır:

“Kara Kulak Suyu’dur çeşmesi olmuşdu harâb / Kıldı ihyâ yeniden pâdişeh-i deryâ-cûd / Tâ ki rîzân ola mizâb-ı semâdan bârân / Rışhasınca ede eyyâmını Hak nâ-ma’dûd / Akdı ağzım suyu târîh yazarken Pertev / Bî-misil oldı zehî çeşme-i Sultân Mahmûd.” Sene 1836/1837 (1252)

Sırmakeş Suyu

İstanbul’un Anadolu yakasında, Beykoz sırtlarında Dereseki Köyü’ndeki özel Müezzinoğlu ormanlarından çıkan cam gibi berrak bir sudur. Ahmed Mithat Efendi satın aldığı bu suya “Sırmakeş” adını vermiş ve çatanalarla taşıttığı Sırmakeş Suyu’nu İstanbul halkının kullanımına sunmuştu. Su, her gün kağnılarla rıhtıma indirilir, oradan kayıklarla İstanbul’a sevk edilirdi. Sırmakeş Suyu’nu kayıklarla Boğaziçi’nden Suriçi’ne götürüp tulumlarla ve küplerle saraya ve konaklara taşıyan özel sakalar vardı. İstanbul’un en sevilen içme sularından biriydi. Şişelenmiş Sırmakeş Suyu yüksek erkâna sunulurdu. Su tiryâkilerinin sofralarından eksik etmediği Sırmakeş Suyu ile misâfirlere kahve pişirilirdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde dış ülkelere gönderilen hediyeler arasında bir damacana veya şişe Sırmakeş Suyu da bulunurdu. Geleneksel tarzda süslenmiş Sırmakeş su şişeleri, yabancı elçilere hediye edilirdi. Hac ve umreye gidenler de Sırmakeş Suyu’nu hediye olarak götürürdü.27

Çubuklu Suyu

Çubuklu, Boğaziçi’nin Anadolu yakasında Beykoz ilçesine bağlı bir mahalledir. 150 bin m2’lik alana yayılmış olan Beykoz’a bağlı Çubuklu Korusu aynı ismi taşıyan suyu ile ün yapmıştı. Boğaziçi’nin Anadolu kıyısındaki dokuzuncu iskelesi olan Çubuklu Vapur İskelesi’nin arkasında, yolun köşesindeki bir su haznesinde toplanan memba suları, “Çubuklu Suyu” ismiyle satılırdı. 1800’lü yıllarda Hasan Bey Gazozu nâmı ile meşhur olan meşrûbat Çubuklu’daki sularla yapılmaktaydı.28

Taşdelen Suyu

İstanbul’un Anadolu yakasında Alemdağ’dan çıkan Taşdelen Suyu’nun 1582 yılında Sultan II. Selim Han’ın eşi Afîfe Nurbânu Sultan tarafından vakfedildiği kaydedilir. Taşdelen Suyu’nun, hac farîzası için yola çıkan Surre Alayı’ndaki küplere doldurulduğu anlatılır. Hac dönüşü bu küpler zemzem doldurularak geri getirildiği için, Taşdelen Suyu “Zemzem’in yol arkadaşı” olarak yüceltilirmiş. Böbrek taşlarının düşürülmesine yararlı olduğu inancı yaygındır.29

Sultan II. Abdülhamid devrinde, 1889 târihinde Taşdelen Suyu’nun şişelenip satılma imtiyâzı verildikten sonra, 1897 yılında “ahâlinin menfaatini koruyacak şekilde” tekel (inhisar) altına alınmasına izin verildi.30 1934 yılında Vakıflar Müdürlüğü (Evkaf Müdüriyeti) suyun kaynağını ve galerisini koruma altına aldı ve suyun toplanmasını ve dağıtımını/satışını düzenledi.31 Günümüzde Vakıf Taşdelen Kaynak Suyu, Üsküdar- Şile TEM yolundan 18. km’den girilince Taşdelen’in merkezinden 1 km uzaklıkta üretime devam etmektedir. Taşdelen Suyu’nun bulunduğu mesîre alanı çam, meşe, kayın ve köknar ağaçlarıyla kaplıdır.32

İstanbul'da Rumeli Yakası Memba Suları

Rumeli yakasında, Sarıyer ve Büyükdere civârındaki tepelerin eteklerinden çıkan meşhur kaynak suları ile Kâğıthâne suları İstanbul’da halkın su ihtiyâcını sağlayan meşhur içme sularıydı.

Ayazma Suyu

Ayazma Suyu, Kâğıthâne köyünün ilerisinde akan derenin solunda, bir tepenin eteğindeki çayırlığın kenarında bulunurdu. Kâğıthâne’nin Ayazma Suyu, Sultan Abdülaziz döneminde Yıldız Sarayı’na getirildi. Zamanla Ayazma Suyu’nun yolları ve hazneleri harap oldu. Sultan II. Abdülhamid döneminde Kâğıthâne Ayazması’na yerleştirilen yeni pompalarla su Mecidiyeköy’e kurulan terfî istasyonuna aktarıldı ve Mecidiyeköy’den de Yıldız Sarayı’na akıtıldı. II. Abdülhamid devrinde sarayın sâkinleri Ayazma Suyu’na pek rağbet edermiş. Ayazma Suyu’nu halk da kullanılabilsin diye II. Abdülhamid Kâğıthâne mesîresine bir de çeşme yaptırdı. Yeni su yollarından akıtılıp bir haznede toplanan su halka satılıyordu.33 1937 yılında incelenen su numûnesinin berrak ve lezzetli olduğu kaydedilir.34

Hamîdiye Suları

İstanbul’un Rumeli yakasında, Kemerburgaz’ın doğusundan başlayıp güneye doğru sık ağaçlar ve sık fundalıklar arasından, sert taşlı arâzi içinden akan altmıştan fazla kaynak Sultan II. Abdülhamid döneminde bir araya getirildi. Kağıthâne’den Kemerburgaz’a giden yollar üstündeki çeşmelerden akan sularla Kemerburgaz’ın güneydoğusundaki Karakemer ve Kovukkemer civârındaki membalar 20 maslakta toplandı ve kirlenmelere engel olmak için maslaklara demir kapılar yapılarak kilitlendi. Tesîsin büyük bölümünün tamamlanması 1900 senesini bulmuştu. Hamîdiye Suları, 133 çeşme vâsıtasıyla İstanbul halkına ulaştırılmaktaydı. Hamîdiye Suyu, 1902 târihinde sokak çeşmelerinin yanı sıra saraya, hastânelere, okullara vd mekânlara da verildi. Osmanlı su tesislerinde sular pişmiş kilden yapılmış künk borular içerisinden isâle edilirken ilk defa Hamîdiye Suları, dökme demir (font) borular içerisinden basınçla akıtılmış ve vanalarla şebekede manevra yapma imkânı sağlanmıştı.35

Büyükdere (ve Civârı) Suları

Büyükdere, Boğaziçi’nde İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı bir semttir. Memba suları Büyükdere civârında fundalıklarla örtülü bir tepenin eteğinden toplanarak Boğaz’a getirilir. Büyükdere vapur iskelesi karşısında çeşmesi bulunur.36

Kanlı Kavak Suyu

Kanlı Kavak Suyu’nun membaı, İstanbul’un Rumeli yakasında Zincirlikuyu-Maslak yolunun kuzeyinde, Baltalimânı vâdîsine inen dere yatağının sağındadır. Hakkı Günal, suyun dere civârındaki bir çiftlik binâsının karşısındaki sırttan, toprak üstünden çıktığını; suyun akıntı galerilerinin önüne bir çeşme yapıldığını ve Kanlı Kavak Suyu’nun bu çeşmeden alındığını yazar. Ayrıca, belediye sâhile kadar boru döşeyerek Baltalimânı’ndaki çeşmelere de bu suyu akıtmıştı. Mehmed Hafid Efendi, bu suyun idrar söktürücü olduğunu yazar.37

Mermer ve hazneli Emirgan Hamîd-i Evvel Çeşmesi (1781) üstüne çakılı tabelada bu çeşmeden Kanlı Kavak Memba Suyu’nun akıtıldığı yazılıdır. Ne var ki su ağza alınmayacak kadar kötü bir tada sâhiptir. Çeşmeden akan suyun memba suyu olmadığı aşikârdır.

Çırçır Suyu

Sarıyer deresinin ilerisindeki tepelerden çıkarak maslaklarda toplanan kaynak sularındandır. Sarıyer dere yatağına bakan tepelerden birinin eteğinde küçük bir haznesi ve suyun dışarı aktığı musluklu bir mermer taşı varmış. Vaktiyle yaz-kış verimi değişmeyen Çırçır Suyu numûnesinden 1943 yılında yapılan inceleme sonucunda suyun berrak ve lezzetli olduğu belirtilmiş.38

Çırçır Suyu’nun şifâlı bir su olduğuna inanılıyor. Çırçır Suyu mesîre yeri, Sarıyer’in en güzel mesîre yerlerindendir. Mesîrenin içinde bulunan çeşmeden (1914) artık su akmıyor. Atatürk’ün Çırçır Suyu mesîresine gelip dinlendiği günün anısına, her yıl burada kutlanmalar düzenleniyor.39

Hünkâr Suyu

Sarıyer deresinin ilerisindeki tepelerden çıkarak maslaklarda toplanan memba sularındandır. Hünkâr Suyu’nun kaynağı, Kestâne Suyu’nun 200 m kadar yukarısında aynı tepe üzerindeydi. Sarıyer ve civârında bulunan memba suları arasında Hünkâr Suyu’nun haznesi, vaktiyle en bakımlısıymış. 1943 yılında alınan su numûnesinin billûr ve lezzetli olduğu bildirilmiş.40

Ormanlık mesîrelerin yerine Hünkâr Suyu Su Fabrikası kurulmuş ve 1930-1974 yılları arasında faâliyet göstermiş. Bir zamanlar İstanbul halkı Hünkâr Suyu mesîresine pek rağbet ederken artık günümüzde bu yer mesîre olarak kullanılamıyor.41

Keçe Suyu

İstanbul’un Rumeli yakasında bulunan Keçe Suyu’nun, Rami’nin kuzeyinde iki kaynağı vardı. Su kaynağının, Keçe Deresi Kemeri’nin karşısında yer alan Kırkçeşme galerisinin geçtiği tepenin diğer yamacında bulunduğu kaydedilir. Keçe Suyu’nun, Küçük Köyden Ali Bey Köyü’ne giden yolun altından demir boru ile geçirilerek Kırkçeşme haznesinde toplandığı bildirilir. Keçe Suyu membaları için bir korunma mıntıkası yapılmadığından, Küçükköy halkı su galerilerinin ve bacalarının üstüne tarlalar açmış ve evler yaptırmıştır.42 Gaziosmanpaşa, Bağlarbaşı mahallesindeki târihî vakıf Keçe Suyu’nun gözü kapanmıştır. 43

Makrıköy Çoban Çeşmesi Suyu

“Uzak köy” anlamına gelen Yunanca bir kelime olan Makriköy, bugün Bakırköy olarak tanınıyor. Bakırköy, Osmanlı ve erken Cumhûriyet dönemlerinde İstanbul’un sayfiye yeriydi. Bakırköy’ün yer altı sularıyla Tuna nehrine bağlandığına inanılıyordu. 1319 târihli bir vesîkaya göre Makriköyü’ne getirilecek su imtiyâzının Posta Müdürü Fahri Beyefendi’nin uhdesine verilmesine hükmedilmişti.44

Kaynağı Bakırköy’de olan Çoban Çeşmesi Suyu, rağbet edilen memba sularındandı. Bakırköy ilçesinin Osmaniye mahallesinde Çoban Çeşme sokağı bulunmaktadır.

Araştırılması Gerekenler

Halûk Perk Koleksiyonu’nda bulunan bâzı mühürlerin ve pulların hangi suya âit olduğu tespit edilemedi. Meselâ, üstünde “Cadde-i Kebir” yazılı bir kurşun mühür bulunuyor. Bu mühürde, “Cadde-i Kebir” yazısının yanı sıra, “su” ifâdesi yer almıyor. İstiklâl caddesi, XIX. yüzyılın ortalarından sonraki Osmanlı döneminde Cadde-i Kebir (büyük cadde) ismiyle tanınıyordu. Sultan I. Mahmud döneminde (1730-1754) caddenin girişine yapılan (1732) ve suyu taksim etmeye yarayan “Maksem” sebebiyle bölgeye Taksim de denmeye başlandı. İki katlı bu taş binâ ile birlikte çeşmeler ve terâziler de inşâ edilmişti. Su dağıtma sandığı ve lüleler yardımıyla kuzey batıdan gelen Taksim suları, çevredeki çeşmelere ve diğer yapılara verilirdi.45

Koleksiyonda tek örneği olan “Kirazlı” yazılı mührün de hangi suya âit olduğu belirlenemedi. Altunizâde çiftliğine giderken çıkan Kirazlı Suyu, Çamlıca memba sularının katma sularından biri olup Tophâneli Oğlu Mustafa Efendi Suyu olarak tanınan suyla birleşirdi. Bu suyun 1969 yılında artık akmadığı yazılıdır.46 Diğer yandan, Rumeli yakasındaki, Belgrad Ormanları’nda Kırkçeşme suları olarak tanınan bent sularından biri “Kirazlı” adını taşımaktadır.47 Kirazlı Suyu ismiyle tanınan ve içme suyu olarak kullanılan bir diğer memba suyu ise Eskişehir’in güneybatısında Türkmen dağındaki Kalabak ormanlarında bulunan çam, kayın, meşe ve kavak ormanlarından geliyor.48 Mührün bu sulardan birine âit olup olmadığını bilemiyoruz.

Elimizde pulları bulunan “Silâhdar Suyu” ile ilgili net bilgilere de ulaşılamadı. İstanbul’da silâhdar ünvanlı şahısların (Silâhdar Mehmed Ağa, Silâhdar Seyyid Abdullah Ağa, Silâhdar Yahya Efendi) yaptırdığı çeşmeler vardır. Ancak bunlardan birinin “Silâhdar Suyu” olarak tanındığına dâir bilgi edinilemedi.49 Kâğıthâne Köyü’nün sırtındaki tepelerde Silâhtarağa- Kemerburgaz yolu üstünde bir zamanlar boş olan kırlardan fışkıran ve tepeleri aşıp Kâğıthâne vâdîsine doğru kaybolduğu kaydedilen su ise “Kumbarahâne Suyu” olarak bilinir.50 Kıbrıs’taki bir suya ise “Silâhdar Suyu” adı verilmiştir. Su vakıfları kurarak Kıbrıs halkının, özellikle de Lefkoşa halkının su ihtiyâcını sağlayan en önemli vakıf kurucularından biri 1796- 1798 yıllarında görev yapan Kıbrıs vâlilerinden Silâhdar Mustafa Paşa’dır. Vakfın su kaynağı Lefkoşa’nın 1,5 km kadar güneyinde yer alır. Silâhdar Mustafa Paşa tarafından açtırılan bu vakıf suyu “Silâhdar Suyu” olarak bilinir.51

Koleksiyonda üç örneği olan “Simkeş Dubadan” yazılı mühür de aydınlatılamadı. “Haddeden gümüş ve altın teller çeken, sırma yapan sanatkâr” anlamına gelen “sîm-keş” tâbirinin bir memba suyuyla ilişkisi var mıdır, bilemiyoruz. “Sırmakeş” kelimesi de “gümüşü ya da başka mâdenleri haddeden çekerek sırma yapan kimse” anlamına geliyor. İki isim de aynı suya işâret ediyor olabilir mi? Çubuklu Suyu’nun kurşun mühründe de “dubadan” yazısı kayıtlı. Fıçı biçiminde, kapalı ve içi boş, su üstünde yüzen araca “duba” adı veriliyor. “Duba” ile “fıçı” kelimeleri aynı anlamda kullanılmış olabilir mi?

Osmanlı’nın son dönemine âit kurşun su mühürleri ve damga pulları ile Cumhûriyet’in ilk dönemine âit içme suyu bandrolleri bize, bir zamanlar İstanbul sofralarının vazgeçilmez lezzeti olan suların nasıl kirlenip kuruduğunu, kurum, mevki ve isimlerinin değiştiğini, hatta unutulduğunu gösteriyor.

  1.  Sakaların su taşımakta kullandıkları, deriden yapılmış, alt yanı geniş, ağzı dar su kabı.
  2.  Dilaver Demirağ, Adnan Erten, Mustafa Şen, Suyla Gelen Kültür, ed. Mustafa Sencer, İSKİ, İstanbul, s. 110-112.
  3.  Hakkı Günal, İstanbul İli İçme Suyu Tarihçesi, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, yayın no. 725, Ankara, 1969.
  4.  Elif Gürbüz, “Tarih İçerisinde İstanbul’daki Mesire Olgusu ve Mesîre Alanlarının Geçirdikleri Değişimin Kâğıthâne Mesiresi Örneği Üzerinden İrdelenmesi”, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2009.
  5.  Dr. Akgün İlhan - Nuran Yüce, İstanbul’da kentsel dönüşüm ve su kaynakları. http://www.suhakki.org/2012/11/ istanbulda-kentsel-donusum-ve-su-kaynaklari/#.VuU_2fm- LSM8. 29 Kasım, 2012. Ayşe Hür, “Su İçinde Olup Susuz Kalmak,” Radikal, 27.07.2014.
  6.  Şeyhülislâm Âşir Efendi’nin oğlu olan Mehmed Hafid (ölm. 1811 / 1226) Süheyl Ünver, İstanbul’da taşbaskı olarak Dârü’t-Tıbaât il-Mâmure’de yayımlanan eserin ismini “Mihahü’l-miyâh” ve baskı târihini de 1855 (1271) olarak verir. Bkz. Dr. A. Süheyl, “İstanbul’un Bâzı Acı ve Tatlı Sularının Halkça Mâruf Şifâ Hassaları Hakkında" İstanbul Belediye Matbaası, 1934. Mehah-ı Miyâh’ın bir örneği Bavyera Devlet Kütüphânesi’nde bulunuyor. Bkz. http://reader.digitale-sammlungen.de/en/fs1/ object/display/bsb10251578_00036.html
  7.  Dr. Sadi Nazım Nirven, İstanbul Suları, İstanbul Halk Basımevi, İstanbul, 1946; Dr. Nirven, İÜ Tıp Fakültesi ve Paris’te Collège de France mezûnudur.
  8.  Hakkı Günal, İstanbul İli İçme Suyu Târihçesi, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, yayın No. 725, Ankara, 1969. Hakkı Günal, kitabının önsözünde, Dr. Nirven’in kitabından yararlandığını ifâde eder.
  9.  Kâzım Çeçen’in eserleri: Mimar Sinan ve Kırkçeşme Tesisleri, İSKİ Yayınları, İstanbul, 1988; İstanbul’un Eski Su Tesisleri ve Kırkçeşme,” Târih Boyunca İstanbul Semineri: Bildiriler, Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul, 1989, s. 107-129; Halkalı Suları, Yay. İSKİ, İstanbul, 1991; Üsküdar Suları, Yay. İSKİ, İstanbul, 1991; Taksim ve Hamidiye Suları, Yay. İSKİ, İstanbul, 1992; İstanbul'un Osmanlı Dönemi Su Yolları, haz. Celâl Kolay, Yay. İSKİ, İstanbul, 1999.
  10.  Mebrure Değer’in, danışmanlığımda yürüttüğü doktora tezi “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” projesi kapsamında, “İstanbul’un Şifalı Suları” ismiyle kitap olarak yayımlanmıştır. Kitabın sunuş yazısını kaleme alan Ajans Başkanı Şekib Avdagiç, tezin 1986 yılı başında vefat etmiş olan A. Süheyl Ünver tarafından yönlendirildiğini yanlışlıkla yazmıştır.
  11.  Davut Hut, İstanbul’un 100 Su Yapısı, İBB Kültür A.Ş., İstanbul 2013.
  12.  Fiskal pul, harç, vergi, resim, bağış ve benzeri ücretlerin toplanması için kullanılan yapışkanlı bir etiket çeşididir. Harç, damga ve yardım pulları bu türdendir.
  13.  Semra Tunç-Emine Yeniterzi, “Osmanlı Mühür Sanatı ve Klasik Türk Şiirinde Mühür" Turkish Studies, Vol. 8/1, Winter 2003, s. 2633-2650.
  14.  Revenue Stamps of Ottoman Empire and Early Period of Turkish Republic, Osmanlı İmparatorluğu ve Erken Dönem Cumhuriyet Fiskalleri, haz. Emir Eray Süleymaniye, Ankara, 2010.
  15.  2-5 Mayıs 2011 târihinde İstanbul Uluslararası Su Forumu’nda “Kaynaktan Damacanaya” sergisinde Adell Armatür Âb-ı Hayat Koleksiyonu bünyesinde su pulları ve mühürleri de sergilenmiştir.
  16.  Hakkı Günal, age, s. 40. Suyla Gelen Kültür, age, s. 112.
  17.  Hakkı Günal, age, s. 40. Suyla Gelen Kültür, age, s. 112.
  18.  İstanbul’da Suyun Serüveni, İSKİ, İstanbul, s. 63. Hakkı Günal, age, s. 34-36.
  19.  Davut Hut, İstanbul’un 100 Su Yapısı, İBB Kültür A.Ş., İstanbul 2013. www.uskudaristanbul.com. Hakkı Günal, age, s. 36-39.
  20.  Hakkı Günal, age, s. 36, 43. Şükrü Yazıkoz: “Kayış Dağı Suyu’nun kaynağı, terâzileri, maksimleri, ızgaraları, katmaları, çeşmeleri, maslaklarını gösteren 1807/1808 (1222) târihli bir harita vardır. Bkz. Türk-İslâm Eserleri Müzesi, No. 3366.” https:// eksisozluk.com/kayisdagi-suyu--2026373; 9. Ocak 2009.
  21.  A. Süheyl (Ünver), age, s. 7.
  22.  https://eksisozluk.com/kayisdagi-suyu--2026373 7. 7. Ekim. 2009.
  23.  Hakkı Günal, age, s. 48.
  24.  İstanbul’da Suyun Serüveni, age, s. 63. Vaniköy - Kandilli yolu üzerindeki Mehmed Said Efendi Çeşmesi (1196 / 1871) aynı suyun çeşmesi midir, araştırılmalıdır. http:// www.suvakfi.org.tr/cesme/mehmed-said-efendi-cesmesi- h-1196-m-1871/1707/. 21. 1. 2017.
  25.  Hakkı Günal, age, s. 48-49. http://www.beykoz.bel.tr/ beykoz/detay/istanbulun-su-kulturu-karakulak-suyu
  26.  A. Süheyl (Ünver), age, s. 5-6.
  27.  Zekeriya Kurşun-Mehmet Mazak, Baki Kente Âb-ı Beka Hamidiye, İstanbul 2006.
  28.  Hakkı Günal, age, s. 47.
  29.  Târihin Tanıklığında Vakıf Taşdelen Doğal Kaynak Suyu, haz. Hayrettin Mustafa Dayıoğlu, 2012.
  30.  http://www.vakiftasdelensu.com/tr/tarihce.html; http://www.vakiftasdelensu.com/tr/Sultan-II-Abdulhamid-Han. html
  31.  Hakkı Günal, age, s. 45-46.
  32.  http://wowturkey.com/forum/viewtopic. php?p=309343. 10 Ağustos 2006.
  33. http://www.kagithane.istanbul/kagithane_hakkinda/tarih_detail/Atiye-Sultan-Sarayi-Kagithane-Kasri-Humayunu-Kucuk-Zabit-Mektebi/112/136/0; https://muratdursuntosun. wordpress.com/2016/03/22/yildiz-sarayina-goturulen-kagithane-ayazma-suyu/
  34.  Hakkı Günal, age, s. 28.
  35.  İstanbul’da Suyun Serüveni, age, s. 62. Hakkı Günal, age, s. 25-28. Ayşegül D. Erdemir, “Arşiv Belgeleri ve Bâzı Dokümanlar Işığında Hamidiye Sularının Türk Tıp Tarihi Açısından Önemi ve Yorumlamalar.” Türk Dünyası Araştırmaları, Haziran 2013, sayı 204, s. 9-32. http://www.filosssszof.net/Turkce/tarihi-eserler- h/13119-hamidiye-suyu-tarihcesi-nerede-cesmeleri-hakkinda- bilgi.html 7. Ekim. 2009.
  36.  Hakkı Günal, age, s. 33.
  37.  Hakkı Günal, age, s. 28. http://sedat34.blogcu.com/ sariyerimizin-menba-sulari/6658081; http://www.yvik.org. tr/index.asp?pg=kh&newID=1590, 7. Ekim. 2009. A. Süheyl (Ünver), age, s. 7.
  38.  Hakkı Günal, age, s. 31.
  39.  http://www.circirsuyu.com/circir-tarihi/
  40.  Hakkı Günal, age, s. 32.
  41.  www.sariyer.gov.tr/tarihi-ve-turistik-yerler
  42.  Hakkı Günal, age, s. 21-22. Kâzım Çeçen, “Halkalı Suları,” DİA, cilt: 15, 362-363. A. Süheyl Ünver, Fatih’in Oğlu Bayezid’in Su Yolu Haritası Dolayısiyle 140 Sene Önceki İstanbul (İstanbul, Belediye Matbaası, 1945), 37-38; aynı yazar, İstanbul Risâleleri, c. 1, İstanbul: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı Yayınları, 1995, s. 163-164.
  43.  www.ihale.gen.tr/yilan.php?foy=00841637. 13. Nisan. 2011.
  44.  01/Ra/1319 (Hicrî)Dosya No:113Gömlek No:1Fon Kodu: Y..A...RES. http://eskidenbakirkoy.blogcu.com/sayfa/3
  45.  Taksim Suları için bk. Hakkı Günal, age, s. 22-25.
  46.  Hakkı Günal, age, s. 38.
  47.  Hakkı Günal, age, s. 67.
  48.  www.2eylul.com.tr/gundem/kirazli-suyuna-akin- var-h38476.html. 24 Kas 2014
  49.  http://osmankaganyucel1.blogspot.com.tr/https:// www.google.com.tr. 3 Nisan 2015. Silâhdar Mehmet Ağa, XVII. inci Asır Saray Hayatı. Mustafa Nihat Özen tarafından seçilerek bir önsöz ilâve edilmiştir. Ankara, 1947, Aksa Kitabevi.
  50.  Hakkı Günal, age, s. 25.
  51.  http://proje.akdeniz.edu.tr/mcri/mjh/2-1/MJH-4-Guven_ Dinc-Cemil_Celik Osmanli_Donemi_Kibris_Su_Vakiflari_ 1571-1878.pdf. 2012.