Z Dergi Mobil Uygulamasını
ÜCRETSİZ HEMEN İNDİRİN!

Mobil Websitesine Devam Et >>

Suyun İyileştirici Gücü Şifâ Kapları
Serkan Gedük

Yazı Boyutu: a a a
Okuma Modu

Suyun İyileştirici Gücü Şifâ Kapları
Serkan Gedük

http://www.zdergisi.istanbul/makale/suyun-iyilestirici-gucu-sifa-kaplari-135

İnsan, yaşamının ilk dönemlerinden îtibâren hastalıklarla, nazar ve büyüyle mücâdele etmeye başlamıştır, bunlardan korunmak ve kurtulmak amacıyla da çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Geleneksel inançlara bağlı olarak gelişen korunma şekilleri arasında en yaygın olanı âyet ve duâların yazılı olduğu, şifâ kaplarıdır. Şifâ kapları genellikle bronz, pirinç ve bakır gibi mâdenlerden yapılmasına rağmen az da olsa seramik ve porselenden yapılmış olanlarına da rastlanmaktadır. Şifâ kapları halk hekimliğinin en somut örnekleri olup şifâ tasından su içen insanların ve hayvanların hastalıklardan kurtulacağına inanılmıştır.1

İslâmiyet’ten önce şifâ taslarına benzeyen en yakın örnek Ârâmî2 taslarıdır. Geniş bir coğrafyada yaşayan Ârâmîler, ruhlarını kötü güçlerin etkisi altına aldığını düşündükleri hastaların tedâvi edilmesi için şifâ taslarını kullanmışlardır. Bu taslar genel hatlarıyla merkezde bulunan figürü çevreleyen yazı şeritlerinden oluşan basit bir şemaya sâhiptir.3

İslâm’ın, Suriye bölgesinde yayılması sonucu yerleşik kültürlerle güçlü bir etkileşim gözlenir. İslam dîninin kendi kuralları doğrultusunda şifâ taslarının ilk örneklerini Ârâmî şifâ tasları oluşturur.4 Bunun dışında Anadolu’da şifâ tasları, Türk hamam taslarına ve Gordion’da rastlanan Frig taslarına çok benzemektedir. Kenar ve göbek şekilleri, hemen hemen bir birinin aynısıdır. Aralarındaki fark ise şifâ taslarının içlerinin çiçek veya diğer şekillerle süslü olmayıp âyetlerle bezenmiş olmasıdır.5 Anadolu’da hastalıklardan kurtulmak ve şifâ bulmak için kullanılan şifâ taslarına farklı isimler verilmiştir. Sivas, Konya, Gaziantep ve Malatya gibi yörelerde şifâ taslarına tihtap tası6, Erzurum’da çiçek tası7, Ankara’da botça tası8, Çorum’da korku tası9 denmektedir.

Şifâ kaplarıyla aynı işlevde kullanılan nisan tasları da ayrı bir inceleme konusudur. Bu tasları şifâ kaplarından ayıran en önemli özellik, bereketli ve şifâlı olduğuna inanılan nisan yağmurlarının toplandığı kaplar olmasıdır. Şifâ kaplarının üzerinde görüldüğü gibi, nisan taslarının yüzeyinde de âyet ve duâlar görülebilir. Bu kaplar da genellikle pirinç, bronz ve tunçtan yapılmıştır. Nisan tasları, Topkapı sarayında da kullanılmıştır. Enderun hastânesinde kalan hastalar için ilâçlar da hazırlayan Kilerci koğuşu içoğlanları, Nisan ayında şifâlı olduğuna inanılan “Nisan yağmuru” suyunu toplayarak pâdişâha sunarlardı.10

Şifâ Kaplarının Kullanımı

Şifâlı kaptan su içen kimse, içtiği suyun okunmuş olduğuna inanır ve dolayısıyla yakalandığı hastalıktan kurtulacağına bütün varlığıyla inanmış olur ve hasta ruhsal açıdan rahatlardı. Bu inanç, hastada plasebo etkisi gösterirdi.11

Günümüz tıbbında da uygulanan telkinle iyi etme yönteminin bâzı hastalarda olumlu sonuçlar gösterdiği çeşitli araştırmalarla kanıtlanmıştır.12 Şifâ kabına suyun konması sırasında ve su içilmeden önce yapılması gereken bâzı kurallar vardır. Şifâ kabına konacak suyun kıbleye karşı akan bir pınardan, çeşmeden veya çaydan, gün doğumundan önce alınması, su alınırken köpeklerin görmemesi, alınan suyun ayak basılan bir yere dökülmemesi ve yeni ayın ilk çarşamba günü (kimi yörelerde cuma günü) alınması gibi kurallara uyulması istenirdi.13 Şifâlı kaptan su içerken niyet temizliğinin olmasına dikkat edilirdi. Suyun kıbleye dönerek içilmesi, kalpte şüpheye yer verilmemesi, duâların belli sayılarda tekrarlanarak okunması, herhangi bir maddî beklenti içine girilmemesi gibi birtakım kurallara uyularak suyun üç yudumda içilmesi gerekirdi. Aksi hâlde yapılan tedâvinin hiçbir yarar sağlamayacağı ve hastalığın şifâ bulmayacağı düşünülürdü.15

Telkin gücünü artırmak amacıyla mümkünse bir de hoca efendi bulundurulur ve hasta suyu içtikten sonra hoca okur üflerse hastanın tamâmıyla iyi olacağına inanılırdı. Doğum sancısı çeken hâmile kadınlar, şifâ kabına konan sudan üç yudum içip bu suyla yıkanırlarsa doğumun sorunsuz geçeceğine inanırlardı.

Sarayda Kullanılmış Şifâ Kapları

Mâdenî Şifâ Tasları

Topkapı Sarayı'nda kullanılan mâdenî şifâ taslarının çoğunluğunu bakır (tombak), pirinç ve bronzdan üretilmiş eserler oluşturur. Bu tasların çoğunluğu tüm şifâ taslarında olduğu gibi biçim olarak Frig dönemi (MÖ 750-MÖ 300) bronz kaplarına benzemektedir. Sarayda kullanılan mâdenî şifâ taslarının, yarı değerli taşlarla süslenmiş olanlarının yanında tombaklanmış ve kalaylanmış örnekleri de bulunmaktadır. Çok nâdir de olsa usta adı ve yapım târihine de rastlanır. Ağız çapları 10-20 cm, yükseklikleri 3-9 cm arasında değişir. Şifâ taslarının iç ve dış yüzeyleri Arapça âyet ve duâlarla süslenmiştir. Bu yazılar aynı stilde kopyalanarak yazılmış olduğu için şifâ taslarında bulunan yazıların okunmasını zorlaştırır. Yazılan yazılar daha çok sülüs ve tâlik tarzdadır. Genellikle şifâ taslarının iç kenarlarının üst kısmında içi yazıyla doldurulmuş “mihrap” olarak bilinen kartuşlar bulunur. Tasların iç yüzeyinin ortasında “göbek” olarak isimlendirilen çıkıntı (bombe) yer alır. Bu göbek bâzı şifâ taslarında bulunmaz. Bu göbeğin işlevsel bir fonksiyonu vardır. Özellikle akıtılan suyun etrâfa sıçramasını ve tasın elden kaymasını engellemektir. Kabın içindeki su sâdece ayak basılmayan bir yere dökülebilir, eğer dökülmez ise hastalığa ve nazara iyi gelmeyeceğine inanılır.

Mâdenî şifâ taslarındaki yazı ve şekiller, tasların iç ve dış yüzeylerine yoğun bir şekilde uygulanmıştır. Çoğunlukla âyet ve sûreler bulunur. Saff, Fâtiha, Felâk, İhlas, Fetih, Yâsin ve Nâs sûreleri, Kalem sûresinin 50- 51-52. âyetleri, Kâfirûn sûresinin 1-6. âyetleri ile âyete’l-kürsî yazılmaktadır. Bunun dışında Allâh’ın isimleri, Hz. Peygamber ve Hz. Ali’ye salavatlar, Hz. Fatma ve torunları Hasan ve Hüseyin’e salavatlar, Dört Halife’nin ve dört büyük meleğin adları, Ashâb-ı Kehf’in adları, Mühr-i Süleyman ve çark-ı felek motifleri, Hz. Ali’ye ve Oniki İmam’a yönelik duâlar, tılsımlı yazılar, cifirler, vefkler, astrolojik simgeler, yılan, akrep, aslan ve ejderha gibi hayvanların figürleri yer almaktadır. Bu sembol, âyet ve sûrelerin yazılması, şifânın Allah’tan geleceği, Allâh’ın istemediği hiçbir şeyin olmayacağı inancı sebebiyledir. Pirinçten yapılmış olan bu kâsenin ise akrep ve yılan sokması, köpek ısırması, burun kanaması, karın ağrısı için faydalı olacağına ve şifâ arayan kişinin bu tastan üç defa su içtikten sonra Allah’ın lütfu ile kurtulacağına inanılmıştır.

Seramik ve Porselen Şifâ Kapları

Sarayın Çin ve Japon porselenleri bölümüne kayıtlı içi duâ ve âyetlerle bezenmiş 37 adet porselen kâse ve tabak mevcuttur. Arapça bilmeyen Çinli ustalar tarafından yazılmış olan bu kapların üzerinde yer alan âyet ve duâlar, tam olarak okunamamaktadır. Bu kapların en belirgin özelliği, Çin kökenli motiflerin arasında Arapça duâ ve âyetlerin yazılı olmasıdır. Bu duâlar, porselen kaplara sır altı ve sır üstü tekniklerle yazılmıştır. Kaplara bakıldığında yazıların yoğun ve iç içe geçmiş olduğu görülür. Bunun nedeni, âyet ve duâların yarıda bırakılmadan tam olarak yazılmak istenmesidir. Süslemede kullanılan âyet ve duâlar, kabın işlevine yönelik olarak Allâh’a bir yakarış ve ondan şifâ umudunu yansıtır. Porselenlerde İsrâ sûresinin yanı sıra Allâh’ın isimleri, kelimeitevhit, âyete’l- kürsî, İhlas sûresi ve Kevser sûresinin de kullanıldığını görmekteyiz. Porselenlerin üzerinde tılsım amaçlı yapılan vefk düzenlemeleri ve çeşitli rakam dizilerinin gizli tutulması, taslar üzerindeki gizemin çözülmesini zorlaştırmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi Pâdişah Elbiseleri bölümünde bulunan “Tılsımlı Gömlekler”de yine bu duâ ve âyetlerin olduğu bilinmektedir. Bu gömlekler vefk17 ve cifrlerle dekorlanmış olup şifâlı taslar gibi hastalık ve kötülüklerden koruduğuna ve hastalara şifâ verdiğine inanıldığı için tercih edilmişlerdir. Bu tılsımlı gömlekler, genel olarak savaşa giderken zırh altına giyilerek kullanılmıştır.

Ortadoğu pazarı için Çin’de üretilmiş olan şifâ kabının ağız kenarı kıvrımlıdır. Orta kısmı kare dekorlu olup Arapça yazı ve sayılarla süslenmiştir. Kare dekorun dış hatları kırmızı, içindeki Arapça numaralar siyah emaye ile yapılmıştır. İç yüzeyindeki duâ ve âyetlerin birinci satırında, “Bismillah Şifâ, Allâh’ın adıyla şifâ, Allâh’ım! Ey insanların Rabbi! Şifâ ver! Şifâ veren ancak Sen’sin! Sen’den başka şifâ verecek kimse yoktur.”, ikinci satırında “kelimeitehvit”, üçüncü satırında tamamlanmamış “şifâ âyeti”, dördüncü satırında “âyete’l-kürsî”, beşinci satırında “Ya Allah, Ya Muhammed Mustafa, Ya Ali”, orta kısımdaki kare içinde “duâ ve Allah’ın isimleri” yer almaktadır. Çevresinde ise “Lâ fetâ illâ Ali, lâ seyfe illâ Zülfikâr (Zülfikar’dan keskin kılıç, Ali’den büyük yiğit yoktur.)” yazılıdır. 

  1. Serkan Gedük, Topkapı Sarayı Müzesi Çin Porselenleri Koleksiyonundaki Şifâ Kapları, s. 97.
  2. Ârâmîler MÖ XX. yüzyılda Suriye çölü sınırlarında yaşayan Sâmî ırktan göçebe bir kavimken, daha sonra Lübnan'dan Yukarı Mezopotamya'ya, Basra körfezinden Amanos dağlarına uzanan bir alana yayılmıştır.
  3. Şinasi Acar, Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri, s. 102.
  4. Aysun Akı, Ankara Etnografya Müzesindeki Şifâ Tasları, s. 25.
  5. Yasemin Masaracı, İnanç Dünyamızın Gizemli Objeleri, s. 156.
  6. Tihtap: bir şeyin iyi yapıştığını, bir tedbîrin hastalığa birebir geldiğini, tihtabı budur, ilâcı budur, bu ilâç hastalığı tihtap gibi kesti manalarında kullanılmaktadır.
  7. Erzurum taraflarında şifâ taslarına çiçek tası denmektedir. Koyun ve keçilerde meydana gelen çiçek hastalığı, tedâvisinde şifâ tası kullanılır. Hasta olan hayvan için şifâ tasına su doldurulur. Âyete’l-kürsî ile İhlas ve Fâtihâ sûreleri üçer defa okunur ve tasa üflenir. Şifâ tasından temiz bir süpürge ile hayvanların üzerine su serpilir.
  8. Ankara’nın Kızılcahamam taraflarında çiçek hastalığına botça hastalığı denmektedir.
  9. Korkulan hastalıklardan korunmak için korku tası denilmiştir. Özellikle halk arasında genellikle “karabasan” denen gece korku basmasının tedâvi edilmesinde kullanılmaktadır.
  10. Korkulan hastalıklardan korunmak için korku tası denilmiştir. Özellikle halk arasında genellikle “karabasan” denen gece korku basmasının tedâvi edilmesinde kullanılmaktadır.
  11. Plasebo etkisi, farmakolojik olarak etkisiz bir ilâcın telkîne dayalı bir etki ortaya çıkarma hâlidir. Aslında plasebonun fiziksel anlamda tedâviye yönelik bir gücü yoktur. Sâhip olduğu tedâvi gücünü tamâmen hastanın verilen ilâcın işe yarayacak olduğunu düşünmesinden alır. Plasebo tıbbın bilimsel olarak açıklayamadığı bir yöne, insanların istemeleri hâlinde kendi kendilerini iyileştirme gücüne yöneliktir.
  12. Bkz (2) Gedük, s. 100.
  13. http://www.toprakisveren.org.tr/2014- 101-sinasiacar.pdf
  14. Abdulbaki İşcan, Anadolu Şehrinin Günlük Hayatında Su Kültürü, s. 118.
  15. Bkz (9), Acar, s. 106.
  16. Vefk üzerinde belli kâidelere göre sayıların harflerin veya kelimelerin yazıldığı hânelere bölünmüş satranç tahtası gibi bir kare (veya dâire) olup hastalıklara karşı sihir büyü için diğer bütün maksatlar için muska (nüsha) olarak yapılır. İslâm Ansiklopedisi, s. 256.

KAYNAKÇA

Acar, Ş., Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri, Yem Yayınları, İstanbul, 2015.
Akı, A., Ankara Etnografya Müzesi’ndeki Şifa Tasları, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimlere Enstitüsü, Ankara, 2013.
Aksoy, O., "Şifa Tasları", Türk Etnografya Dergisi,15, 1967, s. 35-54.
Argunşah, M. (haz.), Muhammed b. Mahmûd-ı Şirvânî, Tuhfe-i Murâdî, TDK Yayınları, Ankara, 1999.
Âşıkpaşazâde, Tevârih-i Âl-i Osman, Âşıkpaşazâde Târihi, haz. Ali Bey, İstanbul, 1970.
Devellioğlu, F., Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Aydın Kitabevi, Ankara, 1998.
Erdoğdu, A., Gedük, S., Topkapı Sarayının Mücevherli Çin Porselenleri, II. Uluslararası Türk Sanatları Târihi ve Folkloru Kongresi/Sanat Etkinlikleri: 05/10.04.2014-Bosna - Konya: Bildiriler, Konya, Selçuk Üniversitesi Yayınları, 2015, s. 283-289.
Gedük, S., “Topkapı Sarayı Müzesi Çin Porselenleri Koleksiyonundaki Şifâ Kapları”, Sağlık Târihi ve Müzeciliği Sempozyumu, Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları, İstanbul, 2015.
İşcan, A., Anadolu Şehrinin Günlük Hayatında Su Kültürü, ASKİ Genel Müdürlüğü Yayınları, 2013.
Masaracı, Y., İnanç Dünyamızın Gizemli Objeleri, İSMEK El Sanatları Dergisi, c. 4, 2007, s. 156-160.
Sakaoğlu, N., Saray-ı Hümâyun, Deniz Bank Yayınları, İstanbul, 2002.
http://www.toprakisveren.org.tr/2014- 101-sinasiacar.pdf (09.11.2015)